Mekteb-i Derviş | İslam

ON İKİ İMAM

    5- İMAM-I MUHAMMED BAKIR (R.A.) KİMDİR?

    (D.H. 57 (M. 676)V. H.113 (M. 731)

    Ehli Beyt’ten. On İki İmam’ın beşincisi, Hz.Hüseyin (r.a) Hazretleri’nin torunu ve İmam-ı Zeynel Abidin (r.a) Hazretleri’nin oğludur.Tabiinin büyüklerindendir. Hicri 57 (M. 676) senesinde, Receb ayının ilk Cuma günü Medine-i Münevvere'de dünyaya gelmiştir. İsmi şerifleri: “Muhammed” Künyeleri: “Ebu Cafer”. Lakabları: “Bakır”. Annesi İmam-ı Hasan (r.a) Hazretleri’nin kızı Fatime’dir. Zikir ve Tarikat usulünü babası İmam-ı Zeynel Abidin (r.a) Hazretleri’nden almıştır. İmamette hem anne hem de baba tarafından İslam dininin son peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v)'le akrabalık ilişkisi bulunan ilk imamdır Zamanında, bütün dünyadaki evliyanın feyz kaynağı olup, evliyalık yolunda olanlara feyz, bunun vasıtası ile verildi. İmam-ı Muhammed Bakır (r.a) Hazretleri, Medine’nin büyük fıkıh âlimlerindendir. Ashab-ı Kiram’dan Cabir (r.a) Hazretleri ve Hz. Enes(r.a) Hazretleri ile görüşüp onlardan ve ayrıca tabiinden olan büyük zatlardan hadis-i şerifler rivayet etti. İmamlığı on dokuz sene sürdü. Bütün ilimlere vakıf olduğu için kendisine, ilimde ve fazilette üstün manasına gelen “Bakır” denilmiştir. (Zikir Makamları, sh.41)

    Ebû İskah es-Sebil, Atâ bin Ebi Rebah, Âmir bin Dinar, İbn-i Şihabez-Zühri, Reb’i bin Heysem, Haccac bin Ertad, Mekhul eş-Şami, İmâm-i Evzâi, İmâm-i A’meş, Kâsım bin el-Fadl ve İbn-i Cüreyc, İmâm-i Buhari ile İmâm-i Müslim (r.anhüm) ve başka âlimler de kendisinden hadis-i şerif rivayet ettiler.

    Hz. Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer (r.anhüm) ü çok severdi. Zamanında ba’zı kimselerin bunlara düşmanlıkta bulunduklarını ve bunu da Ehl-i beyte olan sevgilerinden yaptıklarını iddia ettiklerini duyunca çok üzüldü.

    Buyurdu ki;-“Ben Hz. Ebû Bekir (r.a.) le, Hz. Ömer (r.a.) e düşmanlık eden kimselerden uzağım. Onlar da benden uzaktırlar.

    ”Ebu Nasır (r.a)anlatıyor: Hz. İmam’dan (r.a) sordum: ‘Siz hakikaten Resûlüllüh (s.a.v) Efendimiz’in zürriyetinden misiniz?’ Buyurdu ki: ‘Evet.’ Tekrar sordum: ‘Siz de Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz’in ilimlerine varis misiniz?’ Buyurdular ki: ‘Evet.’ Dedim ki: ‘Öyle ise ölüyü diri ve körü görücü ve alacayı şifaya kavuşturmaya kadir misiniz?’ Dedi ki: ‘Hakk’ın (c.c) izniyle kadirim.’ Sonra elini gözlerimin üzerine koyup: ‘Ya Şafi’! ’ dedi. O anda gözlerim açılıp yeri ve göğü gördüm. Bir elini gözlerime mesedince gözlerim eski haline geldi ve buyurdu ki: ‘Ey Eba Nasr! Eğer kıyamet gününde hesapsız cennete girip Allah’u Zülcelalin cemalini müşahade etmek dilersen, âmâ olarak kal ve eğer sual ve cevap vermek dilersen yine gözünü açayım.’ Dedim ki: ‘Öyle ise âmâ kalırım.’ Müteakiben buyurdular ki: ‘Biz Ehl-i Beyt’i Rahmeten lil âlemin’den ve Şecere-i Nübüvvet’teniz. İlim ve hikmet menbaı, ilim ve irfan madeni olduğumuzdan halkın belâsını çekeriz. Çünkü halkı Hakk’a davet ederiz. Fakat onlar kelamımızı anlamazlar. Hallerine terk etsek maksuda nail olamazlar. Onun için halkın belâsını çekeriz.’

    Babasının vefatından sonra imamet görevini üstlendi ve yaklaşık on dokuz yıl sürdürdü. Bütün ilimlere olan vukufiyetinden dolayı, ‘ilim ve fazilette üstün’ anlamına gelen “bâkırü’l-ilm” unvanıyla anılmaya başlandı. Maddi ve manevi ilimlerde yükselmek isteyenler kendisinden büyük bir feyz aldılar. Bu unvan ve lakabının dışında “Şâkir (şükreden)”, “Emîn (güvenilir)”, “Hâdi (doğru yolu gösteren)”, “Şebîh (benzeyen, benzeyici)” lakaplarıyla da anılmıştır. Şebîh lakabı Peygamber Efendimize olan benzerliğinden ötürü verilmiştir.

    Şeyh Mufid, İmam Bakır (r.a)’ın yedi çocuğu olduğunu zikretmiştir; onların isimleri şöyledir: Sadık ,Abdullah, İbrahim, Ubeydullah, Ali, Zeynep ve Ümm-ü Seleme.(r.anhüm).( İrşad, c. 2, s. 176.) Ali b. Bakır (r.a)’ın mezarı da Kaşan’ın “Erdehal” ilçesinde “Meşhed-i Sultan Ali” (r.a) ismiyle meşhurdur.(Avalim’ul-Ulum, c. 21, s. 337-340. Muntehe’l- A’mal, c. 2, s. 80).

    Cafer-i Sadık (r.a)diyorki:“Babam (İmam Bakır(r.a) çok zikrederdi. O’nunla yolda giderken, yemek yerken zikreder halde görürdüm. Halkla konuştuğunda, bu iş O’nu Allah’ın zikrinden alıkoymazdı. Sürekli olarak dua ettiğini ve şöyle dediğini: “La ilahe illellah” görüyordum. Bizi bir araya toplayıp güneş doğuncaya kadar zikirle meşgul olmamızı emrediyordu. Kur’ân okuyabilenlerin Kur’ân okumak, Kur’ân okuyamayanların ise zikir etmekle meşgul olmasını emrediyordu.”( Kafi, c. 2, s. 499.)

    İmâm-ı Muhammed Bâkır'ın sohbetinde bulunan birisi anlatır. İmâm-ıBâkır'(r.a)ın bir sohbetinde elli kişi kadar vardık. Kûfe'den bir şahıs Muhammed Bâkır(r.a)'ın huzûruna gelip; "Kûfe'de falan şahıs, senin yanında bir melek olduğunu, o meleğin sana mümini, kâfiri, dostunu ve düşmanını haber verdiğini söylüyor." dedi. İmâm-ı Bâkır(r.a); "Sen ne iş yaparsın?" diye sordu. O şahıs; "Buğday satarım." deyince, İmâm; "Yalan söylüyorsun." buyurdu. O da; "Ara sıra arpa da satarım." dedi. İmâm; "Yine yalan söylüyorsun. Senin işin hurma satmaktır." buyurunca, o şahıs hurma satmakla uğraştığını îtirâf edip; "Bunu sana kim haber verdi?" diye sordu. İmâm da; "Dostumu, düşmanımı haber veren melek bildirdi." buyurdu. Ayrıca ona, sen falan hastalıktan öleceksin dedi. Bu hâdiseyi nakleden kimse şöyle anlattı: Bir ara Kûfe'ye gitmiştim. O şahsı sordum. Üç gün önce Muhammed Bâkır(r.a) hazretlerinin söylediği hastalıktan öldü dediler.

    Cenab-ı Hak, Cennetteki derecelerini âli, şefaat ve himmetlerini bizden eksik etmesin. (ÂMİN)

DİĞER İMAMLAR...

Etiketler: On İki İmam, İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Zeynel Abidin, İmam Muhammed Bakır, İmam Caferi Sadık, İmam Musa Kazım, İmam Ali Rıza, İmam Muhammed Taki, İmam Ali Naki, İmam Muhammed Mehdi, İmam Hasen-i Askeri | Mekteb-i Derviş

Benzer Konular