Mekteb-i Derviş | İslam

    PEYGAMBERİMİZ'İN (S.A.V.) MÜJDELEDİĞİ GÜZEL AMEL VE SÖZLER

    Rabbim bizleri ve nesillerimizi dini Mübin’i İslam’ı öğrenip yaşayan, Kur’an-ı Kerimi baş tacı edinen, âlemlere rahmet iki cihan güneşi yegâne şefaatçimiz olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)yı rehber ve kılavuz edinen, onun varisleri olan Ehl-i Sünnet âlim ve velilerini takip eden, Allah’ın ve Resulünün şifa veren nasihatlerine kulak verenlerden eylesin.

    Veliler Sultanı Gavs’ul Azam Abdulkadir Geylani(k.s) Hazretleri derki: ”Allah’ı(c.c) zikretmek; kulun Rabbine yakınlaşmasını sağlayan en büyük ibadetlerden olup, hiçbir şeye muhtaç olmayan, bütün kemal sıfatlarla muttasıf olan ve sayıya adede sığmayan sonsuz ve güzel isimlerin hepsini kendinde toplayan zâtı çok anmaktır.” (Geylani Tefsiri. İlim Araş. Ve Yay. Mrk.ist.2012.c.4 sh.386)

    Allah’ı(c.c)zikretmek, Kur’an-ı Kerimin birçok ayetinde kâti emir olarak tekrar edilen bir ibadettir. Kadın ve erkek her müminin bu emri yerine getirmesi gerekir. Bu emir ise kulun bağışlanmasına bir vesiledir. Emirde tekrar edildiği için her Müslümana vaciptir.

    Kur’an-ı Mübin’de:

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَث۪يرًاۙ ﴿ 41﴾

    ”Ey İman edenler! Allah’ı(c.c)çokça zikredin!” (Ahzap Suresi,41)

لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْۜ فَاِذَآ اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِۖ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدٰيكُمْۚ وَاِنْ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمِنَ الضَّآلّ۪ينَ ﴿198﴾

    “Onu, size gösterdiği gibi zikredin!” (Bakara Suresi,198)

فَاِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَذِكْرِكُمْ اٰبَآءَكُمْ اَوْ اَشَدَّ ذِكْرًاۜ فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَآ اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ ﴿200﴾

    “Atalarınızı andığınız gibi, hatta ondanda kuvvetli bir anışla Allah’ı(c.c) anın! ”(Bakara Suresi, 200)

فَاذْكُرُون۪يٓ اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا ل۪ي وَلَا تَكْفُرُونِ۟ ﴿152﴾

    “Öyleyse yalnız Beni anın ki, Bende sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin!”(Bakara Suresi,152)

فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا ﴿103﴾

    “Namazı kıldınız mı,gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanları üzerine yatarak hep Allah’ı anın!”(Nisa Suresi,103)

وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا ﴿35﴾ “Allah’ı çokça anan erkeklerle, çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için, Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. ” (Ahzap Suresi 35)

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ ﴿28﴾ “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki,kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad Suresi, 28)

    Onun için Aziz Kardeşlerim!

    Dünyaya imtihan için gelen kullar olarak Rabbimizin dininden, Onun Habibinin izinden ayrılmadan, ifrata ve tefrite düşmeden Müslümanca yaşayıp ebedi âleme Müslüman olarak gidelim. Zikiri, badeti ya ibadet kastıyla, ya sevap talep etmek için, ya da azabı kendinden defetmek için yapılır. Onun için Namaz, Oruç, Hac, Zekat, Emr-i bil maruf Nehy-i anil münker v.s hepsi birer zikirdir. Ancak özellikle Rabbimizin Kur’an’ında 256 ayetin üstünde özel olarak zikredip emir buyurduğu en büyük ibadet, gizli, aşikar, sesli, sessiz, otururken, çalışırken, gezerken, yatarken, zaman tahdit etmediği 24 saat içinde yapmamızı istediği en büyük ibadet Zikrullahdır.

