Mekteb-i Derviş | İslam

    CUMA GÜNÜ YAPILMASI GEREKEN SÜNNETLER

    Cuma Günü Müslümanların Bayramıdır ve Peygamberimiz'in (s.a.v.) Cuma Günü Yapılması Daha Güzel Olan Özel Bazı Sünnetler Vardır.

    1-Gusül abdesti almak.

    2-Tırnakları kesmek.

    3-Bolca salavat getirmek.

    4-Sadaka vermek.

    5-Kehf ve Cuma surelerini okumak.

    6-Ruhen ve bedenen Cuma'ya hazırlanmak.

    7-Kabir ziyaretinde bulunmak.

    8-Müslüman kardeşinin Cuma'sını tebrik etmek.

    9-Yeni alınan elbiseleri Cuma günü giymek.

    10-Cuma namazına ezandan önce gitmek.

    CUMA GÜNÜNÜN ÖNEMİ

    Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de: 
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوٓا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿9﴾
    “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.”(Ayetteki “çağrı” ile ezan, “Allah’ın zikri” ile de Cuma namazı kastedilmektedir.”
فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَث۪يرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿10﴾
    “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.”(Cuma Suresi,9-10)
    Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Cuma namazını cemaatle kılmak her müslümana farzdır. Ancak, şu dört kişi, köle, kadın, çocuk, ve hasta müstesnadır.” (Ebu Davut,Beyhaki, Hakim, et-Tac, c. 1, sh. 274)
    “Mazeretsiz olarak Cuma namazını bırakan kimse,silinmeyen ve değiştirilmeyen kitapta münafık olarak yazılır.” (Şafii, et-Tac, c. 1, sh. 27….)
    “Bazı kimseler, ya Cuma’yı tek etmekten vaz geçecekler,yahut Allah, onların kalplerine mutlak mühür vuracak,sonra da onlar kesin olarak gafillerden olacaklardır.”(Müslim, R.S.Terc. c. 2, sh, 441)
    “Ey insanlar, biliniz ki, Benim bulunduğum yerde ve bu yılın bu ayındaki bu günümde Allah, size kıyamet gününe kadar Cuma namazını farz kıldı. İyi, kötü bir imamları varken, sağlığımda olsun, benden sonra olsun,ehemmiyetsiz görerek veya inkar ederek onu terk edenin,Allah iki yakasını bir araya getirmesin, onun işlerini üretmesin.” (M.Asım Köksal, Hz. Muhammet ve İslamiyet, c. 1, sh.21)
    “Vallahi, bir adamın cemaate namaz kıldırmasını emredip, sonra Cuma’ya gelmeyenlerin içinde bulundukları evleri yakasım geliyor.” (Müslim, Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı, c. 1, sh. 334….)
    “Her kim ki, Cuma günü gusül abdestini tam aldıktan sonra, erken erken kalkıp bir şeye binmeden yürüyerek mescide gider ve imama yaklaşınca da bir şey konuşmadan dinlerse, attığı her adım karşılığında kendisine bir senelik oruç ve namazların sevabı verilir.” (Ebu Davut;Nesei; Tirmizi; et-Tac, c. 1, sh. ……)
    “Cuma günü, imam hutbe okurken arkadaşına “sus”konuşma desen, muhakkak boş konuşmuş olursun.” (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, Et-Tac, c. 1, sh. 288)
    “En faziletli günlerinizden biri Cuma günüdür. O gün bana çokça salatü selam getiriniz. Zira sizin salatınız bana arz olunur.” (Ebu Davut, R. S. Terc. c. 2, sh. 446)
    “Cennette bana en yakın olanınız, en çok salavat getireninizdir. O halde en parlak gece ile en parlak günde yani Cuma günü ve gecesinde bana çok salatu selam getiriniz.” (Şafii, Beyhaki, et-Tac, c. 1, sh. 292)
    Yıl içinde ramazan ayı, geceler içinde Kadir Gecesi ne kadar önemli ise günler içinde cuma günü de o kadar önemlidir. Çünkü cuma günü Müslümanların bir araya geldikleri ve cemaatle haftalık ibadetlerini ifa ettikleri önemli bir gündür. Cuma günü Müslümanların en önemli görevi haftalık ibadet olan cuma namazını kılmalarıdır. 
