Mekteb-i Derviş | İslam

    DÜNYACA ÜNLÜ BİLİM ADAMI BİRUNİ KİMDİR? BİRUNİ HAYATI, ESERLERİ, SÖZLERİ, VEFATI

    (D.H.3 Zilhicce 362 - M. 4 Eylül 973. Hive - V.H. 453 - M. 1061. Gazne)

    Türk ve İslam dünyasının değil, dünyanın en büyük bilim adamlarından biri. Matematik, Astronomi, Geometri, Fizik, Kimya, Tıp, Eczacılık, Tarih, Coğrafya, Filoloji, Etnoloji, Jeoloji, Dinler ve Mezhepler Tarihi gibi 30 kadar ilim dalında mütehassıs, Ehl-i Sünnet âlimi, veli...

    DOĞDUĞU YER, KÜNYESİ VE AİLESİ 

    Biruni,Künyesi; Abu'l-Reyhan Muhammed Bin Ahmet El-Biruni El-Harizmi, sadece Türk ve İslam dünyasının değil, dünyanın en büyük bilim adamlarından birisidir. Yaşadığı çağa damgasını vurup "Biruni Asrı" denmesine sebep olan zekâ harikası âlim,Hicri, 3 Zilhicce 362.Miladi, 4 Eylül 973 tarihinde bugünün Özbekistan’ı sayılan Harzemşahlıların başkenti olan Harizm’in merkezi Kas'ta Ceyhun nehri kıyısındaki Hive kasabasında doğmuştur. Hicri 453.Miladi, m. 1061 yılında Gazne'de vefat etmiştir.

    Esas adı Ebu Reyhan b. Muhammed'dir. Küçük yaşta babasını kaybetti. Annesi onu zor şartlarda, odun satarak büyüttü. Daha çocuk yaşta araştırmacı bir ruha sahipti. Birçok konuyu öğrenmek için çılgınca hırs gösteriyordu. Tahsil çağına girdiğinde Harizmşahların himayesine alındı ve saray terbiyesiyle yetişmesine özen gösterildi. Bu aileden bilhassa Mansur, Biruni'nin en iyi bir eğitim alması için her imkânı sağladı.

    EĞİTİMİ VE HOCALARI

    Bu arada İbni Irak ve Abdüssamed b. Hâkim’den de dersler alan bilginimizin öğrenimi uzun sürmedi, daha çok özel çabalarıyla kendisini yetiştirdi. Araştırmacı ruhu, öğrenme hırsı ve sönmeyen azmiyle birleşince 17 yaşında eser vermeye başladı.Bilim konuları ile ilgili ilk eğitimini bölgenin hükümdar ailesinden olan Ebu Nasr Mansurb. ‘Alî b. Irâk’dan edindi. Ebu Nasr Mansur, seçkin bir matematikçi ve gökbilimciydi. El-Biruni’ye Öklid geometrisi ve Batlamyus astronomisini öğretti. Fakat Me'munilerin Kas'ı alıp Harizmşahları tarihten silmeleriyle Biruni'nin huzuru kaçtı, sıkıntılar başladı ve Kas'ı terketmek zorunda kaldı. Ancak iki yıl sonra tekrar döndüğünde ünlü bilgin Ebü'lVefa ile buluşup rasat çalışmaları yaptı.Nitekim el-Biruni, el-Âsârü’l-bâkıye adlı eserinde ibn Irâk’tan “hocam” diye bahsetmektedir.

    Daha sonra hükümdar Ebü'lAbbas, sarayında Biruni'ye bir daire tahsisedip, müşavir ve vezir olarak görevlendirdi. Bu durum, hükümdarların ilme duydukları derin saygının göstergesi, bilginimizin de devlet başkanları yanındaki yüksek itibarının belgesiydi.

    11. yüzyılın önemli Müslüman hükümdarlarından Gazneli Mahmut Hindistan’a yaptığı seyahatlerde El-Biruni’yi yanında götürdü. El-Biruni, 1017-1030 yılları arasında Hindistan’da yaşadı ve bu dönemde meşhur kitabı Kitab’üt-Tahkik Ma li’l-Hind’i yazdı.

    Zira onun yanında da itibarı çok yüksekti. "Biruni, sarayımızın en değerli hazinesidir ‘derdi. Bu yüzden tedbirli hünkâr, liyakatını bildiği Biruni'yi Hazine Genel Müdürlüğü'ne tayin etti. O da orada Hint dil ve kültürünü bütünüyle inceledi. Üstün dehasıyla kısa sürede Hintli bilginler üzerinde şaşkınlık ve hayranlık uyandırdı. Kendisine sağlanan siyasi ve ilmi araştırmalarına devam etti. Bir devre adını veren, çağını aşan ilmi hayatının zirvesine erişti. Sultan Mes'ud, kendisine ithaf ettiği Kanunu Mes'udi adlı eseri için Biruni'ye bir fil yükü gümüş para vermişse de o, bu hediyeyi almadı.

    Biruni ve Çalışmaları

    Biruni Hindistan’da bulunduğu sürede Hint kültürü ve gelenekleri konusunda incelemeler yaptı ve tüm bunları bir eserinde birleştirdi. Hindistan’da bulunduğu süre boyunca Sankstritce de öğrendi.

    Biruni Yunanca, Farsça,İbranice,Rumca,Süryanice,Arapça ve Çince dillerine çok hakimdi. Birçok Antik Yunan eserini de Arapçaya çevirerek İslam dünyasına kazandırdığı bilinmektedir.

    Matematik ve Geometri

    Trigonometriyi bir bilim olarak gören Biruni, Descartes ile özdeşleşen fonksiyon fikrini ilk kez ortaya attı. Tahdit adlı eserinde Sinüs fonksiyonu 60’tan başladığı halde Kanun-ül Mesudi adlı eserinde bu fonksiyonu 1’den başlatarak trigonometrik fonksiyonların aslında birer sayı olduğunu gösterdi. Trigonometride sinüs ve kosinüs fonksiyonlarına sekant, kosekant ve kotanjant fonksiyonlarını eklemiştir.  