    Ashab-ı Kiramdan Muazİbn. Cebel(r.a) diyor ki: Resulullah(s.a.v) Efendimizden ayrılırken ondan duyduğum son söz şudur: ”Ya Resulallah ameller arasında Cenab-ı Hakk’a en sevimli gelen amel hangisidir?

    Efendimiz(s.a.v)de: ”Size amellerinizin en hayırlısını, en temizini, derece kazanma bakımından en yükseğini, altın gümüş infak etmekten daha hayırlı olanını, düşmanlarınızla karşılaştığınızda onların boyunlarını vurmaktan daha hayırlı ve Allah’ın(c.c)katında en sevimli olan ameli haber vereyim mi? dedi. Ashab-ı Kiramda: ”Evet Ya Resulallah” dediler,

    Efendimiz(s.a.v)de: ”O Allah’ı(c.c)zikirdir. Buyurdu. (İbnMace, c.9 H.3790. Tirmizi, c.6 H.3599)

    Efendimiz(s.a.v):”Cennet bahçelerine uğradığınız zaman onlardan istifade edin”. Buyurdu. Ashab-ı Kiramda(r.a) Cennet bahçeleri nereleridir? Ya Resulallah.”Dediler. Efendimiz(s.a.v)de: ”Zikir Halkalarıdır”. Buyurdu. (Tirmizi, Daavat 82.H.3510. A.b.Hanbel, Müsned, c.3 sh.150)

    Efendimiz(s.a.v): ”Allah’ı(c.c)zikreden hiçbir kavim yoktur ki, melekler mutlaka onlara kanatlarını germesin ve onların etrafını kuşatmasın, o zaman rahmet onların etrafını kaplar ve onlar üzerine huzur ve sükûnet iner. Allah’u Zülcelal de onları kendi katındakilerle (meleklerle) beraber zikreder.” (Müslim,zikr 25-30 h.2689-2700. Tirmizi, Daavat,7 h.3375)

    Ebu Hureyre(r.a)ın rivayetinde de: Efendimiz(s.a.v) Allah’ı(c.c)çok zikredenler için:”Müferridler geçtiler ve gittiler. Dedi. Ashab-ı Kiramda: ”Ey Allah’ın Resulu müferridler kimlerdir?

    Efendimiz(s.a.v)de: ”Onlar, Allah’u Zülcelâl’i çokça zikreden erkek ve kadınlardır.” Buyurdu. (Müslim, zikr c.3 h.2676)

    Muazİbnu Cebel (r.a)anlatıyor: "Bir seferde Resûlullah'la beraberdik. Bir gün yakınına tesadüf ettim ve beraber yürüdük.

    "Ey Allah'ın Resûlü, dedim. Beni cehennemden uzaklaştırıp cennete sokacak bir amel söyle!"Efendimiz(s.a.v)de: "Mühim bir şey sordun. Bu, Allah'ın kolaylık nasib ettiği kimseye kolaydır; Allah'a ibadet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekât verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beytullah'a hacc yaparsın!" buyurdular ve devamla: "Sana hayır kapılarını göstereyim mi?" dediler.

    "Evet, ey Allah'ın Resûlü" dedim.

    "Oruç (cehenneme) perdedir; sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi yok etmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz salihlerin şiarıdır" buyurdular ve şu ayeti okudular. (Mealen):

تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًاۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ﴿16﴾

    "Onlar ibadet etmek için gece vakti yataklarından kalkar, Rablerinin azabından korkarak ve rahmetini ümid ederek O'na dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden de bağışta bulunurlar" (Secde Suresi, 16)

    Sonra sordu: "Bu (din) işinin başını, direğini ve zirvesini sana haber vereyim mi?"

    "Evet, ey Allah'ın Resûlü!" dedim. "Dinle öyleyse" buyurdu ve açıkladı:

    "Bu dinin başı İslâm'dır, direği namazdır, zirvesi cihâddır!"

    Sonra şöyle devam buyurdu: "Sana bütün bunları (tamamlayan) baş amili haber vereyim mi?"

    "Evet, ey Allah'ın Resûlü!" dedim.