    “Allah nazarında günlerin en kıymetlisi Cumadır. O, Kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir.”(Buhari)
    Cuma günü öğle vaktinde kılınan Cuma namazı,hicretin ilk senesinde Medinede farz kılınmıştır.“Peygamberimiz (s.a.v), ilk Cuma namazını, Medine-i Münevvere’ye hicreti sırasında, Ranuna vadisindeki mescitte kıldırmıştır.”
    Cuma namazından önce hutbe okumak ve dinlemek farz olduğu gibi, Müslüman, hür, erkeklere cuma günü öğle namazının vaktinde cemaatle kılınan iki rekâtlı farz-ı ayın bir namazdır.Cuma namazı kılınınca ayrıca o gün öğle namazı kılınmaz. Cuma namazının 8 rekât sünneti vardır.  Hutbeden önce dört rekât, farzdan sonra da Ebû Hanife’ye göre dört rekât, Ebû Yusuf ve Muhammed’e göre biri dört diğeri iki olmak üzere toplam altı rekât sünnet kılınır. Cuma günü toplam 16 rekat kılmış oluruz Her ikisi de öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır.Sonra “zuhr-u ahir” adıyla dört, “vaktin sünneti”niyetiyle iki rekat namaz daha kılınır. Sonra tesbih çekilip,dua edilir..Keyfi olarak namazı tesbihi duayı terketmek doğru değildir.
     “Cuma da öyle çünkü Cuma günü günlerin efendisidir. Güneşin üzerine doğduğu günlerin en hayırlısı Cuma günüdür diye Peygamberimiz(s.a.v) buyuruyor. Birçok önemli hadise Cuma günü olmuştur ve o günde de kıyamet kopacaktır. Hz. Âdem(a.s) Cuma günü yaratıldı, o gün cennete konuldu, o günde cennetten çıkarıldı, o günde tevbesi kabul edildi ve o günde kıyamet kopacak buyruluyor. .” (Tirmizi) Cuma gününün, müminlerin dini ve içtimai hayatlarında çok serefli bir yeri vardır. Kur’an-ı Kerim’de bir sureye ismi verilerek yüceltilen Cuma, müminlerin ibadet ve bayram günüdür.
    Cuma günü, cami ve mescitlere koşan müminler, dinledikleri hutbeler ve kıldıkları namazlarla gönüllerindeki kir ve pasları temizlemeye çalışırlar. Bu, günlük ibadetlerinin dışında her hafta devam eden manevi bir temizlenmedir.
    Sevgili Peygamberimiz (s.a.v): “Kim ki, Cuma günü gusül abdesti alır, en güzel elbisesini giyer ve varsa güzel koku sürünüp, sonra insanların üzerinden atlamayarak Cuma’ya gelir, sonra da Allah’ın kendisine farz kıldığı namazı kılar, imam minbere çıktığı vakit namazından ayrılıncaya kadar susarsa, kıldığı bu namaz, bundan önceki Cuma namazı arasında olan günahlara keffaret olur.”(Ebu Davut, et-Tac, c. 1, sh. 280)
    Cuma namazı kılınan her yer, hangi cami olursa olsun sağında ve solunda birer melek var, bunlar birinci, ikinci, üçüncü diye yazarlar, ne zaman ki imam minbere çıkarken onlar defterlerini dürerler, hutbeyi dinlerler. Efendimiz(s.a.v)şöyle buyurur:"Cuma günü olunca, mescidin her bir kapısında melekler vardır. İlk gelenleri sırayla yazarlar. İmam (minbere) oturunca defterleri kapatıp, zikri dinlemeye giderler."(Müslim, Cum'a 24, )
    Onun için bu hutbe dinleme hususunda yanındaki arkadaşına, ya da konuşan bir çocuğa sus demek o cumanın sevabını lav etmesine sebeptir. Peygamberimiz zamanında mescitte çakıl taşları vardı, onlarla oynayanları peygamberimiz ikaz etmişti. Kim çakıl taşlarıyla oynarsa o cumanın faziletini lav etmiş olur. O zaman taşlar var şimdi de hutbeye çıktığımda dikkatimi çekiyor, bakıyorum ki ya tespih çekiyor yahut halıyla oynuyor yahut cep telefonuyla. Hâlbuki namazdaymış gibi hutbeyi dinlemek lazım. Şimdi hutbeye çıktı hoca, çıktığı zaman oturuyor, sonrasında müezzin ezan okuyup hoca elhamdülillah diye başlıyor, hadis ya da ayet okuyor, hutbesini irad edip en son tekrar ayağa kalktığında ellerini kaldırıp hoca dua ediyor, salli barik okuyor ve genel olarak dua ediyor. Hutbe orada bitiyor. Hanefi mezhebinde hoca dua ederken cemaat el açmaz yüksek sesle amin demez.Aminleri  sessizce söyler. Mekruhtur. Aynen Farz namazdaymış gibi davranır. Diğer mesheplerde el açıp âmin denilir. 