Biruni, trigonometri ile bir dağın yüksekliğini hesapladı ve ardından da yüksekliğini hesapladığı bu noktadan ufuk alçalma açısı metoduyla meridyen yayı uzunluğunu hesaplamıştır. Her ne kadar bu yöntem kendisiyle özdeşleşse de Biruni bu metodu başka bir bilim insanından öğrendiğini söylemiştir.

    Astronomi

    Dünyanın Yuvarlak Olduğunu İspat Etti

    Biruni en başarılı çalışmalarını astronomi alanında yapmıştır. O dönemde dünyanın düz olduğu fikrine şiddetle karşı çıkmış ve dünyanın yuvarlak olduğunu yaptığı çalışmalar ve sunduğu delillerle kanıtlamıştır. Bunu da şu ifadeleriyle dile getirmiştir;

    “Dünyanın enlemine bir çizgi çektiğiniz zaman bu çizgi düz yada içbükey olamaz. Çünkü kuzeye giden bir gözlemcinin gökyüzünde gördüğü yıldız sayısı artmaktadır. Bu durumda meridyenin dışbükey olduğunu gösteriyor. Bu durum hem enlem hem de boylam için de geçerlidir.”

    Dünyanın yuvarlak olduğunu ispat ederken bunun için Dünyanın Aya vuran gölgesini de kullanmıştır. Dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü savunması ile bilim tarihine farklı bir bakış açısı kazandırmıştır.

    Dünyanın Yarıçapı

    Biruni Dünyanın çapını ve çevresini çok küçük bir yanılma payıyla ölçtü. İlk olarak Biruni denizin ufuk noktasını gören yüksek bir dağ buldu. Ancak bu dağın yüksekliğini bilmiyordu. Bunun için de deniz kıyısının iki farklı noktası ile dağın zirvesi arasındaki açıyı buldu. Açı ölçmek için de o dönemlerde sıkça kullanılan usturlap aletini kullandı. Aşağıdaki resimde bunun örneklemesini görebilirsiniz.

    h= d.tanθ1.tanθ2 / tanθ1 – tanθ2

    h: Dağın yüksekliği

    d: Dağın zirvesiyle kıyı noktası arası ölçüm yapılan iki farklı nokta arası mesafe

    θ1: Dağın zirvesi ile kıyı arasındaki birinci açı değeri

    θ2: Dağın zirvesi ile kıyı arasındaki ikinci açı değeri

    Bu trigonemetrik formülle açı değerleri ve deniz kıyısında açı ölçümünün yapıldığı iki nokta arası mesafe bilindiği için rahatlıkla dağın yüksekliği bulunabilir.

    Açıları ölçen Biruni yukarıdaki geometri modele ve formüle göre dağın yüksekliğini buldu. Ardından dağın zirvesine çıktı ve zirve ile denizin ufuk noktası arasındaki açıyı ölçtü. Artık dünyanın yarı çapını hesaplayabilirdi. Dağı dünyanın tepe noktası olarak kabul etti ve hesabını buna göre yaptı. Aşağıdaki geometrik modeldeki gerekli hesaplamaları yaparak dünyanın yarı çapını 6338 km olarak günümüz teknolojisiyle hesaplanan değerden sadece 16 km daha kısa olarak hesaplamıştır.

    R= h.cosΦ/1-cosΦ

    R: Dünyanın yarıçapı

    h: Ölçümün yapıldığı dağın yüksekliği

    Φ: Dağın zirvesi ile ufuk çizgisi arasındaki açı

    Biruni ayrıca ay tutulmasını incelemiş, güneşin batışı esnasındaki eğimi ölçmüş ve Gazne Sultanı Mesud’a bazı astronomik tablolar hazırlamıştır.

    Fizik

    Dünya’nın döndüğü halde içerisinde bulunan canlı cansız her şeyin uzaya sürüklenmemesinin dünyanın dönme hızı ve bir çekim kuvvetiyle bağlantılı olduğunu ortaya koyarak bir teori üretti. Bu teorisiyle kendisinden asırlar sonra yaşayan Newton’un kütle çekim yasasını ortaya koymasının zeminini hazırladı. Yaklaşık 18 maddenin özgül ağırlığını doğruya oldukça yakın bir şekilde hesapladı. Işığında hızı olduğunu ve bu hızın sesin hızından daha fazla olduğunu düşünüyordu.

    Jeoloji

    Jeoloji konusunda da birçok çalışma yapan bu değerli bilim adamı karaların kuzeye doğru hareket ettiğini savunmuştur. Bugünkü Arabistan çölünün denizin çekilmesiyle oluştuğunu ileri sürmüş, buna kanıt olarak da bu bölgede bulduğu kayaçları ve fosilleri göstermiştir. Ayrıca depremlerinde yerin altında meydana gelen bazı olayların ve kayaç hareketlerinin sebep olduğunu ortaya koydu. Biruni yaptığı bu çalışmalar ile Jeodezi biliminin kurucusu olmuştur.

    Güneşin yüksekliği ve şehrin boylamını hesapladı. Güneşin hareketlerinden, mevsimlerin ne zaman başladığını belirledi. Dünyanın çapını, bugünkü değere çok yakın olarak buldu. Jeodezi biliminin kurucusu oldu. Hindistan’dayken öğrendiği trigonometrinin astronomiden ayrı bir bilim olarak görülmesi gerektiğini savundu. Trigonometrik fonksiyonlarda yarıçapın birim olarak kullanılmasını önerdi.

    El-Biruni, astronomi ve coğrafya ölçümleri için birçok alet geliştirdi. Ne yazık ki geliştirdiği ölçme aletlerinin birçoğu zaman içerisinde kayboldu. Sadece piknometre, mekanik usturlap ve bazı harita projeksiyonları günümüze kadar ulaşan ölçme araçları oldu.