    "Şuna sahip ol!" dedi ve eliyle diline işaret etti. Ben tekrar sordum: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız?"

    "Anasız kalasıca Muâz! İnsanları yüzlerinin üstüne -veya burunlarının üstüne dedi- ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?" buyurdular." (Tirmizi, İman 8, (2619).

    Ebu'd-Derdâ(r.a)anlatıyor:"Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki: "Kim namazı kılar, zekâtı verir ve Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölürse, ona mağfiret etmek Allah üzerine bir hak olur. Hicret etse veya doğduğu yerde ölse de!"

    Dedik ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz bunu halka anlatsak da sevinseler olmaz mı?"

    "Cennette yüz derece var. Her iki derece arasında arzla sema arasındaki kadar mesafe var. Allah onu kendi yolunda cihad edenlere hazırladı. Ben mü'minleri bindirebileceğim bir şey bulamamam sebebiyle onlar da (bu yüzden cihada iştirak edemedikleri için) benden geri kalmalarına üzülmeleri suretiyle mü'minlere meşakkat vermemiş olsaydım, hiçbir seriyyeden geri kalmaz, (her birine) iştirak ederdim. Ben (cihad esnasında) öldürülüp, sonra tekrar diriltilmeyi, tekrar öldürülmeyi isterim" buyurdular." (Nesai, Cihad 18, (6, 20).

    Hz. Ebu Hureyre(r.a) anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki:"Allah’u Teâlâ hazretleri şöyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (ayni veya kifaye) şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü güzü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden birşey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü'min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem." (Buhari, Rikak 38. )

    Hz. Ebu Ümame(r.a)anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki:"Üç şey vardır; her birine Allah garanti vermiştir: "Allah yolunda cihad etmek üzere yola çıkan kimse: Bu öldüğü takdirde cennete koyma hususunda, ölmeyip döndüğü takdirde ganimet ve sevapla gelme hususunda garantilidir. Mescide giden kimseye, öldüğü takdirde, Allah cennete koyma hususunda garanti vermiştir. Kişi (fitne zamanında bulaşmayıp) evine çekildiği takdirde Allah ona da garanti vermiştir." (Ebu Davud, Cihad 10, (2494).

    El-Hâris el-Eş'ari(r.a)anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki:"Allah’u Teâlâ hazretleri, Yahya İbnu Zekeriyya aleyhimâsselam'a, beş kelime söyleyip bunlarla amel etmesini ve onlarla amel etmelerini Beni İsrail'e de söylemesini emir buyurdu. Ancak O, bu hususta ağır aldı. İsa (a.s)kendisine: "Allah sana beş kelime öğretip onlarla amel etmeni ve Beni İsrail'e de onlarla amel etmelerini emretmeni söyledi. Ya sen bunları onlara emredersin veya bunları onlara ben emredeceğim" dedi. Yahya(a.s): "Onları emretmede benden önce davranacak olursan yere batırılmam veya azab görmemden korkarım!" dedi ve halkı Beytu'l-Makdis'te topladı. Mescid ağzına kadar doldu. Mahfillere de oturdular. (Söz alıp):

    "Allah bana beş kelime gönderdi ve onlarla amel etmemi ve size de amel etmenizi emretmemi bana emretti:-Bunlardan birincisi Allah'a ibadet etmeniz, ona hiçbir ortak koşmamanızdır. Allah'a ortak koşanın misali şudur: Bir adam, kendi öz malından altın veya gümüş mukabilinde bir köle satın alır ve: "Bu benim evim, bu da işim. (Çalış kazandığını) bana öde!" der. Köle çalışır, fakat kazancını efendisinden başkasına öder. Kölenin böyle yapmasına hanginiz razı olur? Aynen bunun gibi, Allah da size namazı emretti. Namaz kılarken (sağa-sola) bakınmayın. Zira Allah yüzünü, namazda bulunan kulunun yüzüne karşı diker, o sağa sola bakmadığı müddetçe.

    -Allah size orucu emretti. Bunun misali şu insanın misaline benzer; O bir grup içerisindedir. Beraberinde bir çıkın içinde misk var. Herkes onun kokusundan hoşlanmaktadır. Oruçlunun (ağzında hâsıl olan) koku, Allah indinde miskin kokusundan daha hoştur.

    -Allah size sadakayı emretti. Bunun misali de şu adamın misaline benzer: Düşmanlar onu esir edip ellerini boynuna bağlamışlar ve boynunu vurmaları için cellatlara teslim etmişlerdir. Adam: "Ben az veya çok (bütün malımı) vererek kendimi fidye mukabilinde kurtarmak istiyorum" der ve nefsini fidye ödeyerek kurtarır.

    -Allah size, Allah'ı zikretmenizi de emretti. Bunun da misali, peşinden hızla düşmanın geldiği bir adamdır. Bu adam muhkem bir kaleye gelip, düşmandan kendini korur. Kul da böyledir. Şeytana karşı kendisini sadece zikrullahla koruyabilir."

    Resûlullah(s.a.v)(burada hikâyeyi tamamlayarak) dedi ki: "Ben de size beş şeyi emrediyorum: Allah onları bana emretti. Dinlemek, itaat etmek, cihâd, hicret ve cemaat. Zira kim cemaatten bir karışcık ayrılırsa boynundaki İslam bağını çıkarıp atmıştır, geri dönen hariç. Kim de cahiliye davası güderse o cehennem molozlarından biridir!"

    Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! O kimse namazını kılar, orucunu tutar idiyse (yine mi cehennemlik)?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Evet, namaz kılsa, oruç tutsa da! Ey Allah'ın kulları! Sizi Müslümanlar, mü'minler diye tesmiye eden Allah'ın çağrısı ile çağırın!" buyurdular."(Tirmizi, Emsal 3, (2867).

    İbnu Abbas (r.a)anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki:"Bu gece Rabbimden bir (melek, elçi olarak) geldi. -Bir rivayette ise şöyle demiştir: "Rabbim bana en güzel bir surette geldi" -ve: "Ey Muhammed!" dedi.

    "Buyur Rabbim, emrindeyim!" dedim. "Mele-i A'la(da bulunanların) nelerde yarıştıklarını biliyor musun?" dedi.

    "Hayır!" dedim. Bunun üzerine elini omuzlarımın arasına koydu. Hatta onun serinliğini göğüslerimde hissettim. Derken semâvat ve arzda olanları öğrendim. Sonra: "Ey Muhammed! Mele-i A'la (efradı) nelerde yarışır biliyor musun?" dedi.

    "Evet! Dereceler(i artıran ameller)de, keffâretlerde. (Keffaretler ise)" yaya olarak cemaatlere gitmek, şiddetli soğuklarda abtesti tam almak, namazdan sonra namaz beklemektir. Kim bunlara devam ederse hayır üzere yaşar, hayır üzere ölür, günah mevzuunda da annesinden doğduğu gündeki gibi olur" dedim. Sonra tekrar: "Ey Muhammed!" dedi.

    "Buyurun emrinizdeyim!" dedim.

    "Namaz kıldığın vakit, dedi, şunu oku: "Allahım, senden hayırları yapmamı, kötü şeyleri de terk etmemi ve fakirleri sevmemi talep ediyorum! Kullarına bir fitne arzu edersen, beni, fitneye düşmeden, yanına al!"

    (Gece bana gelen elçi -veya Rabbim- son olarak) dedi ki: "Dereceler ise, selamı yaymak, yemek yedirmek, insanlar uyurken gece namaz kılmaktır!" (Tirmizi, Tefsir, Sâd, (3231, 3232).

    Hz. Ali (r.a)anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki: "Cennette birtakım odalar vardır. Dışları içlerinden, içleri de dışlarından görülür."

    Bunu işiten bir bedevi ayağa kalkıp: "Bu odalar kim(ler)e ait ey Allah'ın Resulü?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Sözü güzel yapan, yemek yediren, oruca devam eden, gece herkes uyurken namaz kılan kimse(lere) ait!" buyurdu." (Tirmizi, Birr 53, (1985).

    Hz. Ebu Hureyre(r.a)anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki: “Allah’u Teâlâ hazretleri diyor ki: "Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O, beni andıkça ben onunla beraberim. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir zira yaklaşırım. Eğer o, bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım." (Buhari, Tevhid 15, 35; Müslim, Zikr 2, (2675), Tevbe 1, (2675).

    Ebu Zerr(r.a)anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki: "Allah’u Teâlâ hazretleri demiştir ki: "Kim bir hayır işlerse ona sevabının on katı verilir veya arttırırım da. Kim bir günah işlerse bunun cezası misli kadardır veya affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zirâ yaklaşırım. Kim bana bir zirâ yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana hiçbir şeyi şirk koşmaksızın, arz dolusu hata ile kavuşursa ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım." (Müslim, Zikr 22, (2687).

    Ebu Malik el-Eş'ari(r.a)anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki: "Abdest imanın yarısıdır. Elhamdülilllah mizanı doldurur; sübhanallah velhamdulillah arz ve sema arasını doldurur; namaz nurdur; sadaka bürhandır; sabır ziyadır; Kur'ân ise lehine veya aleyhine bir hüccettir. Herkes sabahleyin kalkar, nefsini satar; kimisi kurtarır, kimisi de helâk eder." (Müslim, Taharet 1, (223); Tirmizi, Da'avat 91, (3512); Nesai, Zekât 1, (5, 5-6).

    Hz. Ebu Hureyre(r.a)anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)bir gün: "Bugün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?" diye sordular. Hz. Ebu Bekr(r.a): "Ben!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Bugün kim bir cenâzeye katıldı?" dedi. Yine Hz. Ebu Bekr(r.a): "Ben!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:

    "Bugün kim bir fakire yedirdi?" dedi. Hz. Ebu Bekr(r.a): "Ben!" dedi. Aleyhissalatu vesselam:

    "Bugün kim bir hastayı ziyaret etti?" dedi. Bu sefer de Hz. Ebu Bekr "Ben!" dedi. Bunun üzerine Resûlullahaleyhissalâtu vesselâm:

    "Bunlar bir kimsede bir araya geldi mi, o kimse mutlaka cennete girer!" buyurdu." (Müslim, Zekât 87, (1028).

    Hz. Ebu Zerr(r.a)anlatıyor: "(Ashabtan bazıları): "Ey Allah'ın Resûlü! Zenginler ücretleriyle gittiler. Onlar da bizim gibi namaz kıldılar, bizim gibi oruç tuttular, mallarının artanından da sadaka verdiler!" dediler. Aleyhissalatu vesselam:

    "Allah size de tasadduk edeceğiniz şeyler verdi: Her bir tesbih sadakadır, her bir tekbir sadakadır, her bir tahmid sadakadır, her bir tehlil sadakadır, emr-i bi'l-ma'ruf sadakadır, nehy-i ani'l-münker sadakadır, herbirinizin (hanımıyla) cimaı sadakadır!" buyurdu. Derken cemaatten: "Ey Allah'ın Resûlü! Yani birimizin şehvetine mubaşeret etmesine ücret mi var?" diye soranlar oldu. Aleyhissalâtu vesselâm:

    "İhtiyacını haramla görmüş olsaydı bundan ona bir vebal var mıydı, yok muydu ne dersiniz?" diye sual ettiler. "Evet, vardı!" demeleri üzerine:

    "Öyleyse, ihtiyacını helal yolla gördü mü bunda onun için ücret vardır!" buyurdular." (Müslim, Zekât 53, (1006).

    Ebu Hüreyre(r.a)anlatıyor: "Allah’uTeâlâ hazretleri meleklerine şöyle emreder: “Kulum kötü bir amel yapmak isteyince, onu yapmadıkça yazmayın. Yapınca, onu aleyhine bir günah olarak yazın. Eğer benim rızamı düşünerek terketti ise bunu onun lehine bir sevap yazın. Kulum iyi bir iş yapmak arzu edince, yapmasa bile onu, lehine bir sevap yazın. Eğer onu yaparsa, en az on misli olmak üzere yediyüz misline kadar ona sevap yazın." (Buhari, Tevhid 35; Müslim, İman 203, 205, (128, 129); Tirmizi, Tefsir, En'âm (3075).