    Cuma günü içinde dualara icabet saati gizlidir. En güzeli ara ara yana yakıla dua etmek lazımdır.İkindiden sonra da denilmiştir. Bu icabet saatini yakalamak için eskiden sabah namazını kılarlarmış Cuma vaktine kadar camiden çıkmazlarmış. Şimdi öyle bir şey kalmamış. Şimdi şöyle bir durum da var bir mazereti sebebiyle gelememiş, geç kalmış bakıyor ki hoca hutbe okuyor. Şimdi bilmeyen kişiler cumanın sünnetine duruyor, hâlbuki orada hutbeyi dinlemesi lazım. Cuma namazının farzından sonra kılamadığı cumanın ilk sünnetini daha sonra son sünneti zuhri ahiri vaktin son sünnetini kılar dua ve tesbihe iştirak eder. Hutbenin dinlenmesi farzdır. Nakıs olur melekler dinlediğine göre insanlarda dinleyecek. 
    Osmanlıların âlim uleması şunu söylemişler, ara ara depremler musibetler oluyor düşman şeylerinden korunmak kurtulmak için hem ilim gayesiyle Buhariyi hocalar camilerde hep okurmuş. Bu okuyuşta şu itikat üzere olurlardı ki çok doğrudur çünkü son zamanlarda dediğimiz gibi peygamberimize çok şey yapanlar var. Mesela bazı kitapları evinizde bulundurun bu sizin için manevi bir kalkandır, koruyucudur. Biz niye levhaları lafsatullahı evimize asıyoruz. İnanırsan o işte seni korur. Bir kimse ayetel kürsiyi ihlasla okursa o gece gelecek olan belalardan korunur. Ama ihlasla, dil ucuyla değil. Endülüs de 17. yy. da yazılmış olan “Kitab-ı Şifa” diye peygamberimizi baştan sona ayetlerle hadislerle anlatan bir kitap var. O tercüme de edildi, mesela o kitap için şifayı şerif deriz. Bir nevi siyer kitabı ama siyer kitabından da öte Peygamberimizi ayet ve hadislerle anlatır. Evinde bulunduran kişi biiznillah yani kazalardan belalardan kurtulur, rızkı bol olur… Tabi bunlar ezberden söylenmiş şeyler değil. 
     “Allah bizden öncekileri cumadan şaşırttı. Yahudilerin özel günü cumartesi, Hıristiyanlarınki ise pazar oldu. Derken Allah bizi dünyaya getirdi ve bize cuma gününü gösterdi. Böylece cuma, cumartesi ve pazar günleri ibadet günü ilan edilmiş oldu. İşte bu şekilde onlar kıyamet günü bizim peşimizden geleceklerdir. Bizler en son gelen dünyalılarız. Kıyamet günü en başta gelen bizler olacağız. Herkesten önce lehine hüküm verilen bizler olacağız." (Müslim) 
    Resulullah(s.a.v)Efendimiz şöyle buyurmuştur. "Cuma günü ve cuma gecesi bana çokça salavat getirin." (Beyhaki)
    Peygamberimiz (s.a.v)’in ümmeti dünya ve ahirette hangi hayra sahip olmuşlarsa O’nun sayesinde sahip olmuşlardır. Allah O’nun yüzü suyu hürmetine hem dünya, hem ahiret saadetini onlara bahşetmiştir. O halde O’nun birazcık olsun hakkını ödeyebilmek için cuma günü ve gecesi O’na çokça salavat getirmeliyiz.
    Cuma, Müslümanların haftalık bayramıdır. Bu itibarla Müslümanlar, perşembe günü akşamdan bu güne hazırlanırlar. Cumaya hazırlık için boy abdesti alırlar, temiz elbise giyerler, güzel koku sürünürler. Bunu Peygamberimizin bir tavsiyesi olarak yerine getirirler. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v); “Cumaya gelmek isteyen kimse boy abdesti alsın.” (Müslim, Cuma, 2) “Ergen olan her kişinin cuma günü gusletmesi, ağız ve diş temizliği yapması ve yeteri kadar güzel koku sürünmesi gerekir.” (Müslim, Cuma, 7) buyurmuştur. 
