Mekteb-i Derviş | İslam

     BARBAROS HAYREDDİN PAŞA KİMDİR? HAYATI, GEMİSİ, SAVAŞLARI, VEFATI, TÜRBESİ

    (D.M. 1478 Midilli - V.H. 6 Cemâziyelevvel 953 - M.5 Temmuz 1546.İstanbul)

    Büyük Türk Denizcisi, Kaptan-ı Derya, Akdeniz’i Türk Gölü Haline getiren, Âlim, Kahraman, Dinin Yardımcısı...

    Barbaros Hayrettin Paşa'nın Türk, İslam ve Dünya tarihinde önemli bir yeri vardır. Osmanlı'nın en ünlü denizcilerindendir. Barbaros Hayrettin Paşa, sayısız zafer elde etmiştir. Etkin olduğu dönemlerde Akdeniz Türk Gölü haline gelmiş, Osmanlı Devleti'nin egemenliğini pekiştirmiştir.

    DOĞUMU VE EĞİTİMİ

    Hızır Reis, 1478 yılında Midilli'de doğdu. Babası Aslen Vardar yenicesinden olan Yakup Ağa, bir Osmanlı sipahisiydi ve 1461 yılında Midilli'nin fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet ile birlikteydi. Annesi; ada halkından Midillili Mukaddes Hatun'dur. Kardeşleri, Oruç Reis, İlyas Reis, İshak Reis dir. Asıl adı Hızır olduğu halde Barbaros ve Hayreddin, Kaptanı-ı Derya lakaplarıyla tanınır. Batılılar havuç rengine çalan kırmızı sakalından dolayı, ağabeyi Oruç'a verdikleri "Barbarossa" adını daha sonra Hızır Reis içinde kullandıklarından Barbaros diye tanınmış, Türkçeye Barbaros olarak geçmiştir.

    Hayreddin (dinin hayırlısı anlamına gelen) lakabını ise kendisine hizmetlerinden dolayı Yavuz Sultan Selim Han, vermiştir. 

    Barbaros Hayreddin Paşa, iyi bir eğitim almış, âlim ve cesur bir komutandı. İri yapılı ve kumral tenliydi. Saçı, sakalı, kaşları ve kirpikleri çok gürdü. Ömrü denizlerde geçtiğinden Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini çok iyi bilirdi. Çinili Hamam kendisine aittir. Oğulları Mehmet Paşa, Hasan Paşa ve Vali Paşa'dır.

    Barbaros Hayreddin Paşa, Gençliğinde yaptırdığı bir gemi ile Midilli, Selanik ve Eğriboz arasında ticaret yapmış, 1504 yılından sonra Batı Akdeniz’e yönelmiştir.  Zaman içinde gemilerinin sayısını arttırmış, kardeşleri İlyas ve Oruç ile birlikte İtalya, İspanya gibi ülkelerin korsanlarıyla savaşarak oraları fethetmiştir. Büyük başarılar gösteren Paşa’ya Osmanlı Devletinin desteği de gelince daha da güçlenmiştir.

    Barbaros Hayreddin Paşa, kardeşleri İlyas Reis ve Oruç Reis ile beraber birçok deniz savaşında bulunmuş. Diğer kardeşi İshak’ı ise Midilli'de bırakmışlardı. Barbaros Kardeşler Öncelikle Akdeniz'de Deniz ticareti üzerine çalıştılar.  Denizcilik içerisindeki becerileri ve dürüstlükleriyle ünleri Mısır'a kadar yayılan Kardeşler bir ara Midilli'den Trablusşam’a kadar mal götürürken rotasız Sen-Jaint şövalyelerinin Savaş gemilerinin yollarını kestiler. Bu çarpışma içerisinde Küçük kardeş İlyas'ın ölümünden sonra Oruç Reis tutsak edildi ve Forsa olarak çalıştırılmaya başlandı.  Rodos şövalyeleri Antalya valisi olan Şehzade Korkut'a fidyesi ödenmiş 100 Türkü teslim etmesi sırasında kaçtı.