    El-Biruni, aynı zamanda çok iyi bir ansiklopedi yazarıydı. El-Asar’il-Bakiye an’il-Kuruni’I Haliye isimli kitabında Orta ve Yakın Doğu’da kullanılmakta olan takvim sistemlerini gösterdi. Hindistan’ın erken ortaçağ bilimlerini betimleyerek, matematik, astronomi ve astrolojinin temellerini anlattı. El-Kanunü’l-Mesudi kitabı ile ayrıntılı bir matematiksel coğrafya eseri yazdı. İstihrâc el-Evtâr fî Dâire isimli kitabında Orta Asya’nın topoğrafyasını belirledi. Kitabü’I Cemahir fi Ma’rifeti Cevahir’de 50’nin üzerinde mineral, maden, metal, alaşım, porselen gibi maddeler hakkında detaylı bilgi verdi. Kitabında, her bir maddenin, maddeleri birbirinden ayırt etmeye yarayan özgül ağırlıklarını gösterdi. Ömrü boyunca incelediği bitkileri Kitâbü’s-Saydele isimli kitabında listeledi ve doğal ilaçların hangi hastalıklara iyi geldiğini kapsamlı bir şekilde anlattı.

    Newton’dan 700 sene önce, Netwon’un matematiksel olarak ispatladığı yer çekimi kuramı üzerine ilk fikirleri El-Biruni ileri sürdü. Geliştirdiği teleskoplar ile gözlemleri sonucunda, gezegenlerin güneş etrafında döndüğünü doğrulayan Galileo’dan 600 sene önce, ‘dünyanın döndüğü’ fikrini El-Biruni savundu. Dünya dönüyorsa, ağaçlar ve taşların neden fırlamadığı sorusuna, merkezde bir çekicilik olduğu ve her şeyin dünyanın merkezine düştüğü cevabını verdi. Kuzey, Güney, Doğu ve Batı’nın farklı noktalarda buluştuğunu; denizlerin ardında bir karanın bulunduğunu (Bugünkü Amerika) öngördü.

    Son eseri olan Kitabü'sSaydele fi't Tıb'bı yazdığında 80 yaşını geçmişti. Üstad diye saygıyla yâd edilen yalnız İslam âleminin değil, tüm dünyada çağının en büyük bilgini olan Biruni, 1061 yılında Gazne'de hayata gözlerini yumdu. 

    KİŞİLİĞİ

    Bîrûnî’nin ilmî şahsiyetini belirlerken gözlem ve deneye verdiği önemin özel olarak vurgulanması gerekir. Ancak onun bütün ilmî metodu deneycilikten ibaret değildir. Ona göre tabiatı anlamak için sadece tek bir yol yoktur. Gözlem ve deney kadar tefekkür ve akıl yürütme, bunun da ötesinde ilâhî vahyin işaretleri de bilgi kaynağıdır. 

    Hatta Bîrûnî, gözlem ve deneyle bulunan gerçeklerin İslâm bakış açısının genel çerçevesi içinde bir anlam taşıdığını söyler. Bununla birlikte astronomi, jeoloji, coğrafya, kimya ve biyoloji sahalarında gözlemin önemini kavramada çağdaşlarından çok ileridedir. 

    Biruni, "Elinden kalem düşmeyen, gözü kitaptan ayrılmayan, iman dolu kalbi tefekkürden dur olmayan, benzeri her asırda görülmeyen bilginler bilgini bir dâhiydi. Arapça, Farsça, İbranice, Rumca, Süryanice, Yunanca ve Çinçe gibi daha birçok lisan biliyordu. Matematik, Astronomi, Geometri, Fizik, Kimya, Tıp, Eczacılık, Tarih, Coğrafya, Filoloji, Etnoloji, Jeoloji, Dinler ve Mezhepler Tarihi gibi 30 kadar ilim dalında çalışmalar yaptı, eserler verdi.

    Onun tabiat ilimleriyle yakından ilgilenmesi, Allah'ın Kevni ayetlerini anlamak, kâinatın yapı ve düzeninden Allah'a ulaşmak, Onu yüceltmek gayesine yönelikti. Eserlerinde çok defa Kur’ an ayetlerine başvurur, onların çeşitli ilimler açısından yorumlanmasını amaçlardı. Kur’an'ın belagat ve i'cazına olan hayranlığını her vesileyle dile getirdi. İlmi kaynaklara dayanma, deney ve tecrübeyle ispat etme şartını ilk defa o ileri sürdü.

    İbni Sina'yla yaptığı karşılıklı yazışmalarındaki ilmi metod ve yorumları, günümüzde yazılmış gibi tazeliğini halen korumaktadır. Tahkik ve Kanunı Mes'udi adlı eserleriyle trigonometri konusunda bugünkü ilmi seviyeye ta o günden, ulaştıgı açıkça görülür. Bu eser astronomi alanında zengin ve ciddi bir araştırma abidesi olarak tarihe mal olmuştur. İlmiyle dine hizmetten mutluluk duymaktadır.

    Gazne'de kıbleyi tam olarak tespit etmesi ve kıblenin tayini için geliştirdiği matematik yöntemi dolayısıyla kıyamet günü Rabb'inden sevap ummaktadır. Ayın, güneşin ve dünyanın hareketleri, güneş tutulması anında ulaşan hadiseler üzerine verdiği bilgi ve yaptığı rasatlarda, çağdaş tespitlere uygun neticeler elde etti. Bu çalışmalarıyla yer ölçüsü ilminin temellerini sekiz asır önce attı. Israrlı çabaları sonunda yerin çapını ölçmeyi başardı. Dünyanın çapının ölçülmesiyle ilgili görüşü, günümüz matematik ölçülerine tıpatıp uymaktadır. Avrupa'da buna BÎRÛNI KURALI denmektedir.

    Newton ve Fransız Piscard yaptıkları hesaplama sonucu ekvatoru 25.000 mil olarak bulmuşlardır. Hâlbuki bu ölçüyü Biruni, onlardan tam 700 yıl önce Pakistan'da bulmuştu. O çağda Batılılardan ne kadar da ilerideymişiz.

    Biruni, hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint tıbbını incelemiş, Sultan Mes'ud'un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir.

    Daha o çağda Ümit Burnu'nun varlığından söz etmiş, Kuzey Asya ve Kuzey Avrupa'dan geniş bilgiler vermişti. Christof Coloumb'dan beş asır önce Amerika kıtasından, Japonya'nın varlığından ilk defa sözeden O'dur.

    Dünyanın yuvarlak ve dönmekte olduğunu, yerçekimin varlığını Newton'dan asırlarca önce ortaya koydu. Henüz çağımızda sözü edilebilen karaların kuzeye doğru kayma fikrini 9.5 asır önce dile getirdi.

    Botanikle ilgilendi, geometriyi botaniğe uyguladı. Bitki ve hayvanlarda üreme konularına eğildi. Kuşlarla ilgili çok orjinal tespitler yaptı. Tarihle ilgilendi. Gazneli Mahmud, Sebüktekin ve Harzem'in tarihlerini yazdı. Biruni, ayrıca dinler tarihi konusuna eğildi, ona birçok yenilik getirdi. Çağından dokuz asır sonra ancak ayrı bir ilim haline gelebilen Mukayeseli Dinler Tarihi, kurucusu sayılan Biruni'ye çok şey borçludur.

    Biruni, felsefeyle de ilgilendi. Ama felsefenin dumanlı havasında boğulup kalmadı. Meseleleri doğrudan Allah'a dayandırdı. Tabiat olaylarından söz ederken, onlardaki hikmetin sahibini gösterdi. Eşyaya ve cisimlere takılıp kalmadı.

    Biruni, Cebir, Geometri ve Cografya konularında bile o konuyla ilgili bir ayet zikretmiş, ayette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, fenni ilimlerle ilahi bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikatı bulmak olduğunu dile getirmiş ve "Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah'a tövbe ederim. Razı olacağı şeylere sarılmak hususunda Allah'tan yardım dilerim. Batıl şeylerden korunmak için de Allah'tan hidayet isterim. İyilik O'nun elindedir!" demiştir.

    Dünya tarihinde ilk kez abdominal doğumun (sezaryen) nasıl yapılacağını El-Biruni gösterdi. Bunun gösterimine yine bu kitabında yer verdi.“El-Kanunü'l-Mesudi” kitabı ile ayrıntılı bir matematiksel coğrafya eseri yazdı.

    “İstihrâc el-Evtâr fî Dâire” isimli kitabında Orta Asya'nın topoğrafyasını belirledi.

    “Kitabü'I Cemahirfi Ma'rifeti Cevahir”de 50'nin üzerinde mineral, maden, metal, alaşım, porselen gibi maddeler hakkında detaylı bilgi verdi. Ömrü boyunca incelediği bitkileri “Kitâbü's-Saydele” isimli kitabında listeledi ve doğal ilaçların hangi hastalıklara iyi geldiğini kapsamlı bir şekilde anlattı.

    Biruni'nin geliştirdiği piknometre (elementlerin yoğunluğunu ölçen konik şeklinde bir alet); mekanik usturlap (güneş, ay ve yıldızların konumunu belirlemek için kullanılan ölçme aracı); harita projeksiyonları (yeryüzünün iki boyutlu düzlemde göstermek için kullanılan model) günümüze kadar ulaşan ölçme araçları oldu.

    Biruni Yunanca, Farsça, İbranice, Rumca, Süryanice, Arapça ve Çince dillerine çok hâkimdi. Birçok Antik Yunan eserini de Arapçaya çevirerek İslam dünyasına kazandırdı.

    “Kanun-ül Mesudi” adlı eserinde bu fonksiyonu 1’den başlatarak trigonometrik fonksiyonların aslında birer sayı olduğunu gösterdi. Trigonometride sinüs ve kosinüs fonksiyonlarına sekant, kosekant ve kotanjant fonksiyonlarını ekledi.

    O dönemde dünyanın düz olduğu fikrine şiddetle karşı çıkmış ve dünyanın yuvarlak olduğunu yaptığı çalışmalar ve sunduğu delillerle kanıtladı. Bunu da şu ifadeleriyle dile getirmiştir: “Dünyanın enlemine bir çizgi çektiğiniz zaman bu çizgi düz ya da içbükey olamaz. Çünkü kuzeye giden bir gözlemcinin gökyüzünde gördüğü yıldız sayısı artmaktadır. Bu durumda meridyenin dışbükey olduğunu gösteriyor. Bu durum hem enlem hem de boylam için de geçerlidir.”

    Güneşin hareketlerinden, mevsimlerin ne zaman başladığını belirledi. Dünyanın çapını, bugünkü değere çok yakın olarak buldu. Jeodezi biliminin kurucusu oldu.

    Newton’dan 700 sene önce, Newton’un matematiksel olarak ispatladığı yer çekimi kuramı üzerine ilk fikirleri El-Biruni ileri sürdü.

    Geliştirdiği teleskoplar ile gözlemleri sonucunda, gezegenlerin güneş etrafında döndüğünü doğrulayan Galileo’dan 600 sene önce, ‘dünyanın döndüğü’ fikrini El-Biruni savundu. Dünya dönüyorsa, ağaçlar ve taşların neden fırlamadığı sorusuna, merkezde bir çekicilik olduğu ve her şeyin dünyanın merkezine düştüğü cevabını verdi. Kuzey, Güney, Doğu ve Batı’nın farklı noktalarda buluştuğunu; denizlerin ardında bir karanın bulunduğunu (Bugünkü Amerika) öngördü.

    Müslüman âleminin güvenle doğru yöne secde etmesi için Kıblenin yerini tam manasıyla ölçtü.

    Jeoloji konusunda da birçok çalışma yapan bu değerli bilim adamı karaların kuzeye doğru hareket ettiğini savunmuştur.

    Bugünkü Arabistan çölünün denizin çekilmesiyle oluştuğunu ileri sürmüş, buna kanıt olarak da bu bölgede bulduğu kayaçları ve fosilleri göstermiştir.

    Depremlerinde yerin altında meydana gelen bazı olayların ve kayaç hareketlerinin sebep olduğunu ortaya koydu. Biruni yaptığı bu çalışmalar ile “Jeodezi biliminin kurucusu” olmuştur.

    Eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktadır. Türk Tarih Kurumu 68. sayısını Biruni'ye Armağan adıyla bilginimize tahsis etti. Dünyanın çeşitli ülkelerinde Biruni'yi anmak için sempozyumlar, kongreler düzenlendi, pullar bastırıldı. UNESCO'nun 25 dilde çıkardığı Conrier Dergisi 1974 Haziran sayısını Biruni'ye ayırdı. Kapak fotoğrafının altına, "1000 yıl önce Orta Asya'da yaşayan evrensel deha Biruni; Astronom, Tarihçi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı Jeolog, Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğrafyacı ve Hümanist" diye yazılarak tanıtıldı.

    X. ve XI. asır Ortaçağ Türk-İslam dünyasını temsil eden Ebu Reyhan el-Biruni bütün hayatını ve varlığını bilime adamış önemli bir şahsiyettir. Modern bilimin babası olarak nitelendirilen Georges Sarton, XI. yüzyıla “Biruni Asrı” adını vermiştir. 

    Nitekim dünyanın önde gelen İslam Bilim Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin, 27 yaşındaki Biruni ile 18 yaşındaki İbn Sina’nın “Işığın sürati ölçüsüz müdür, yani lâ-mütenâhî midir, yoksa ölçülebilir mi? Yani zamanla ölçülebilir mi?” konusu üzerinde tartışmalarını bugünün Türkiye’sinde bile olamayacağını dile getirir. Bu iki mümtaz bilim insanın sözleri esasında Biruni’nin yaşadığı dönem içerisindeki yeri ve önemini açıkça ifade etmektedir.

    Tüm hayatını bilgiye ve bilmediği şeyleri öğrenmeye adayan ve dünyada bilim sahasına kazandırdığı ilk keşif ve buluşlarla, bilim dünyasına ışık tutan Türk-İslam alimi el-Biruni; fizik, tıp, matematik, astronomi, trigonometri, coğrafya, jeodezi, farmakoloji, jeoloji, filoloji, din gibi konuları incelemiş ve toplamda 113 eser meydana getirmiştir. Ne yazık ki bu eserlerden sadece birkaçı günümüze ulaşabilmiştir.

    İlerlemiş yaşına rağmen ilmî faaliyetlerine ara vermeyen Biruni, Sultan Mesud'dan sonra oğlu Mevdûd'a da iki kitabını ithaf etti. Görme ve işitmede güçlük çekmeye başlayınca öğrencilerinin en seçkinlerinden olan Ebû Hâmid Ahmed b. Muhammed en-Nehşeî'yi yardımcı edindi, ayrıca kendisine yardım eden bir Rum araştırmacı ile birlikte çalıştı.

    Bazı araştırmacılar, Bîrûnî’nin Şiî Kābûs b. Veşmgîr’in sarayında bulunması ve Arap ırkçılığına karşı çıkmasından hareketle,(el-Âs̱ârü’l-bâḳıye, s. 238-239) Şiî olduğunu ileri sürmüşse de Bîrûnî Sünnî Gazneliler’in sarayında da uzun süre bulunmuş, Farslık ve Şiîliğin aleyhinde fikirler beyan etmiştir. Bunlar onun mezhebini belirleyen deliller olamayacağı gibi himayesine girdiği kimselerin arzusuna göre konuştuğunu da akla getirmemelidir.(krş. Kennedy, DSB, II, 156).

    Özellikle Şiî eğilimli modern araştırmacılar onun Şiî (Abdullah Ni‘me, s. 417-420) veya en azından Zeydî olduğunu (Takī Dânişpejûh, s. 189) ileri sürmüşlerdir. Hâlbuki Bîrûnî hayatının her iki döneminde de Şiîler’i tenkit etmiş, onları Hz. Ali’ye uymamakla suçlayıp ibadet konusundaki yanlış telakkilerine karşı çıkmış, Bâtınîler’i de ayrı tutmayıp eleştirmiş, onlarla münazaralarda bulunmuştur (el-Âs̱ârü’l-bâḳıye, s. 37, 39, 67-68, 196-198, 201-202, 248, 298, 329, 331-332; ayrıca bk. el-Cemâhir, s. 22-24, 215).

    Şiîler’in ahmaklığına hükmettiği zamanlar olmuş (Temhîdü’l-müstaḳar, s. 40), buna karşılık Muâviye’nin basîretli tutumunu takdir etmiştir.(Taḥḳīḳ, s. 96).

    Ayrıca onun hayatının hiçbir döneminde Ehl-i sünnet’e dil uzattığı görülmemiş, Ehl-i beyt’e beslediği samimi sevgi, öteki halifelerden nefret etme duygusuna hiçbir zaman dönüşmemiştir.(el-Ḳānûnü’l-Mesʿûdî, I, 255-258)

    Bîrûnî’nin bu konuda uzlaşmacı bir tavır takındığı, Sünnîliği temsil eden siyah taş ile Ehl-i beyt sevgisini temsil eden beyaz taştan oluşan iki taşlı bir yüzük taşımasından anlaşılabilir.(el-Cemâhir, s. 215)

    VEFATI

    Ünlü Fıkıh bilgini Ebu’l-Hasan el-Velvaleci anlatıyor: “Ebu Reyhan el-Biruni’nin ziyaretine gitmiştim. Canı boğazına gelmiş halde, hasta yatağında tık nefes yatıyordu. O halde iken bana dedi ki: Bir gün bana mirasta ninelerin haklarının hesaplanmasıyla ilgili bir denklemden söz etmiştin, nasıldı o? Biraz da ona acıyarak dedim ki: Bu durumdayken de hâlâ bana onları mı soruyorsun? Dedi ki: Bu konuyu bilerek bu dünyadan ayrılmam mı daha hayırlıdır, yoksa bilmeden veda etmek mi? Bunun üzerine meseleyi tekrar kendisine anlattım. Dinledi ve ezberledi. Sonra bana yapacağı şeylerden söz etti. Biraz sonra yanından ayrıldım. Az ilerlemiştim ki yüksek sesle ağlaşma ve bağrışmalar duydum. Döndüm baktım, Ebu Reyhan el-Biruni vefat etmişti.”

    El-Biruni, h. 453 / m. 1061,tarihinde 88 yaşında vefat etti. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Derecesini Cennet-i Firdevs kılsın. Âmin.

    Kendisinden çok sonra gelen Newton, Toricelli, Copernicus, Galileo gibi bilim adamlarına ilham kaynağı oldu. Türkçe dâhil 15 dilde yayımlanan The UNESCO Courier dergisi, 1974 yılında çıkardığı sayıyı El-Biruni’ye ayırdı. El-Biruni’yi “Bin yıl önce, Orta Asya’da yaşamış evrensel deha” olarak tanıttı.

    Biruni'nin Bilim Hakkındaki  Düşünceleri

    Biruni'ye göre ilim hazzı yani hak ve hakikati araştırma zevki en yüksek zevkler arasındadır. Bu hususta kendisi şöyle demektedir: "ilim adamına yani ilim hizmetçisine lazım ve kaçınılamaz olan şey, ilmin bütün sahalarında yeterli bir seviyede olamasa bile , ilimler arasında bir ayrım yapmamak her birini hakkını vermektir. Çünkü ilim güzeldir lezzeti de kalıcıdır. Araştırma boyunca bu lezzet sürer gider. Araştırma bitince lezzette son bulur. İlim adamı kendinden önce gelen âlimlere hor gözle bakmamalı; tevazu ile eserlerine yaklaşıp, istifade etmelidir. Böylece en doğru ve sağlam bilgilere ulaşacak, kusurlu, hatalı bilgilerden uzak durmuş olacaktır.”

    İlmin ilerlemesi ve gelişmesi için şunlar lüzumludur:

    İlmi düşünceye serbestlik tanınmalı yani ilimde söz sahibi olanlar fikir hürriyetine sahip olmalı. İlmi çalışmalar açık ve sağlam metotlara dayanmalı.

    İlim; batıl düşüncelerden, sihir ve hurafelerden arındırılmış olmalı.

    Gerçek ilim adamlarının çalışma zevk, şevk ve gayretlerini arttıran teşvik tedbirleri alınmalı. İlmin ilerlemesi için gerekli her türlü maddi, sosyal, teknik şartlar ve imkânlar hazırlanmalı. İlme, ilmi eserlere ve ilim adamlarına hürmet edilmeli itibarları sağlanmalı. İnsanların dikkat ve alakalarını ilmi konulara çekme çalışmaları yapılmalı.

    Devletin ileri gelen adamları ilmin gelişmesi için gereken tedbirleri tespit edip hemen bunları tatbik etmeli.

    Biruni beşeri manevi ilimler sahasındaki incelemelerinde bir takım prensipleri esas alıyordu. Bu hususları şöyle demektedir: “Bu ilimlerle meşgul olacaklar önce kalplerini bozuk itikat, kötü huy ve saplantılardan temizlemelidir. İnsanların çoğu manevi hastalıklara yakalanmıştır. Bu hastalıklar sahibini hak ve hakikati göremez hale getirir, kalbi kör kulağı sağır eder. Taassup, başkalarına üstün gelme, nefsin, kötü arzu ve heveslerin peşi sıra gitme, makam, mevki sevdası peşinde ola ve benzeri kötü huylar ilim adamına yakışmaz. Bu sebeple de herkes ilim adamı olamaz. İlim yolu çetin bir yoldur. Fakat ele geçmesi de imkânsız değildir. Hak ve hakikati araştırırken mümkün olan en yakın, en sahih, en sağlam bilgilere tutunulmalıdır. Bu yapılırken de sahalarının otoritelerine ve ye eserlerine başvurulur. Yani herkesi sözüne ve eserine değil de, otorite olan âlimlerin söz ve eserlerine müracaat edilir. Tespiti mümkün olan hakikatler ortaya çıkarılır."

    BİRUNİ SÖZLERİ

    Bîrûnî’ye göre insan cüsse itibariyle birçok canlıdan küçük olmasına rağmen aklı sayesinde onların hepsinden üstündür ve onlara hükmetme imkânına sahiptir. İnsan, aklının ve imanının ışığında ilâhî hikmet, kudret ve rahmetin eserlerini görüp anlayabilir. Esas itibariyle kâinatın yaratılışından beri Allah kendi yüceliğini ortaya koymakta, insan da akıl ve imana dayalı bilgilerle O’nun sıfatlarını idrake çalışmaktadır. 

    İman ile akıl arasında sağladığı dengenin yanı sıra dinî ilimlere gösterdiği ilgiyi hayatının sonuna kadar devam ettirmiş olması da Bîrûnî’nin dinî samimiyetinin bir delili sayılmalıdır. Esas olarak tabiat ilimleriyle uğraşması da Allah’ın kevnî âyetlerini anlamak, kâinatın yapısından ve düzeninden Allah’a ulaşmak, O’nu yüceltmek gayesine yöneliktir. Ancak ilimde katedilen mesafelerin insandan aczi gideremediğine, ilmin son sınırına gelindiğinde ötesini ilâhî ilme havale etmek gerektiğine inanmıştır.(Tümer, s. 109-111)

    Bîrûnî eserlerinde sık sık Kur’an âyetlerine başvururken onların çeşitli ilimler açısından yorumlanmasını amaçlamıştır. Belâgat ve i‘câzına hayran olduğu Kur’an’ı doğru anlamak ve yorumlamak için bütün ilmî birikimini seferber eden Bîrûnî ilgiyle karşılanan yorumlara ulaşmıştır.(İA, II, 638; Takıyyüddin el-Hilâlî, s. XII)

    Ayrıca Bîrûnî’nin eserlerinde dinin önemi, hidayet üzere olma isteği, ilimsiz ibadetin eksikliği, iç ve dış temizlik, ibadetin vazgeçilmezliği, Allah korkusunun fert ve toplum psikolojisi üzerindeki olumlu rolü, dünyevî ihtiraslardan uzak olmanın gerekliliği gibi konulara dair beyanları, dinî inanç ve yaşayışı hakkında önemli ipuçları ihtiva etmektedir.(el-Ḳānûnü’l-Mesʿûdî, I, 3, 103; Taḥḳīḳ, s. 547; Taḥdîd, s. 5-6, 199; İstiḫrâcü’l-evtâr, s. 4; el-Cemâhir, s. 19-22, 24, 31, 73; el-Âs̱ârü’l-bâḳıye, s. 67-68, 298). 

    İnsanların fikir ve yaklaşımları türlü türlüdür ve dünyanın gelişmesi bu yaklaşımların çeşitliliği ile gerçekleşir.

Biruni, bir eserinde kaleme alma amacını şöyle ifade eder: Evvela kendi nefsim için ki insanın kendisine en yakın olan da odur - ikinci derecede; erdem seven ve erdem yoluna gitmekte olan bizim gibiler için.

    İlim, paspas üzerine kuşlar için bırakılan et parçası gibiydi...

    Büyük Bilgin, ışık hızının ses hızından çok daha yüksek olduğu kanaatindeydi. O, ışınların Güneş'ten ısıyı taşıdığını ve bunların havadan ve sudan geçtiğini düşünüyordu.

    "Ben her kişinin kendi çalışmasında yapması gerekeni yaptım. Öncekilerin başarılarını minnettarlıkla karşılamak, onların yanlışlarını ürkmeden doğrultmak, kendisine gerçek olarak görüneni gelecek kuşağa ve sonrakilereemanet etmek."

    “Benim bilimle uğraşma sebebim Ali İmran Suresi 191. ayettir”

    Biruni, insanların üç şey yüzünden mutsuz olacağını söylüyordu;

    - Kıskançlık yaparak başkalarının elinde olana göz dikmek

    - Kendini her konuda insanlardan üstün görmek.

    - Fal ve uğursuzluk gibi boş inançlara kapılmak.

    Her zaman doğrunun ve gerçeğin peşinde olan Biruni, bu felsefede tüm çalışmalarını gerçekleştirmiştir. Akla, mantığa ve bilime aykırı olan olguları kesinlikle kabul etmemiştir. Bunu da şu sözlerle dile getirmiştir;“Sizin aleyhinizde olsa bile gerçeği bulup ortaya çıkartın. Hangi kaynaktan gelirse gelsin gerçeği kabullenmekten kaçmayın.”

    Biruni’ye göre kişi yaptığı işten tat almalıdır. İlim hazzı yani hak ve hakikati araştırma zevki en yüksek zevkler arasındadır. O şöyle demektedir: “ilim adamına yani ilim hizmetçisine lazım ve kaçınılamaz olan şey, ilmin bütün sahalarında yeterli bir seviyede olamasa bile, ilimler arasında bir ayrım yapmamak herbirini hakkını vermektir. Çünkü ilim güzeldir lezzeti de kalıcıdır. Araştırma boyunca bu lezzet sürer gider. Araştırma bitince lezzette son bulur. İlim adamı kendinden önce gelen ilim adamlarına hor gözle bakmamalı; tevazu ile eserlerine yaklaşıp, istifade etmelidir. Böylece en doğru ve sağlam bilgilere ulaşacak, kusurlu, hatalı bilgilerden uzak durmuş olacaktır.”

    ESERLERİ

    Biruni muhtelif ilimlere dair 1037 senesine kadar 113 eser yazmıştır. Daha sonra vefat edene kadar 12 sene zarfında ise, 83 eser telif etmiştir. Biruni'nin eserlerini incelediğimizde, onun esaslı bir din kültürü almış ve aldığı bu din ilimleri kültürünü tam anlamıyla hazmetmiş, bütün hayatına ve çalışmalarına sirayet ettirmiş olduğu görülmektedir. Biruni'nin dehasını ve ilmi başarılarının sırrını esasında onun bu yönünde aramak lazımdır.

    Biruni, toplam 180 kadar eser kaleme aldı. En meşhurları şunlardır:

    1. el-Âsârü’l-bâkıye ‘ani’l-kurûni’l-hâliye: Günümüzde Beyazıt Devlet Kütüphanesinde korunan ve Biruni’nin eski uygarlıklar ile ilgili kronolojik bilgiler verdiği ve astronomiden bahsettiği eseridir.

    Biruni’nin ilk ve en büyük eserdir. Çeşitli toplumların kullandığı takvimler ile ilgili bilgi verir. Bkz. Eduard Sachau, Chronologie orientalischer Völker von Alberuni, Leipzig 1878; Maziden Kalanlar (El Âsar el-Bâkiye), Arapçadan çev. Ahsen Batur, Selenge yay. İstanbul 2011.  

    2. el-Kânûnü’l-Mes‘ûdî:El-Kanûn’ül-Mes’ûdî: Biruni’nin Gazneli Sultanı Mesud’a ithafen yazdığı bu eserinde astronomi,astroloji,jeodezi,coğrafya ve meteroloji konusunda yaptığı çalışmalara yer vermiştir.el-Kânûnü’l-Mes‘ûdî, C. I-III, Haydarabad 1954-1956.En büyük eseridir. Astronomiden coğrafyaya kadar birçok konuda yenilik, keşif ve buluşları içine alır. 

    3. Tahkîku mâ li’l-Hind min makûletin makbûletin fi’l- ‘akl ev merzûle: Biruni’nin 1030 yılında Hindistan’da kaleme aldığı bu eserde Hint kültürü,tarihi ve coğrafyasından bahsetmiştir.

    Hindoloji alanında yazılan ilk eserdir. E. Sachau, Alberuni's India: an account of the religion, philosophy, literature, geography, chronology, astronomy, customs, laws and astrology of India about A.D. 1030, C. I-II, London 1888; Tahkîku Mâ Li’l-Hind Bîrûnî’nin Gözüyle Hindistan, yay. haz. Ali İhsan Yitik, çev. Kıvameddin Burslan, TTK, Ankara 2015. Hind Tarihi, dini, ilmi ve coğrafyası hakkında geniş bilgi verir. 

    4. Tahdîdü nihâyâti’l-emâkin li-tashîhi mesâfâti’l-mesâkin: İstanbul Kütüphanesinde bulunan bu değerli eserde Biruni farklı şehirler arası enlem ve boylamı bulma, kıbleyi tayin etmenin yanı sıra coğrafi,astronomik,astrolojik ve jeolojik bir takım bilgilere de yer vermiştir.

    Jamıl Ali, The determination of the coordinates of positions for the correction of distances between cities, Beyrut 1967; E.S. Kennedy, A commentary upon Biruni's Kitab tahdid al-Amakin: an 11th century treatise on mathematical geography, Beyrut 1973; Tahdîdü Nihâyâti’l-Emâkin, çev. Kıvameddin Burslan, trans. haz. Melek Dosay Gökdoğan – Tuba Uymaz, TTK, Ankara 2013.Bu eseriyle Biruni, yepyeni bir ilim dalı olan Jeodezi'nin temelini atmış, ilk harcını koymuştu. 

    5. Kitâbü’l-Cemâhir fî Mâ’rifet-i Cevâ-hir: Birçok disiplini içerisinde barındıran bu eserinde psikoloji,fizyoloji,sosyoloji,tıp,kimya ve madencilik ile ilgili bilgiler vermiştir. Bu eserinde yer verdiği çalışmasında 23 katı ve 6 sıvı maddenin özgül ağırlığını günümüzdeki değerlerine çok yakın şekilde tespit etmiştir.

    Cevherlerin bilinmesine dair kitap. Siyasi, kültürel, ahlaki, tarihi başta olmak üzere Biruni’nin çeşitli alanlardaki saptamalarını içermektedir. A. M. Belenichkov on pp. 1-248 of: Sobranie Svedenii dlya poznaniya dragotsennostei (Mineralogiya), Moscow, Izdatelstvo Akademia Nauk SSSR, 1963; Hakim Muhammed Said with commentary by Sami Hamarneh, Al-Biruni: The book Most Comprehensive in Knowledge on Precious Stones, İslamabad 1989; Kıymetli Taşlar ve Metaller Kitabı (el-Cemâhir fî Ma‘rifeti’l-Cevâhir), çev. Emine Sonnur Özcan, TTK, Ankara 2017. 7) es-Saydele fi’t- Tıb: Tıp, eczacılık, botanik ve filolojiden müteşekkil bir eserdir. Al-Biruni's Book on Pharmacy and Materia Medica, Karachi 1973; Kitâbü’s-Saydana Fî’t-Tıb, çev. Esin Kahya, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ankara 2011.

    6. Kitâbü’t-Tefhîm fî Evâili Sıbaâti’t-Tencîm: Yıldızlar hakkındaki bu eseri genellikle soru cevap şeklinde olup 1029 yılında tamamlamıştır.

    Matematik, astronomi, astroloji ve coğrafya gibi konuları içermektedir. R. Ramsay Wright: The Book of Instruction in the Elements of the Art of Astrology by al-Biruni. London 1934; Kitab-ı Tefhim, yay. haz. Celaleddin Hümai, Tahran 1319.Yıldızlar İlmine Giriş. 

    7. Kitâbü’s-Saydele fî Tıp: Biruni’nin bu eserinde tıp ve eczacılıkla ilgili bilgiler vermiştir. Bu eser 1930 yılında Bursa’nın Kurşunlu Cami kütüphanesinde bulunmuştur.

    Eczacılık Kitabı. İlaçların, şifalı otların adlarını altı dildeki karşılıklarıyla yazmış.

    8. Kitâbu Batenceli'l-Hindî: Hindoloji alanındaki bir diğer çalışmasıdır. Hellmut Ritter, “al-Bīrūnī's übersetzung des Yoga-Sūtra des Patañjali”, Oriens, IX/2, 1956, s. 165-200; Mehmet İlhan, Hammet Arslan, “Bîrûnî’nin “Kitâbu Batenceli’l-Hindî” İsimli Risalesi Yogasutra’nın Bir Çevirisi midir?”, Milel ve Nihal: İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi, C. X, sy. El Biruni, İstanbul 2013, s. 25-84. 

    9. Kitâb fi’sti‘âbi’l-vücûhi’l-mümkine fî san‘a-ti’l-asturlâb: Biruni’nin usturlap hakkındaki eseridir. İsti‘âb’u-l Vücuh el-Mümküne Fî San‘ati’l-asturlâb Muhammed bin Ahmed Ebu Reyhan el-Biruni, tashih ve tahkik Muhammed Ekber Cevadi el-Hasani, Meşhed 1380

    10. Risâle fî Fihristi kütübi Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî; Biruni’nin kendisinin ve Râzî’nin eserlerini kaydettiği risaledir. Fihrist-i Kitâbhâ-i Razi ez Ebu Reyah Muhammed Bin Ahmed Biruni, haz. Mehdi Muhakkik, Tahran 1352

    11. Makâle fi’stihrâci’l-evtâr fi’d-dâ‘ire bi-havvâssı’l-hatti’l-münhanî fîhâ: Biruni’nin matematik ile ilgili eseridir. H. Suter, “Das Buch der Auffindung der Sehnen im Kreise”, Bibliotheca Mathematica, Dritte Folge, 11, 1910-11, s. 11-78.

    12. İfrâdü’l-makâl fî emri’l-ezlâl: Biruni’nin gölgeler üzerine yazdığı eserdir. E. S. Kennedy, The Exhaustive Treatise on Shadows, C. I-II, Halep 1976.

    13. Makâle fî Hikâyeti Tarîkı’l-Hind Fi’stihrâci’l-‘umr: Hintlilerin yaş tespiti hakkında malumat veren bir risaledir. Zeki Velidi Togan, “Al-Bîrûnî’nin Hikâyat Tarîq Ahl-Hind Fî İstixrâc al-‘Umr Nam Risalesi”, İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, I/1-4, İstanbul 1953, s. 183-184.




Etiketler: Biruni Kimdir? Hayatı Eserleri Görüşleri Vefatı, bilim adamı, buluşları, Biruni sözleri | Mekteb-i Derviş

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi
Benzer Konular