    Müslümanlar cuma günü Kur’an okumak, zikir ve tefekkür etmek, Peygamberimize salât ve selâm getirmek, tövbe ve istiğfar etmek, camiye gidip vaaz ve hutbe dinlemek suretiyle böyle değerli ve önemli bir günün manevî feyzinden yararlanmaya çalışırlar. 
    Cuma gününün en büyük hususiyetlerinden birisi ve en büyüğü de içinde duaların kabul edildiği saatin bulunmasıdır o saatte yapılan redd olunmaz. Peygamberimiz (s.a.v): “Cuma gününün gündüzünde bir saat vardır. Mümin kul da Allah’tan ne isterse behemahal ona dilediği verilecektir. Hangi saattir diye sorulduğunda Cuma namazına başlandığından, namazdan çıkıncaya kadar süredir” buyurdu. (Tirmizi, Taharet, 354; İbn Mace, İkame, 9)
    Melekler Cuma günü yeryüzüne inip,müminlerin dua ve zikirlerine iştirak ederler.Cenab-ı Hak Cebrail (a.s.) gibi bazı melekleri kendi nev’inin reisi, Peygamberleri insanların efendisi, Resule Ekrem Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’yı kainatın iftihar vesilesi, Mekke’yi en şerefli belde kıldığı gibi, bazı ay ve günleri de diğer vakitlerden şerefli kılmış, mesela Ramazanı en bereketli ay, kadir gecesini en saadetli gece olarak müminlere ikram etmiştir. Aynı şekilde Cuma gününü de en şerefli gün olarak Müslümanlara bahşetmiştir.
    Birçok hususlarda diğer ümmetlerden faziletli ve üstün kılınan ümmeti Muhammed haftalık bayramlarının Cuma günü olmasıyla da imtiyazlı kılınmıştırlar.
    Efendimiz (s.a.v) bu hususta da: “Şüphesiz Cuma günü Allah katında günlerin efendisi ve büyüğüdür. Allah katında Kurban bayramı ve Ramazan bayramı günlerinden daha büyüktür, faziletlidir.”
    Onda beş meziyet vardır. Allah Adem (a.s.)’ı o gün yarattı. Allah Adem (a.s.)’ı Cennetten yeryüzüne o gün indirdi. Allah Adem’in ruhunu o gün aldı. O günde öyle bir saat vardır ki, kul haram bir şey istemedikçe Allah’tan ne isterse Allah verecektir. Kıyamet o gün kopacaktır.”buyurdu. (İbni Mace, İkame, 79)
    Diğer bir hadislerinde de: “Cuma günü olduğu zaman her mescidin kapılarında melekler bulunur. İlk önce gelenleri kaydederler. İmam minbere oturduğu zaman sayfalarını kapatırlar. Hutbeyi dinlerler. Melekler camiye ilk gelene bir deve, ondan sonra gelene bir inek, daha sonra gelene bir koç kurban etmiş gibi ondan sonra gelene bir tavuk, daha sonra gelene de bir yumurta tasadduk etmiş gibi sevap yazarlar.” (Müslim, Cuma, 10; Buhari, Cuma, 4; Nesei,Cuma, 13)
    İnanan bütün Müslümanların işlerini güçlerini bırakıp Allah’ın davetine uyarak bir araya gelip ibadet ettiği,kardeşlik kapıları sonuna kadar açılmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Büyük günahlar işlenmedikçe iki Cuma arasında işlenen küçük günahlara Cuma namazı kefaret olur.” (İbn Mace, İkame, 79) buyurarak müminlerin manevi temizliğe mazhar olacağını haber vermiştir.
    Cuma günü gibi, bazı gün ve gecelerin müminlere ilahi bir hediye olarak ikram edilmesinin esas hikmeti müminlerin devamlı ahirete hazırlıklı bir halde bulunmaları ve mübarek günlerin feyz ve bereketinden mahrum kalmamaları içindir.
    Peygamber (s.a.v) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:“Kim güzelce abdest alır sonra cumaya giderse, hutbeyi dinler ve sessiz durursa o Cuma ile diğer Cuma arasında ve fazladan üç gün içinde işlemiş olduğu günahları bağışlanır. Kim hutbe okunurken çakıl ve benzeri şeylerle oynarsa boşa emek çekmiş olur.” (Tirmizi)