    Sultan Korkut'un korumasına giren ve Korsanlığa başlayan Korkut'un Yavuz Sultan Selim tarafından öldürülmesi ve Yavuz'un Anadolu kıyıları boyunca korsanlığı yasaklaması üzerine Barbaros Kardeşler Akdeniz'de bulunan Cerbe Adasını kendilerine üs  olarak kullanmaya başladılar.  1514 yılında Tunus Sultanı olan Muhammed'in kendilerine vermiş olduğu Halkulvad Kalesi'ni  üst olarak kullanmaya başladılar.  

YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİ

    Hızır ve Oruç 1516'da ele geçirdikleri yüklü bir gemiyi armağan olarak Piri Reis himayesinde Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'e gönderdiler. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim de onlara verdiği desteğin bir ifadesi olarak armağanlar yolladı.

    1516-1517'de İspanyollara karşı savaştılar ve Tenes, Tlemsen ve Oran kentlerini ele geçirdiler. Katolik Ferdinand’ın ölümünden (1516) faydalanarak İspanyol işgalinden kurtulmak isteyen Cezayir şehrinin yardımına da koştular. 1516'da Cezayir'i fethetti.  Cezayir ve onun batısındaki Şerşel’in fethedilmesinden sonra Oruç Reis Şerşel ve Cezayir sultanı ilân edildi. Bunu 1517’de Tenes ve Tlemsen (Tilimsân) şehirlerinin zaptı takip etti. Ancak yerlilerle anlaşan İspanyolların 1518’de Tlemsen’i geri aldıkları savaşta Oruç Reis şehit oldu.

    31 Ocak 1518 de İshak Reis’in şehadetinin ardı sıra İspanyollarla yapılan savaşta da Oruç Reis şehit olunca. Barbaros Hayreddin Paşa, Cezayir Beyliği'ne atandı. 

    İlk başlarda Osmanlı İmparatorluğuna bağlı özerk statü taşırken, Cezayir'in 1533 yılında beylerbeylik olmasıyla bu eyaletin valisi oldu. Cezayir’in fethinden sonra Hızır reis, Barbaros Hayrettin Paşa diye anılmaya başlanmıştır. Cezayir Devleti'nin başına Hızır Reis paşa geçti ve padişaha elçiler yollamak suretiyle Cezayir'in Osmanlı buyruğunu alınmasını talep etti. Hızır Reis Cezayir Beylerbeyi payesiyle Paşa olma dönemine 15 Mayıs 1519 yılında yaşadı. 

    Yalnız kalan Hızır Osmanlı desteğini güçlendirmek için adamlarından Hacı Hüseyin’i, Cezayir halkının Ekim 1519 tarihli arîza*sı ve kırk esirle birlikte Osmanlı padişahına gönderdi. (Türkçe tercümesi Topkapı Sarayı Arşivi’nde bulunan bu arîza Abdülcelil Temîmî tarafından yayımlanmıştır: “Lettre de la population algéroise au Sultan Sélim 1 er en 1519”, Revue d’histoire maghrebine, 1976, V, 95-101). 

    Afrika’da olup bitenleri öğrenen Yavuz Sultan Selim, “Hızır Reis nasrüddîndir, hayrüddîndir” diye memnuniyetini ifade ederek onun Cezayir hâkimi olarak tanındığını belirten bir hatt-ı şerif gönderdi. Ayrıca kendisine Anadolu’da gönüllü asker toplama imtiyazı tanınarak yeniçerilerle topçulardan oluşan 2000 kişilik bir yardımcı birlik gönderilmesi kararlaştırıldı. Böylece hutbenin padişah adına okunduğu Cezayir Osmanlı topraklarına katılmış olduğu gibi Hızır da artık Hayreddin Paşa diye anılmaya başlandı.

    Cezayir’e hâkim olduktan sonra burayı idarî bakımdan ikiye ayıran Hızır Reis, doğu kısımlarını yerli emîrlerden Ahmed b. Kadî’nin, batı kısımlarını ise Muhammed b. Ali’nin idaresine bıraktı. Ancak Hızır Reis’in faaliyetleri ve Türkler’in Kuzey Afrika’da yerleşmeleri İspanyollar’ı tekrar harekete geçirdi. Sicilya kral nâibi Hugo del Moncada kumandasındaki seksen gemiden oluşan bir filonun 1519 Ağustosunda Harras bölgesine yaptığı çıkartma Hızır Reis tarafından püskürtüldü. Hâtıralarında belirttiğine göre bu savaş sırasında Avrupalılar Hızır’a ağabeyi gibi “Barbarossa” lakabını verdiler.

    Barbaros Hayreddin 1520-1529 yılları arasında İspanyollar’ın elinde bulunan küçük bir adanın dışında bütün yörenin hâkimi oldu. Cicelli’den sonra Kol (Collo) Limanı ile Bone ve Konstantin’i de ele geçirdi. Fakat Tunus Sultanı Muhammed’in saldırısı ve Ahmed b. Kadî’nin isyanı üzerine 1524’te Cezayir’i terk etmek zorunda kaldı. Ancak üç yıl sonra şehre yeniden hâkim olabildi. Başta Sinan ve Aydın reisler olmak üzere Akdeniz’deki Türk denizcileriyle civardaki adalar halkı onun hizmetine girdiler. Cezayir’de bir silâh atölyesi kuruldu. Barbaros mevcudu otuz beş gemiye yükselen filosu ile İtalya’dan sonra İspanya sahillerini de tehdide başladı. Çeşitli baskı ve zulümlere uğrayan Gırnata Müslümanları Barbaros’un şahsında büyük bir destek buldular. Yurtlarından ayrılmak zorunda kalan bu Müslümanlar (Moriscos) Türk gemileriyle Afrika sahillerine taşındı. Cezayir’e getirilen Endülüs Müslümanlarının sayısı 70.000’i buldu. Ayrıca ele geçirilen ganimetlerle Cezayir şehri zenginleşti ve Türkler’ in Hindistan’ı (veya Meksikası) diye şöhret kazandı.

    Bu arada Barbaros İspanyolların elindeki Adakale’yi de (Penon) alarak (1530) buraya bir dalgakıran yaptırdı. Öte yandan 1531’de Şerşel’e saldıran Andrea Doria kumandasındaki İspanyol filosu bir sonuç elde edemedi. Fakat Doria ertesi yıl Osmanlılara ait Koron ve Patras’ı ele geçirdi. Bunun üzerine Kanûnî Sultan Süleyman donanma kumandanlığına getirmek için Barbaros’u İstanbul’a çağırdı. Yerine evlâtlığı Kara Hasan’ı bırakan Barbaros yirmi tekne ile Cezayir’den yola çıkarak İstanbul’a vardıktan bir gün sonra, 11 Cemâziyelâhir 940 (28 Aralık 1533) günü padişah tarafından kabul edildi. Ardından Kanûnî’nin isteğiyle, Irakeyn Seferi’nde bulunan Vezîriâzam İbrâhim Paşa’nın (Makbul) yanına Halep’e giden Barbaros, Cezâyir-i Bahr-i Sefîd beylerbeyiliği pâyesiyle Kemankeş Ahmed Paşa’nın yerine kaptanıderya lığa tayin edildi (6 Nisan 1534). Böylece o zamana kadar Gelibolu sancak beyliği pâyesiyle verilen kaptanı deryalık beylerbeylik derecesine yükseltilmiş oldu.

    Yavuz Sultan Selim döneminden sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde de büyük başarılara imza atmıştır. Bu dönemde Irakeyn Seferi’ne katılmış, Halep’e gitmiştir. Çalışmalarından ötürü Beylerbeyliği derecesine yüklesen paşa, 1534 yılında 80 gemi ile İstanbul’dan ayrılmış ve İtalya’nın güneyine, Tunus’a seferlerde bulunmuştur. 1538 yılında Ege denizine açılarak Eğriboz’un güneyindeki toplam 28 adayı ve iki kaleyi Osmanlının idaresine katmıştır. Böylece Sakız, Kıbrıs ve Girit’in dışında Venedik’in Doğu Akdeniz ve Ege’deki hâkimiyetine son verilerek deniz yollarının emniyetini sağlamıştır. 1520-1566 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı egemenliği doruk noktasına Akdeniz'de tamamıyla ulaşmıştır.

    Öncelikle Horon Kalesi'ni Andrea Dorya kuvvetlerinden aldıktan sonra Tunus'ta egemenliğini kuran ve Berberi hanedanından olan Ben’i Hafs devletini 1534 yılında son vermek suretiyle Osmanlılara bağladı. 

    Alman Kralı V. Karl Tunus’u geri aldı ancak Barbaros Balear Adaları’na sefer düzenlemek suretiyle bunları yakıp geçti. 11 Mayıs 1533 yılında İtalya'ya sefer yapan Barbaros Apuglia kıyılarını topa tutarak buradan Korfu’ya yöneldi ve Kiklat adalarına ele geçirmek suretiyle 1538 yılında Andrea Doria’nın gemilerini kovalamak suretiyle Kerpe ve Kaşot adalarını da almış oldu. Barbaros'un sonuncu seferinde;  Papa ve V.Karl birleşik Avrupa armadası oluşturdu. Barbaros Eğriboz’da iken o zamana kadar hiç görülmemiş büyüklükte olan bir birleşik Hıristiyan donanması Yunan denizinde toplanmaya başladı. Donanmanın Komutanlığına Andrea Dorya getirildi. Barbaros bulunduğu İstanköy Körfezi'nden Preveze'ye gelerek güneyinde yer alan Arta körfezine girdi.

    Körfeze girdikten sonra 27 Eylül 1538 de Osmanlı donanması körfez'den çıkarak Hilal biçiminde dizilmek suretiyle düşmanla savaşmaya başladı. Andrea Doria Aya Mavri Adası açıklarına çekildi. İki donanma 28 Eylül 1538 yılında  karşılıklı olarak bir araya geldiler. Barboros üstün sayıda olan düşman kuvvetlerini dağıtmayı başarmasının yanı sıra Haçlı donanmasını büyük bir hezimete uğrattı. Venedik Osmanlı Devleti ile barış imzalaması sonrası Osmanlı Devleti en büyük düşmanı olan Kutsal Roma-Germen İmparatoru V.Karl’ı bu kez de Cezayir önlerinde tekrar yenilgiye uğrattı. Osmanlı Devleti Fransa Kralı.Françioz’un çağrısı üzerine Alman İmparatorluğu V.Karl’a karşı olarak onu desteklemeyi kararlaştırdı.  

    Nice-Nis seferine çıkan Barbaros 1543 yılında Nice Kalesi'ni ele geçirerek 1 yıl 3 ay süren bu seferin ardından İstanbul'a dönen Barbaros; çok büyük şenliklerle karşılandı.

    Birçok zafer kazanan Barbaros, Avrupa'da nam saldı. Avrupalılar çocuklarını Barbaros geliyor diye korkutur hale geldiler. 

PREVEZE DENİŞ SAVAŞI

    Osmanlıların Akdeniz’deki denetiminin artması üzerine, Papalık, Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya ve Portekiz gemilerinden oluşan bir "Haçlı donanması" kuruldu ve başına Andrea Doria getirildi. Osmanlı donanması ile Haçlı donanması 1538'de Arta Körfezi önlerinde karşılaştı. Haçlıların 600'den fazla gemisi vardı. Bunun 308'i harp teknesi olup, 120'si en büyük oturak gemileriydi. Haçlılar donanmaya on binlerce forsadan başka 60 bin asker bindirmişlerdi. Hayrettin Paşa komutasında ise 122 kadırga ve forsalar dışında 20 bin askeri vardı. Toplamı 80 bin kişiyi bulan bir deniz savaşı daha önce hiç görülmemişti. Savaş sonucunda haçlı donanması 128 gemisini kaybetmiş, 29'u da Osmanlı denizcileri tarafında ele geçirilmişti. Hayrettin Paşa hiçbir gemisini kaybetmezken 400 kadar leventi şehit olmuştu. Hayreddin Paşa, tarihe Preveze Deniz Savaşı olarak geçen savaşın mutlak galibiyetini Osmanlı devletine kazandıran Kaptanı Derya olarak adını tarihe yazdıracaktı. Bu zafer Osmanlı Devleti’nin Akdeniz'deki egemenliğini pekiştirdi.

    Preveze Zaferi’yle Doğu Akdeniz’den sonra Orta Akdeniz bölgesinde de Türk üstünlüğü sağlanmış oldu. Bu arada Doria tarafından daha önce ele geçirilen Adriyatik kıyısındaki Nova da (Castelnuova) kolaylıkla geri alındı (10 Ağustos 1539). Venedik Osmanlılar’la bir barış yaparak (1540) ittifaktan ayrılırken V. Karl’ın Cezayir’e karşı giriştiği 1541 seferi ise fırtına yüzünden hezimete dönüştü.

    I. François Preveze’den sonra yeniden Osmanlılar’a yaklaşmaya başladı. Başından beri Fransızlar’la iş birliğinden yana olan ve 1532’de I. François ile ilişki kurmuş bulunan Barbaros’un da uygun görmesiyle Akdeniz’de V. Karl’a bağlı yerlere karşı ortak bir harekete karar verildi. Fransa elçisi Paulin’i de yanına alarak 28 Mayıs 1543’te İstanbul’dan hareket eden Barbaros 110 gemilik filosuyla Messina, Reggio ve Ostia gibi İtalyan sahillerini vurduktan sonra 20 Temmuz’da Marsilya’ya vardı ve burada törenlerle karşılandı. Fransız donanmasının hazırlıklarının tamamlanmasından sonra Savoi Dukalığı’ndaki Nice’in alınmasına karar verildi. 

    Kutsal Roma-Cermen İmparatoru Şarlken, Preveze'nin intikamını almak için 1541 senesinde Cezayir'e saldırdıysa da başarılı olamadı. Bu arada Fransa Kralı I. François, Şarlken'e karşı Osmanlılardan yardım isteyince, Kanuni Barbaros’u Fransa’nın Akdeniz kıyılarına gönderdi. Barbaros, Toulon'da Fransız donanmasıyla birleşerek 1543 senesinde Nice'i aldı.

    İstanbul’a Dönüş sırasında da Cenova’da esir bulunan Turgut Reis’i kurtardı.

VEFATI

    XVI. yüzyılda Akdeniz'i Türk egemenliğine hediye etmiş olan Barbaros Hayrettin Paşa Nice seferi son büyük seferidir. Bundan sonra daha çok tersane işleriyle meşgul olmuştur. İstanbul'da Beşiktaş Sarayı’nda, 6 Cemâziyelevvel 953’te (5 Temmuz 1546) kısa bir hastalıktan sonra 73 yaşında  vefat eden Barbaros Hayreddin Paşa, sağlığında Beşiktaş'ta yaptırdığı medresenin yanındaki türbesine defnedildi. Onun ölümü için ; “Mâte reîsü’l-bahr = مات رئيس البحر = 953” (Denizin reisi öldü) sözü tarih düşürülmüştür.

    Barbaros Hayreddin Paşa zamanında Osmanlı denizciliği gücünün zirvesine ulaşmış, onun mektebinde yetişen değerli denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu güç varlığını bir süre daha devam ettirmiştir.

    Barbaros Hayrettin Paşa çok sayıda denizci yetiştirmiştir. Bu ünlülerin arasında yer alan; Piri Reis, Salih Reis, Turgut Reis Seydi Ali Reis, Kılıç Ali Reis ve Murat Reis gibi denizciler bulunmaktadır. 

    Çağdaş kaynaklara göre Barbaros iri yapılı, kumral tenli idi. Saçı, sakalı, kaşları ve kirpikleri çok gürdü. Ömrü denizlerde geçtiğinden Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini iyi bilirdi. Ayrıca mûsikiyi de seviyordu. Cezayir’de yaptırdığı caminin kitâbesinde (Nisan 1520) unvanı “es-Sultânü’l-mücâhid mevlânâ Hayreddin ibn el-emîr eş-şehîr el-mücâhid Ebî Yûsuf Ya‘kūb et-Türkî” şeklinde gösterilmiştir. Daha sonraki devirlerde, Ege’ye açılacak donanmanın Beşiktaş’taki Hayreddin İskelesi’nde demirlemesi gelenek olmuştur. Barbaros’un evlâtlığı Hasan da Cezayir beylerbeyiliği yapmıştır.

    Barbaros Hayreddin Paşa sağlığında Seyyid Murâdî’ye hâtıralarını yazdırmıştır. Gazavât-ı Hayreddin Paşa adını taşıyan hâtırat, biri mensur diğeri manzum olmak üzere iki şekilde kaleme alınmıştır. Mensur olan Fransızca’ya (A. Rang – F. Denis, Histoire d’Aroudj et de Khair-ed-din, fondateurs de la Régence d’Alger. “Chronique arabe du XVIe siècle”, Paris 1837), İtalyanca’ya (E. Peleaz, la vita e la storia di Ariddeno Barbarossa, Palermo 1887) ve kısmen Arapça’ya (Nûreddin Abdülkadir, ez-Zühretü’n-nâʾire, Cezayir 1934) çevrildiği gibi sadeleştirilerek de yayımlanmıştır (Barbaros Hayreddin Paşa’nın Hâtıraları, nşr. Ertuğrul Düzdağ, I-II, İstanbul, ts.). Manzum hâtırat ise Necip Âsım tarafından tanıtılmıştır (“Gazavât-ı Hayreddin Paşa”, TOEM, I, 4 [1326], s. 233-238; hâtıratın ve nüshalarının tam bir değerlendirmesi için bk. Aldo Gallotta, Le gazavat di Hayreddin Barbarossa Studi Maghrebini, Napoli 1970, III, 79-160).

BARBAROS HAYREDDİN PAŞA TÜRBESİ

    Osmanlı İmparatorluğu denizciliği deyince ilk akla gelen kudretli Paşa Hızır Hayreddin (1478-1546), batılıların kendisine verdiği isimle Kızıl Sakal-Barbaros’un türbesi Beşiktaş’tadır. Kaynaklara göre Mimar Sinan’ın ilk mezar yapısı olarak, 16. yüzyılın klasik Osmanlı devri mimarisine uygun biçimde 1541-1542 yıllarında, yani ölümünden yaklaşık olarak beş yıl kadar önce inşa edilmiştir.

    Türbe, çağdaşı yapılarla karşılaştırıldığında döneminin karakteristik özelliklerini tamamen yansıtmakta olup üzerindeki (948 H./ 1541 M.) tarihle uyum göstermektedir. Yıllar içinde dış görünümü sabit kalmakla birlikte içteki bazı süsleme ve kapı kitabesindeki yazılar değişikliğe uğramıştır. 

    Kapı üzerindeki 30x134 cm’lik kitabede Sülüs hattıyla ikişer satırlık “Hâzâ türbe-i fâtih Cezayir ve Tunus, merhum Gâzi Kapudan Hayrüddin Paşa Rahmet’u-llahi aleyh- sene 948” (1541-1542 M.)  yazılıdır. Kitabe üstündeki kemerin arasında ise yeşil zemin üzerine Celi Sülüs yazıyla “Allâhümmeftah lî ebvâbe rahmetike 1324” (1809-1810 M.) (Ya Rab, bana rahmetinin kapılarını aç) ibaresi vardır.  

    Kubbe merkezindeki “1278” (1862-1863 M.) tarihli madalyon içinde Besmele’yle birlikte A’raf Suresi’nin 89. Ayeti’nden bir bölüm “Rabbenâftah beynenâ ve beyne kavminâ bil-hakkı ve ente hayr-ul fâtihîn” (Ey Rabbimiz!Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın “hattı altın yaldızla yazılmıştır. 

SANDUKA ve MEZARLAR

    Altıgen tuğla yer döşemesi üzerindeki sandukalar, zeminden ahşap karkasla yükseltilmiş etrafı ahşap şebeke ile çevrili platform üzerindedir. Dört ahşap sanduka sağdan itibaren sırasıyla Kaptan-ı Derya Cafer Paşa (öl. 1608), Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, üç kez Cezayir Beylerbeyliği yapan oğlu Hasan Paşa (d.1500- öl.1572) (Turgut Paşa’nın damadı) ve karısı Bala Hatun’u temsil etmektedir. Haziresinde de bir torunu ve kızı yatmaktadır.

    Türbe ve hazire 1 Temmuz Kabotaj Bayramı ve 27 Eylül Preveze Deniz Zaferi’nin yıldönümleri yanında,  2 Aralık 2011 tarihinden itibaren her Cuma günü öğleden sonra halkın ziyaretine açıktır.

    Paşa’nın ölümünden sonraki en büyük arzusunun “yattığım yerden vatan-ı hususiyemin yani denizin şıyırdısını işitmek isterim” sözünden denize yakın yerde defnedilmek olduğu anlaşılmaktadır.

    Vakfiyesini yazdırmadan evvel türbesini yaptırmış olması muhtemeldir.“… ve yine Kasaba-i Beşiktaş’ta Deve Meydanı tabir olunan meydana kendü cesedim defnolunması içün müceddeden bina eylediğim türbe-i şerifime bu dâr-ı fenadan seray-ı bekaya rihlet eylediğimde cesedimi defnidüb bir salih kimesne türbedar nasb ve tayin olunub kabrimin üzerinde beher leyl ikişer kandil füruzân oluna ve türbenin cevanib-i erbaasına utekalarım ve evlad-u evladlarım defnoluna…" diyerek kendinden sonra”. Yapılacakları da ayrıntılıca planlamıştır.

    Bostanların da bulunduğu bu alanda 12 odalı medrese, Darü’l-kurra, konak, kervansaray ve hamam inşa ettirmiştir. Medresenin giderleri yanında, görevli türbedar ve kandil giderlerini de vakfına ekletmiştir.  Buna göre yaptırdığı mezarına salih bir kimsenin türbedar olarak görevlendirilmesini, kabrinin üzerinde her gece ikişer kandil yakılmasını etrafına azatlı köleleri ile evlat ve torunlarının gömülmesini, ölümünde aşhanede medrese talebesi için pilav ve zerde dağıtılmasını istemiş, türbe ve medrese giderleri için Zeyrek’te çifte çinili hamamlarını, değirmen ve fırını ile 25.000 Guruş’unu vakfettiğini yazdırmıştır.

    Türk Donanması kudretli dönemlerinde her bahar sefer için payitahttan ayrılırken türbe önünde toplarını ateşleyerek Paşa’yı selamlardı.Bu seferler için 16. yüzyıl kanunlarına göre, Donanma hazır olduktan sonra Vezirler, Şeyhü’l-islam, Kazaskerler, Nişancı, Yeniçeri Ağası ve Defterdarlar sabah namazından sonra kendi kayıklarıyla tersaneye gelip, Kaptan Paşa odasına misafir olurlardı. Bu şekilde bir heyet oluşturulmuşken Vezir-i Azâm, Tersane Emini ile Tersane Kethüdasına herhangi bir eksiğin olup olmadığını sorar, aldığı müspet cevabın ardından bu iki kişiye ve onların kâtip vesairlerine hilat giydirilirdi. Bu arada padişahın müsaadesi gelince heyet, Kaptan Paşa baştardesine biner ve Sadr-ı Âzâm ile Kaptan Paşa Yalı Köşkü’ne gelmiş olan padişah tarafından kabul edilirdi. Burada devlet erkânına hil’atlar giydirilir ve tekrar Beşiktaş’a gitmek üzere Kaptan Paşa baştardesi ile hareket edilirdi. Bu suretle Donanma-i Hümayun Beşiktaş önüne, denizcilerin pîri Barbaros Hayreddin Paşa’nın türbesi tarafına demir bırakırdı. Kaptan Paşa baştardesiyle Beşiktaş’a gelen bu heyete Dolmabahçe’de bir ziyafet çekilirdi. Donanma Beşiktaş’a demirledikten bir veya birkaç gün sonra ve bazen aynı günde Akdeniz ve Karadeniz’den hangi tarafa gidecekse oraya hareket ederdi. Donanmanın Beşiktaş önünde kalması kanunen en fazla üç gündü.

OSMANLI DEVLETİ'NE KATKISI

    Barbaros Hayrettin Paşa Osmanlı denizciliğinin gücünü zirveye taşımıştır. Yaptırmış olduğu mektepte yetişen denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu güç varlığını uzun süre daha devam ettirmiştir. Osmanlı topraklarına deniz yolu ile yaptığı seferlerin başarıları eklenmiş, her kıtada Osmanlı adını duyurmayı başarmıştır. Denizciliği kadar ilim ve âlim kişiliğiyle de kendinden söz ettiren paşa, farklı dillere de ana dili gibi hâkim olup, yurtiçinde ve yurtdışında camiler, medreseler, hamamlar yaptırmıştır. Bugün İstanbul Deniz Müzesi Koleksiyonunda Paşaya ait izler görebileceğimiz gibi Beşiktaş’ta iskele yakınında sancağı ile birlikte betimlenmiş anıtı mevcuttur.

    Etkileri

    Osmanlı Devleti'nin kaptan paşaları, hil'atlerini Barbaros'un Beşiktaş'taki türbesinde giyerlerdi, bu törende dua edilir ve fakir fukaraya yemek verilirdi.Sefere çıkan veya tatbikata giden Türk gemileri, günümüzde dahi bu türbenin önünden geçerken Barbaros'u top atışıyla selamlarlar.

    Barbaros Hayreddin Paşa'nın anısına 1941-1943'te İstanbul'un Beşiktaş semtinde dikilen Barbaros Anıtı, ünlü heykelciler Ali Hadi Bara ile Zühtü Müridoğlu tarafından yapılmıştır. Heykelin arkasında Yahya Kemal Beyatlı'nın şu dizeleri yazılıdır:

    Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?

    Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!

    Adalar`dan mı? Tunus`dan mı, Cezayir`den mı?

    Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi

    Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;

    O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?

    BARBAROS HAYRETTİN PAŞA’NIN MUHAREBELERİNİN KRONOLOJİSİ

    Oruç Reis’in Ege Denizi’nde Rodos Şövalyelerine tutsak düşmesi, kardeşi İlyas Reis’in ölmesi.

    1510 Oruç Reis serbest kaldıktan sonra, yaşadığı olayın etkisiyle tüccar yerine korsan olmaya karar verdi.

    Oruç Reis, Akdeniz kıyılarına akınlar düzenledi ve ganimetler elde etti.

    Hızır Reis ticareti bırakarak Cerbe Adası’na gelip ağası (ağabeyi) Oruç Reis ile beraber korsanlığa başladı.

    1512 İki kardeş Tunus Sultanı Muhammed ile anlaşarak Tunus’taki Halkü’l-Vaâd (La Gaulette) limanını kullanmaya başladı.

    1516-1517’de İspanyollara karşı savaştı ve Tenes, Tlemsen ve Oran kentlerini ele geçirerek Cezayir’i denetimlerine aldılar.

    1517 Oruç Reis Cezayir hükümdarı ilan edildi.

    1518 İspanyollar Cezayir'i geri almak için Araplarla birleşerek saldırıya geçtiler. Bu savaşta kardeşleri İshak Reis ve Oruç Reis şehit oldular.

    1518 Yavuz Sultan Selim, Hızır Reis’i Cezayir Beylerbeyliği’ne atayarak koruması altına aldı.

    1519 Hızır Reis, İspanya donanmasını yenilgiye uğrattı.

    Cezayir’i bırakarak Şerşel Adaları’na çekildi

    1520-1525 arasında Avrupa’nın Akdeniz kıyılarını vurarak büyük ganimetler elde etti.

    1530’da Cezayir’i yeniden ele geçirdi.

    1531 Jijel’e baskın düzenleyen Cenevizli Amiral Andrea Doria’yı yenilgiye uğrattı.

    1534’te Akdeniz’e açıldı ve İtalya kıyılarına seferler düzenledi.

    1534’te Tunus’u ele geçirdi. Ancak Haçlı donanması karşısında Tunus’u bırakmak zorunda kaldı.

    1536’da daha güçlü bir donanmayla İtalya kıyılarını vurdu.

    1536 Ege Denizi’ndeki Venedik adalarını Osmanlı topraklarına kattı.

    1538’de Preveze Deniz Savaşı’nda Haçlı Donanmasını yendi.

    Toulon’da Fransız donanmasıyla birleşerek 1543’te Kutsal Roma ordusunu yenerek Nice yi aldı.


Etiketler: Barbaros Hayreddin Paşa Kimdir? Hayatı, Gemisi, Savaşları, Vefatı, Türbesi, Barbaros Hayreddin Paşa kaptanı derya, Barbaros Hayreddin Paşa denizlerin fatihi, Barbaros Hayreddin Paşa Akdeniz türk gölü, Barbaros Hayreddin Paşa Preveze Deniz Savaşı, Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi, Barbaros Hayreddin Paşa | Mekteb-i Derviş