    Ebu Hureyre(r.a)anlatıyor: "Resûlullah(s.a.v)buyurdular ki: "Kıyamet günü aziz ve celil olan Allah şöyle buyuracak:

    "Ey Âdemoğlu! Ben hasta oldum beni ziyaret etmedin!" Kul diyecek:

    "Ey Rabbim, Sen Rabbülâlemin iken ben seni nasıl ziyaret ederim?"

    Rab Teâlâ diyecek: "Bilmedin mi, falan kulum hastalandı, fakat sen onu ziyaret etmedin, bilmiyor musun? Eğer onu etseydin, yanında beni bulacaktın!"

    Rab Teâlâ diyecek: "Ey Âdemoğlu ben senden yiyecek istedim ama sen beni doyurmadın?"

    Kul diyecek: "Ey Rabbim, ben seni nasıl doyururum. Sen ki alemlerin Rabbisin?"

    Rab Teâlâ diyecek: "Benim falan kulum senden yiyecek istedi. Sen onu doyurmadın. Bilmez misin ki, eğer sen ona yiyecek verseydin ben onu yanımda bulacaktım."

    Rab Teâlâ diyecek: "Ey Âdemoğlu! Ben senden su istedim bana su vermedin!"

    Kul diyecek: "Ey Rabbim, ben sana nasıl su içirebilirim, sen ki Âlemlerin Rabbisin!"

    Rab Teâla diyecek: "Kulum falan senden su istedi. Sen ona su vermedin. Bilmiyor musun, eğer ona su vermiş olsaydın, bunu benim yanımda bulacaktın!" (Müslim, Birr 43, (2569).

    Efendimiz(s.a.v): ”Lailahe illallah Muhammedün Resulullah”zikrini çok tekrarlayarak imanınızı yenileyin.”(Hakim,Müstedrek c.4 sh.285 h.7657)

    “Onu söylemek kişide günah bırakmaz.La ilahe illallah zikri öyle bir ameldir ki bu başka hiçbir amelin yapamayacağı şekilde Allah ile kişi arasındaki perdeyi kaldırır. Buyurdu. (A.b.Hanbel, Müsned c.2 sh.359)

Rabbimiz Kur’an’ında:

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُوٓا اِلَيْهِ الْوَس۪يلَةَ وَجَاهِدُوا ف۪ي سَب۪يلِه۪ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿35﴾

    ”Ey İman edenler! Allah’dan korkun. Ona yakınlaşmak için vesile arayın.” (Maide Suresi, 35)

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ ﴿119﴾

“Ey İman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve sadıklarla beraber olun.” (Tevbe Suresi,119)

اَلَآ اِنَّ اَوْلِيَآءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ ﴿62﴾

    “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus Suresi, 62)

قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿31﴾

    "Ey Resulûm! İnsanlara şöyle de! Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (Al-i İmran sûresi,31)

    Onun için Aziz Kardeşlerim!

    Dünyada ve ahirette kurtuluş huzur saadet isteyen herkes,ins ve cin;Allah’a ve Resulüne, OnunKitab-ı Kur’an-ı Kerime uyacak, Rabbimizin methettiği Allah Resulünün varisleri olan gerçek Ehl-i Sünnet âlim ve velilerine, rehber ve kılavuzlarına Mürşidi Kamilleri takip ederek selamete ulaşacaktır. Yoksa Nefsinin, şehvetinin, şöhretinin, Şeytan-ı aleyhillanenin esaretine düşen Evliyauş-Şeytan olanlar, kâfirleri, zalimleri, münafıkları dost edinenler Hak mihrabından sapanlar helak olacak, ebedi rahmetten mahrum kalacaklardır. Rabbim bizleri Salih kullarından eylesin. Âmin.


Etiketler: Peygamberimiz'in (s.a.v.) Müjdelediği Güzel Amel ve Sözler, Hz.Muhammed | Mekteb-i Derviş

Benzer Konular