    Ümmü Osman’ın azatlısından; demiştir ki: Ali (b. Ebi Talib)’i Kufe minberinde şöyle derken işittim.Cuma günü olduğu zaman şeytanlar sancakları ile sokaklara çıkıp insanlara (onları) başka işten alıkoyacak mühim işlerini hatırlatırlar ve cumaya gitmelerine mani olurlar.melekler de gidip mescidin kapısına otururlar ve imam (minbere) çıkıncaya kadar camiye gelenleri geliş sırasına göre yazarlar.Kişi (hutbeyi) işitebileceği ve (imamı) görebileceği bir yere oturup susar bir şey konuşmaz ve boş bir işle meşgul olmazsa, kendisine iki sevaptan iki nasip vardır.(Eğer uzak oturur ve hutbeyi duyamayacağı bir yerde ise, susar konuşmaz ve boş bir şeyle meşgul olmazsa, ona sevaptan bir nasip vardır. (Hutbeyi)işitebileceği ve (imamı) görebileceği bir yere oturur fakat konuşur ve susmazsa ona da günahtan bir nasip vardır.Her kim Cuma günü (yanındaki) arkadaşına “sus” derse, boş işle uğramış olur, kim de boş şeyle uğraşır ise, onun (kıldığı) bu cumasından hiçbir şey (sevab) yoktur.Daha sonra Ali (r.a.) "Ben, bunları Resûlullah (s.a.v)den duydum" dedi.(Ahmed b. Hanbeİ, I, 93; Beyhakî, es-Siınenu'l-kübrfi, IH, 220.)
    Ashâb-ı Kiram’dan Râfî (r.a) Efendimizden rivayeten hadis-i şerifte buyuruluyor ki:“Müjde sana, bu adımların Allah yolundadır. Kimin ayakları Allah yolunda tozlanırsa, o ayaklar cehennem ateşine haram olur. Cumaya giden ayaklar da Allah yolunda tozlanmakta olduğundan, devamını sağlayan kimseleri de Allah (c.c) cehenneme haram kılar.” buyurulmaktadır.
    Kim Cuma günü yıkanıp camiye giderse günahları ve hataları silinir, cumaya gitmek için yürümeye başladığında her adımına yirmi sevap yazılır. Namazı bitirince ikiyüz senelik amel-i salih işlemiş sevabı verilir. Kim Cuma günü bir vasıtaya binmeden yürüyerek cumaya erken gider ve namaza kadar nafile ibadet eder, imama yakın oturup vaazı nasihatı, hutbeyi dinler, boş konuşmayıp sükût ederse, her adımı başına bir sene nafile tutulan oruç ile geceleri namaz ve diğer ibadetle geçirilen ecir ve sevap verilir. Enes b. Malik (r.a) anlatıyor:“Cebrail (a.s) cumayı, elinin içerisinde sanki bir ayna imiş gibi getirdi. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz de:”Bu nedir ya Cibril?” dedi. Cibril (a.s) ise: “Bu cumadır. Senin ve ümmetinin bayramıdır. Rabbin sana onu verdi. Sizin için onda hayırlar vardır. O hayır ise, Cuma günü içerisinde öyle bir saat vardır ki, o anda yapılan dua ve sena kötülüklerden kurtulma ve nice dileklerin kabul buyurulduğu zamandır.” diyerek cumanın faziletini beyan etti
    Özürsüz, hürriyeti olan, erkek olan, mukim olan kişilere Cuma farzdır. Kadınlara farz değildir. Cumayı kasten terk edenler için peygamberimizin çok şiddetli tehditleri vardır. “Üç cumayı peş peşe terk eden kişinin Allah kalbini mühürler.” Buyuruyor. “Bir takım kimseler cuma namazını terk etmekten mutlaka vazgeçsinler. Yahutta Allahü Teâlâ onların kalblerini muhakka ki mühürleyecektir. Sonra elbette onlar gafillerden olacaklardır.” (Müslim) 19 
    “Bir de bilmiş olunuz ki Allah Celle ve Alâ Hazretleri cumayı benim şu durduğum yerde ve bu yılın bu ayındaki bu günümde size kıyamet gününe kadar farz kılmıştır. Her kim, hayatımda olsun, benden sonra olsun adil yahut zalim bir devlet reisi varken onu istihfaf ederek yahut inkâr eyleyerek cumayı terkedecek olursa, Allah iki yakasını bir araya getirmesin. Ve kendisine âit hiçbir hususu mübarek kılmasın. Haberiniz olsun ki böylesi tevbe etmedikçe ne namazının, ne zekâtının, ne haccının, ne orucunun, ne de başka bir hayrının sevabı vardır. Her kim de tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder” (İbn-i Mâce). Müthiş bir tehdit. Sonra, Cuma günü hutbede söylediği bir hadis var; “ bu mekânda bu zamanda Hz. Allah cumayı hepinize farz kılmıştır. Kim bunu inkar ederse, yada alaya alarak terk ederse Allah o kişinin iki yakasını bir araya getirmesin, işlerinde güçlerinde ona bereket vermesin.” Öyle buyurmuş. Yorum olarak şunu söyleyebilirim. Peygamberimiz işine bereket vermesin diye o zaman söyledi ama kıyamete kadar hüküm devam ediyor, dolayısıyla özürsüz olarak cumayı terk etmemek lazım. Terk etmeyen kişiler işinde bereket bulurlar, iki yakası bir araya gelmesin buyuruyor, cumayı terk etmezse iki yakası da bir araya gelir. Ben tabiî ki bu hususta vebal altına girmek istemem ama ibadetine mani olacak bir durum varsa derhal o işten çıkmak lazım anacak rızık meselesi ise bir mazeret olarak görülebilir. Maalesef oluyor bunlar. Halen Cuma namazına müsaade etmeyen yerler var.Allah yardımcımız olsun, böyle şeylerle hiç kimseyi imtihan etmesin. Ne içkiyle, ne kumarla, böyle şeylerle imtihan etmesin zor bu iş. 
    Şöyle yapılabilse, mesela böyle insaflı olan bir fabrika sahibi yine işini aksatmadan diyelim ki on beş kişi mi çalışıyor fabrikasında işçilerini ayarlasa üç cumayı terk etmeyecek şekilde düzenleme yapsa olabilir. Bu da bir alternatiftir. O bakımdan böyle şeylerde Müslüman fabrikatörlerin çoğalması lazımdır.
    Cumhuriyet öncesi Perşembe günü öğleden sonra tatile girerler, Cuma için hazırlanırlardı, elbisesini temizler, yıkanır en güzel elbiseleriyle giderlerdi. Cuma günü de tamamen tatildi.
    Cuma suresinin son ayetlerinde, Ey iman edenler namaz için çağrıldığınız vakit koşunuz. İçten gelerek, yine mi Cuma namazı geldi gibi duygularla değil. Burada koşmak içten gelerek gitmek manasınadır. Telaşla panikle koşmak manasına değil. Çalışmak gayret etmek manasına geliyor. Namaza gittiğiniz zaman üzerinizde bir vakar olsun. Rahatsız etmeyeceksin çevreyi efendim. Bunlar kul hakkına girer. 
    Dört mezhebe göre kadınlara Cuma namazı farz değildir. Ancak kılarlarsa sahih olur ve o günkü öğle namazı üzerlerinden düşer. Yani Cuma namazı kılan bir kadının, tıpkı Cuma namazı kılan bir erkekte olduğu gibi, o günün öğle namazını kılma farziyeti üzerinden kalkmış olur. Bu şu demektir: Kadınlara Cuma namazı farz olmamakla beraber, eğer kılarlarsa namazları farz namaz derecesinde sahihtir. Bu namaz, diğer bir fariza olan o günün öğle namazını, artık farziyetten düşürür. 
    Türkiye’de Cuma İzni Yok Mudur? 
    Son olarak şu hakikati de ifade edelim ki, Türkiye için İmam-ı A’zam’m zikrettiği “sultanın izni” şartı zaten câridir. Cuma namazını kıldıran bütün imamlarımız Diyanet İşleri Başkanlığı’na, Diyanet îşleri Başkanlığı, Başbakanlığa, Başbakanlık da Cumhurbaşkanına bağlıdır. Bütün din görevlilerinin maaşlarının devletçe karşılandığı şu memleketimizde “Cuma İçin Sultanın İzni Olmadığı” nasıl iddia edilebilir?! Acaba cuma namazını kılan Müslümanları bu şeâirden men etmek isteyenler neye hizmet etmek istemektedirler? Niyetleri îslâmiyete hizmet etmek ise, İslâm’a hizmet şeâiri terketmekle mi olur? Yok, eğer niyetleri Müslümanları mes’uliyetten kurtarmak ise, o zaman kendilerine şu suali soralım?


Etiketler: Cuma Günü Yapılması Gereken Sünnetler ve Cuma Gününün Önemi, Cuma Günü ne yapılır, Peygamberimiz cuma günü nelere dikkat ederdi, Hz.Muhammed, Mekteb-i Derviş

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi