Mekteb-i Derviş | İslam

    İMAM-I İBN MACE (R.A.) KÜTÜB-İ SİTTE ES-SÜNEN YAZARI

    İMAM-I İBN MACE KİMDİR? HAYATI, VEFATI, ESERLERİ, BAZI HADİSLERİ

    (D.H. 209.M.824.Kazvin. V.H. 273.M.887.Kazvin-İran)

    Ebû Abdillâh Muhammed b. Yezîd Mâce el-Kazvînî, Hadis âlimlerinin büyüklerinden olup, Kütüb-i Sitte denilen altı sahih hadis-i şerif kitabından Sünen-i İbni Mâce adlı eserin müellifi, hadis hâfızı, âlim, veli...

    DOĞDUĞU YER VE KÜNYESİ

    Adı: Muhammed b. Yezîd.

    Şöhreti: İbn Mâce. Mâce, babası Yezîd'in lakabıdır.

    Künyesi: Ebû Abdullah

    Nisbesi: er-Rabat; Arap kabilelerinden Rebî'a'ya velâ bağıyla nisbeti.

    el-Kazvînî: Acem diyarının büyük şehirlerinden Kazvin'e mensubiyetinden gelmektedir. Genel olarak bu nisbe ile tanınmıştır.

    İbn Mâce bizzat kendisi doğum tarihi olarak H. 209 yılını zikretmiştir. M. 824 -H.209 tarihinde Abbasi Devleti zamanında İran’ın Kazvin’şehrinde doğduğu için Kazvini adıyla bilinir. İbni Mace diye meşhur oldu.

    İbn Mâce, Kazvin'in itibarlı ve saygın hanelerinden birinde yetişmiştir. Üç kardeşi olduğu zikredilmiştir ki bunların künyeleri Ebû Bekir, Ebû Abdullah ve Ebû Muhammed Hasan b. Yezîd b. Mâce'dir. Tercih edilen görüşe göre Mâce babasının ismidir. Kelime farsça kökenlidir. Firûzâbâdî Kamusunda Mâce'nin babasına ait bir lakap olduğunu söylemiştir.

    İbn Mâce'nin isminin okunuşu hadisçiler arasında ihtilaflı bir konudur. Bazıları İbn Mâceh şeklinde okumuşlar. Bazı hadisçiler de İbn Mâcete şekliyle söylemişlerdir. Türkçe'de kelimenin sonundaki yuvarlak te harfi okunmadığından dilimizde bu hadisçinin ismi ibn Mâce olarak meşhur olmuştur.

    EĞİTİMİ VE HOCALARI

    Hicri üçüncü (Miladi dokuzuncu) asrın önde gelen hadisçilerindendir. Geleneğe uyarak on beş yirmi yaşlarında Kazvin’de öğrenim hayatına başlamıştır. Bilinen odur ki İbn Mâce hocası Ali b. Muhammed et-Tanâfisî'nin halkasına katılmıştır. O, fazilet ehli, sika ve rivayeti bol bir âlimdi. İbn Mâce ondan çok hadis dinlemiştir. Hocası, et-Tanâfisî (h. 233), vefat etmiştir.

    Memleketinde çok sayıda hadis âlimi bulunduğundan, bunların çoğunun ilminden ve bilgisinden istifade imkânı buldu. Bu sahadaki eğitimini tamamlamak ve hadis öğrenmek maksadıyla çok saydı beldeyi dolaştı. Böylece Irak, Basra, Küfe, Bağdat, Mekke, Sam, Mısır ve Rey gibi İslam dünyasının önemli yerlerini görmüş oldu. Söz konusu beldelerde bulunan ve beldesinin önde gelenleri arasında yer alan çok sayıdaki âlim ve hafızdan hadis ilmiyle ilgili dersler aldı. Bu alanda önemli bir birikime sahip oldu. Bu faaliyetleri neticesinde zamanın en önemli ve önde gelen hadis âlimi olarak anılmaya başlandı. Hakkında bilgi sahibi olanlar, ilminden istifade etmek maksadıyla kendisine müracaat ettiler.

    İbn Mâce birçok hadis şeyhinden ilim almıştır. Onlardan bazıları: Kazvin de, Ali b. Muhammed et-Tanâfisî, Ebu Hucr Amr bin Râfi’,  Küfe’de Ebu Bekir bin Ebu Şeybe ile Osman bin Ebu Şeybe’den, Basra’da Muhammed bin Beşşar ile Abdullah bin Muaviye el-Cumahi’den, Vasıt’ta Ahmed ibn Sinan el-Kattan’dan, Mısır’da Muhammed bin Rumh, Ebu Tahir bin Serh ile Yunus bin Abdülala’dan, Humus’ta  Muhammed bin Musaffa ile Ebü’t-Taki Hişam bin Abdülmelik’ten, Dımaşk’ta Hişam bin Ammar ile Duhaym’dan, Bağdat’ta Ebu Hayseme Zübeyr bin Harb’den, Mekke ve Medine’de Mus’ab bin Abdullah ez-Zübeyrî ile Ebu Mus’ab ez-Zührî’den ders alıp hadis öğrendi. Bunların dışında da muhtelif kişilerin ilminden istifade etme yoluna gitti. Cebbâre b. el-Muğallis, Mus'ab b. Abdullah ez-Zübeyri, Suveyd b. Saîd, Yezîd b. Abdullah el-Yemâmî, Bişr b. Muâz el-Akdî, Humeyd b. Mes'ade, Ebû Huzâfe es-Sehmî, Dâvud b. Reşîd,, , Ebû Saîd el-Eşec, ve diğerleri. Rabbim cümlesine rahmet etsin.

    Yolculukları:

    İbn Mâce, hadis öğreniminde çağında yaygınlaşan geleneği benimseyerek uzun yolculuklara çıktı. Bu meyanda İslam âleminin belli merkezlerini ziyaret etti. Bu yolculuklarının sonunda da Kazvin şehrine dönerek orada istikrar buldu. 

    Bulunduğu şehirler: 1. Horasan; Nisâbur vd. 2. Rey, 3. Irak: Bağdat, Küfe, Vâsıt ve Basra, 4. Hicaz; Mekke ve Medine, 5. Suriye; Şam, Humus, 6. Mısır, gibi zamanının ilim merkezlerine giderek, hadis-i şerif ve onunla alakalı ilimleri tahsil etti. Gittiği bu merkezlerde büyük hadis âlimleriyle karşılaşarak, onlardan istifade etti. Leys, İbrâhim bin el-Münzir, Muhammed bin Abdullah bin Numeyr ve daha başka âlimlerden hadis-i şerif öğrendi. Hadis ilminde yüksek dereceye ulaştı. Ebü’l-Hasan el-Kattân, Ahmed bin Ravh el-Bağdâdi, Muhammed bin İsâ el-Ebheri gibi âlimler ondan hadis-i şerif rivayet ettiler.

    Zamanındaki ve daha sonraki asırlarda yetişen hadis âlimlerince sika (güvenilir) olduğu bildirilen İbni Mace, Sünen-i İbni Mace’yi telif etti. Bu kıymetli eser, hadis-i şerif fihristlerinde ve mu’cemlerde, (MC) harfleriyle gösterilmektedir. Tefsir ilminde de derin âlim idi. Tefsir-i Kur’an adlı eseri de çok kıymetlidir.

    TALEBELERİ

    İbn Mâce, çok sayıda talebe de yetiştirdi. Muhammed bin İsa el-Ebherî, Ebû’l-Hasan el-Kattân, Süleyman bin Yezîd el-Kazvinî, Ahmed bin İbrahim el-Kazvinî, İshak bin Muhammed el-Kazvinî gibi tanınmış isimler, İbn Mâce’den ders alanlardan bir kaçıdır.

    Kendisinden Ali b. İbrâhim el-Kattân, Süleyman b. Yezîd el-Fâmî, Ebû Ya‘lâ el-Halîlî’nin dedesi Ahmed b. İbrâhim el-Halîlî, Muhammed b. Îsâ el-Ebherî rivayette bulundular. 

    İlimleri:

    İbn Mâce, ilimler arasında özellikle hadis ilmine ilgi göstermiş ve bir muhaddis olarak öne çıkmıştır. Tabiî ki hadis ilminde uzmanlaşmak başka ilim dallarına da nüfuz etmeyi beraberinde getiriyordu. Nitekim İbn Mâce de bundan payını almış, şer'î ilimler sahasında farklı ilim dallarında uzmanlaşmıştır.

    1- Hadis İlmi: Sünen adlı eseri incelendiğinde İbn Mâce'nın zî kadar zengin bir hafızaya, hadislerin tarîkleri ve metinleri konusunda geniş bilgiye sahip olduğu görülür. Onun bu büyük esen. hemen bütün bâbları içeren ve maksadlarım ziyadesiyle yence getiren bir çalışmadır. Bâblarla ilgili hadis seçimleri, bu alandaki tecrübe ve bilgi birikimini yansıtmaktadır. O, eserinin bfc bâblannda lafız ve tarîk bakımından en münasip olan hadislere yer vermiştir.

    2- Fıkıh îlmi: Bu ilme özel bir ilgi gösterdiğine dair bir kant bulunmamakla beraber Sünen adlı eserinde izlediği metod, güçlü bir fıkıh bilgisine sahip olduğunu göstermektedir. Onun kitabı ahkâm hadislerinin kapsam ve tertibi bakımından en güzel kaynaktır. Hüküm ve meseleler kısa ve özlü ifadelerle beyan ediktir.

    3- Tefsir îlmi: Zehebî ve diğerleri onu Müfessir olarak nitelemişlerdir. Hafız el-Mizzî de Tehzîbu'l-kemâl adlı eserinde Hafız Ebû Ya'lâ el-Kazvînî'den nakille bunu kaydetmiştir.

    4- Tarih İlmi: Hafız İbn âhir el-Makdisî şöyle der: "Kazvin'de bulunduğum sırada onun yazdığı, sahabe devrinden kendi zamanına kadar yaşamış kişiler ve beldeleri ele alan bir tarih kitabını gördüm."

    İbn Kesîr söz konusu eserin tam bir tarih kitabı olduğunu söylemiştir. Şu halde İbn Mace tarih ilminde de bir uzman ve imamdır.

    İBN MACE'NİN VEFATI

    Hicri 273 yılı Ramazan ayının yirmi birinci pazartesi günü Hak'km rahmetine kavuşmuştur. Vefat ettiğinde 64 yaşındaydı. Salı günü defnedilmiştir. Kardeşleri Ebû Bekir, Ebû Abdullah ve oğlu Abdullah tarafından toprağa verilmiştir. Namazını kardeşi Ebû Bekir kıldırmıştır. (Zehebî, Terâcimü’l-eʾimmeti’l-kibâr, s. 159

    HAKKINDA SÖYLENENLER

    Büyük imamlar, tahkik ve tenkit ehli âlimler İbn Mâce'nin hadis alanında imamlığına, mütedeyyin bir zât olduğuna şahadet etmişlerdir.

    1. Hafız el-Halîli: Büyük bir sikadır. Üzerinde ittifak edilmiştir. Rivâyetiyle amel edilir. Hadis bilgisi ve hıfzı tamdır.

    2. Hafız el-Mizzî: Hafızdır, Kitâbu's-Sünen ve diğer faydalı eserlerin müellifidir. Bir çok yolculukta bulunmuştur.

    "Devrinde Kazvin'in hafızıdır." "ilmi geniş, özü sözü doğru ve tenkit ehli bir hâfizdır

    Yahyâ b. Zekeriyyâ et-Tarâikī ile Muhammed b. Esved el-Kazvînî’nin onun için yazdıkları mersiyeler günümüze gelmiştir. (Abdülkerîm b. Muhammed er-Râfiî, II, 50-53)

    Menkıbeleri:

    Kaynaklar onunla ilgili fazla bilgi içermemektedir. Bununla birlikte salah ve takva sahibi, sahih, itikad, zühd ve vera' ehli bir âlim olduğu iyi bilinir. Halkın inançlarını hurafe ve bid'atlardan arındırarak Selefin temiz akidesine çekmeye çalışırdı. Usûl ve furû'da sünnete uyar, ondan ayrılmazdı.

    Eserinin Kazvin başta olmak üzere bütün İslam âleminde revaç bulması, Müslümanların ona ne kadar saygı ve muhabbet beslediklerinin açık delilidir.

    İBN MACE'NİN ESERLERİ

    İbn Mâce, birçok beldeve şehirleri dolaşıp çok sayıdaki âlimden ilim tahsil ettikten sonra, birikimlerini kaleme aldı. En meşhur eseri olan "es-Sünen"i vücuda getirmek için çok sayıda hadis toplayarak buraya derc etti. Hadis ilminin bütün disiplinlerine vakıf olması hasebiyle imam ve otorite olarak kabul edildi ve bunun neticesinde yazdığı eser büyük itibar gördü. 

    1. es-Sünen. 4341 hadis ihtiva etmekte, bunlardan bin kadarı zayıf sayılmaktadır. Eser Delhi’de taş baskısı olarak (1282/1865), ayrıca Muhammed Fuâd Abdülbâkī (I-II, Kahire 1373/1953) ve Muhammed Mustafa el-A‘zamî (I-IV, Riyad 1404/1984, iki cildi fihrist) tarafından neşredilmiştir. Bn Mace’nin, Es-Sünen en önemli eseridir. Kütüb-ü Sitte’nin altıncısıdır. Eser yüz elli bölümden müteşekkildir. 

    İbni Mâce, hâfıza ve hadis ilmindeki bigisiyle hadis imamlarının övgüsüne mahzar olmuş, kendisinin sika (güvenilir) ve hüccet olduğu üzerinde ittifak edilmiştir. İbni Mâce, fıkıh bölümlerine göre düzenlediği Sünen isimli kitabı ile şöhret kazanmıştır. Ancak bu kitap, hicri altıncı asrın başlarına kadar Kütüb-i Sitte arasında yer almamıştır. Bu döneme kadar hadisciler nazarında asıl olan, Buhârî ve Müslim’in Sahihleri ile Nesâî, Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin Sünenleri olmak üzere beş hadis kitabı vardı. Ebü’l-Fazl ibni Tâhir el-Makdisî’nin bu beş kitaba tahsis ettiği Etraf adlı eserine ibni Mâce’nin Sünen’ini de eklemesinden ve Altı İmamın Şartları (Şurûtu’l-Eimmeti’s-Sitte) adlı eserini telif etmesinden sonra, ibni Mâce’nin Sünen’i de muteber kitaplar arasında zikredilmeğe başlamıştır. Ez-Zehebî’ye göre Sünen, 32 kitap ve 1500 bâbdan (bölümden) dan oluşan ve bütün bölümlerde muhtelif sayılarda taksim edilmiş 4000 hadis vardır.

    İbn Hallikân O'nun hakkında "hadis ilminde imâm ve hadis ilimleri ile ilgili bütün disiplinlerde otorite sahibiydi" demiştir.(İbn Hallikân, Vefâyâtu'l-A'yân, III, 407)

    İbn Mâce'nin tefsir ve tarih ilimlerinde de geniş bilgisi vardır. Kur'ân tefsiri ile ilgili bir eseri ve güzel bir tarih kitabı vardır (Ebü'l-Ferec İbnu'l Cevzî, el-Muntazam, V, 90).

    İbn Mâce'nin Sünen'i diğer sünenler arasında tertibinin güzelliği ve zevâidinin çokluğu ile temâyuz etmiştir. ibn Mâce'nin en önemli meşhur eseridir. Bu eserde hadisler fıkıh bablarına göre tertip edilmiştir. Eserin mukaddime bölümünde ise sünnete ittibanın önemi bidat'tan sakınmanın gereği ve bu meselelere tealluk eden konularla ilgili hadisler bir araya getirilmiştir. Bundan dolayı da "Sünen" grubundan kabul edilmiştir.

    İbn Mâce bu eserini telif ettiğinde dönemin büyük hadis tenkitçisi Ebû Zur'a er-Razî'ye sunmuştur. Ebû Zur'a Sünen hakkında şunları söylemiştir: "Bu kitap halkın eline geçerse mevcut hadis kitaplarının çoğunun yerini alacağını zannediyorum" ibn Mâce'nin eserindeki zayıf hadisler için Ebû Zur'a "isnadı zayıf olan hadislerin otuzu geçmeyeceğini ümit ediyorum" demiştir.

    İbn Mâce'nin Sünen'inde 37 kitap, 1515 bab ve 4341 hadis vardır. Bu rakam Sünen'in M. Fuâd Abdulbakî'nin tahkîki ile basılan baskısındaki rakamlamaya göredir. Sünen'de bulunan hadislerin 3002 tanesi Kütüb-i Sitte'nin diğer beş kitabında mevcuttur. Bu beş eserde bulunmayıp yalnız ibn Mâce'nin eserinde bulunan zevâid'in miktarı 1339'dur. Bu hadislerin sıhhat derecesi de şöyle tesbit edilmiştir. Ricali sıka ve isnâdı hasen olanlar 199 tane, isnadı zayıf olanlar 613 tanedir. Münker, mekzûb veya isnadı çok fazla olması Sünen'in değerini artırmaktadır. Belki de Dârimî (ö. 255)'nin eserinin yerine Kütüb-i Sitte'nin altıncı kitabı olmasının en büyük sebebi İbn Mâce'nin Sünen'indeki bu diğer beş hadis kitabında bulunmayan hadislerin sayısının çokluğudur.

    İbn Mâce'nin eserini Kütüb-i Sitte'den ilk kabul eden İmam Muhammed b. Tâhir el-Makdisîdir. Makdisî "Şurutu'l-Eimmeti's-Sitte" isimli eserinde altıncı eser olarak İbn Mâce'nin eserini almış ve bu dönemden sonra bu şekilde yaygınlaşmıştır. Zehebî ibn Mâce'nin eseri hakkında "güzel bir kitaptır. Vâhi hadisleri onun güzelliğini gidermese daha iyi olurdu. Ancak bunlar da fazla değildir.” (Zehebî, a.g.e, II, 189).

    Sünen'in meşhur ravileri şunlardır: Ebu'l-Hasan el-Kattân, Süleyman b. Yezid, Ebû Ca'fer Muhammed b. İsa ve Ebû Bekr Hâmid el-Eherî'dir.

    2. Târîḫu’l-ḫulefâʾ. İslâm tarihi konusunda yapılan ilk çalışmalardan biri olan ve İbn Mâce’nin et-Târîḫ’inin bir bölümü olduğu sanılan eserde Hz. Ebû Bekir(r.a)’den Abbâsî Halifesi Abdullah b. Ali Müstekfî-Billâh’a (944-946) kadar geçen halifelerin biyografileri ele alınmıştır.

    Mütevekkil-Alellah’a kadar olan halifeleri İbn Mâce’nin, Müktefî-Billâh’a kadar olanları İbn Mâce’den bu eseri rivayet eden Ömer b. Hafs es-Sedûsî’nin zeyil mahiyetinde yazdığı bilinmekte ve daha sonraki beş halifeyi de Ebû Bekir eş-Şâfiî ile Ebû Ali İbn Şâzân el-Bağdâdî’nin ilâve ettiği anlaşılmaktadır. 

    Eserin zeylinde Müstaîn-Billâh’tan itibaren günlük olaylar hakkında verilen bilgilerin diğer tarih kitaplarında pek bulunmadığı kaydedilmektedir. Ebü’l-Kāsım İbn Asâkir tarafından istinsah edilen ve Târîḫu Medîneti Dımaşḳ’ının kaynaklarından biri olan eser, Muhammed Mutî‘ el-Hâfız tarafından Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’deki nüshası (Mecmua, nr. 40) esas alınarak önce Mecelletü Mecmaʿi’l-luġati’l-ʿArabiyye bi-Dımaşḳ’ta (LIV/2 [1399/1979], s. 395-454), ardından müstakil olarak (Beyrut 1406/1986) yayımlanmıştır. 

    3. S̱ülâs̱iyyât. es-Sünen’de Hz. Peygamber(s.a.v)’den üç râvi ile rivayet edilen beş hadisi Abdülhamîd Şânûha Buhârî, Tirmizî ve Dârimî’nin S̱ülâs̱iyyât’ı ile birlikte yayımlamıştır. (Beyrut 1405/1985)

    Ali Rızâ Abdullah ve Ahmed Bezre, bu dört muhaddisin sülâsiyyâtına Abd b. Humeyd ve Taberânî’ninkileri de ilâve ederek bunları neşretmişlerdir. (Dımaşk-Beyrut 1406/1986

    Sülasiyyat, hadis kitabıdır. Bu eser, Buhari, Tirmizi ve Darimi’nin eserleriyle birlikte yayınlanmıştır.

    4. Tefsîr. Mizzî, hacimli bir çalışma olduğu kaydedilen bu eserden yapılan bir seçmenin iki cüzünü gördüğünü söylemektedir. Tefsir, önemli eserlerinden bir tanesidir. Hacimli bir tefsir kitabıdır.

    5. et-Târîḫ. Kâtib Çelebi’nin Tevârîḫu Ḳazvîn başlığı altında diğer Kazvin tarihleriyle birlikte zikrettiği ve İbnü’l-Kayserânî’nin (ö. 507/1113) Kazvin’e gittiğinde gördüğünü belirttiği eserde ashaptan İbn Mâce’nin zamanına kadar olan râviler yaşadıkları şehirlere göre tasnif edilmiştir. Et-Tarih, sonraki dönemlerde dikkat çeken eserlerden bir tanesidir. (M.Yaşar Kandemir; "İbn Mâce", TDVİA., 20. C., s. 161.)

    YAZDIĞI ESERLERİN ÖZELLİĞİ

    Kütüb-i Sitte’nin altıncı kitabı olarak kabul edilen eser, bazı âlimler tarafından babların fıkhî bakımdan güzel sıralanması ve içinde mükerrer rivayetlerin bulunmaması sebebiyle diğer hadis kitaplarından daha kullanışlı görülmüştür. 

    Sünnete önem verme, bid‘atlardan, re’y ve kıyastan, sapkın fırkalardan kaçınma, iman, kader, önde gelen bazı sahâbîlerin değeri ve ilmin fazileti konularında 266 (veya 262) hadisin yer aldığı uzun bir mukaddime ile başlayan eser Muhammed Fuâd Abdülbâkī’nin neşrine göre otuz yedi kitap, 1513 bab ve 4341 hadis; M. Mustafa el-A‘zamî neşrine göre ise otuz iki kitap (Zehebî de bu görüştedir; bk. Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIII, 280), 1515 bab ve 4397 hadis ihtiva etmektedir. 

    Kendisinden nakledildiğine göre İbn Mâce eserini Ebû Zür‘a er-Râzî’ye sunmuş, o da beğendiği eserin zamanla birçok hadis kitabını gölgede bırakacağını söylemiş, ancak otuz kadar hadisin isnadını zayıf bulmuştur. 

    V. (XI.) yüzyıl âlimlerinden Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī’nin eserlerinde Sünen-i İbn Mâce’den söz edilmemesi onun da diğer sünenler gibi İslâm dünyasında bu asırdan sonra yaygınlaştığı kanaatini uyandırmakta. (Zehebî, Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, III, 1132), öte yandan eseri İbn Hazm’ın görmemesi onun bu yüzyılda Endülüs’e henüz ulaşmadığını ortaya koymaktadır.

    Daha önceleri Ṣaḥîḥayn ile Sünen-i İbn Mâce dışındaki üç sünen el-Uṣûlü’l-ḫamse diye anılırken bilindiği kadarıyla ilk defa İbnü’l-Kayserânî VI. (XII.) yüzyılın başlarında, el-Uṣûlü’l-ḫamse’de bulunmayan birçok hadisi ihtiva etmesi dolayısıyla bunlara İbn Mâce’nin es-Sünen’ini ilâve ederek Kütüb-i Sitte adını vermiştir. 

    İbn Mâce’nin eserinin Kütüb-i Sitte’ye dahil edilip edilmemesi konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu sebeple Endülüslü muhaddis Rezîn b. Muâviye es-Sarakustî ve Mecdüddin İbnü’l-Esîr gibi âlimler Mâlik’in el-Muvaṭṭaʾını, daha başkaları da Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî’nin es-Sünen’ini İbn Mâce’nin eserine tercih etmişlerdir. 

    es-Sünen’in günümüze ulaşmasını sağlayan yegâne râvisi, İbn Mâce’nin talebeleri arasında en meşhuru olan hadis hâfızı Ebü’l-Hasan Ali b. İbrâhim el-Kattân el-Kazvînî’dir. Eserin diğer râvileri içinde nüshaları erken bir zamanda kaybolan Süleyman b. Yezîd el-Kazvînî, Ebû Ca‘fer Muhammed b. Îsâ el-Muttavviî el-Ebherî ve Ebû Bekir Hâmid el-Ebherî bulunmaktadır.

    ÜZERİNDE YAPILAN ÇALIŞMALAR

    es-Sünen üzerinde daha çok şerh ve hâşiye türünde çalışmalar yapılmış olup bilinen en eski şerhi Moğultay b. Kılıç’ın el-İʿlâm bi-sünnetihî ʿaleyhisselâm adlı beş ciltlik tamamlanmamış eseridir. Bunun müsvedde halinde iki ciltlik müellif nüshası Millet Kütüphanesi’nde (Feyzullah Efendi, nr. 362, hicrî 737 tarihli), müellif nüshasından istinsah edilen üç ciltlik bir diğer nüshası Bankipûr’dadır (Kettânî, s. 404). Muhammed b. Hasan ez-Zebîdî’nin Mâ tedʿû ileyhi’l-ḥâce ʿalâ Süneni İbn Mâce’si de günümüze ulaşmıştır (nüshaları için bk. Sezgin, I, 288). Süyûtî’nin Miṣbâḥu’z-zücâce ʿalâ Süneni İbn Mâce adlı şerhi es-Sünen’in Delhi 1282 (1865) tarihli baskısının hâmişinde yer almaktadır. 

    Diğer çalışmalar arasında Muhammed b. Abdülhâdî es-Sindî’nin Kifâyetü’l-ḥâce fî şerḥi İbn Mâce adlı şerhi / hâşiyesi (Kahire 1313; I-II, Beyrut, ts., [Dârü’l-cîl], Şerḥu Süneni İbn Mâce el-Ḳazvînî ismiyle) mevcut olup bu çalışma Halîl Me’mûn Şîha’nın es-Sünen neşriyle de basılmıştır (I-IV, Beyrut 1416/1996). Eserin en son şerhlerinden biri, Safâ ed-Davî Ahmed el-Adevî’nin İhdâʾü’d-dîbâce bi-şerḥi Süneni İbn Mâce’sidir (I-V, Bahreyn 1422/2001). 

    es-Sünen’in yayımlanan ilk dört cildinde sadece 266 hadisin şerhedildiği Muhammed b. Ali b. Âdem b. Mûsâ’nın Meşâriḳu’l-envâri’l-vehhâce ve meṭâliʿu’l-esrâri’l-behhâce fî şerḥi Süneni’l-İmâm İbn Mâce adlı eserinin (Riyad 1427/2006) tamamlandığı zaman oldukça geniş bir şerh olacağı anlaşılmaktadır. 

    Ayrıca Vahîdüzzamân Han’ın Refʿu’l-ʿacâce’si (Kahire 1313, Hintçe tercümesiyle birlikte), Abdülganî b. Ebû Saîd ed-Dihlevî el-Müceddedî’nin İncâḥu’l-ḥâce adlı hâşiyesi (Delhi 1273, 1282), Muhammed b. Abdullah Pencâbî Hazârevî’nin Miftâḥu’l-ḥâce’si (Lucknow 1315), Süyûtî’nin eserinin özeti mahiyetinde olan Dimnâtî’nin Nûrü Miṣbâḥi’z-zücâce ʿalâ Süneni İbni Mâce’si (Kahire 1299) ve Sıbt İbnü’l-Acemî’nin, el-Ḥavâşî (Taʿlîḳ) ʿalâ Süneni’l-ḥâfıẓ İbn Mâce’si (Millet Ktp., Feyzullah Efendi, nr. 496) zikredilebilir. Eser üzerindeki en son hâşiyelerden biri de Muhammed el-Hafîd b. Abdüssamed Kennûn’un İtḥâfü ẕi’t-teşevvuḳ ve’l-ḥâce ilâ ḳırâʾati Süneni İbni Mâce adlı eseridir. (tashih: Abdüssamed el-Aşşâb, I-VII, Mağrib 1421-1426/2000-2005).

    Bunlardan başka İbnü’n-Ni‘me diye bilinen Ebü’l-Hasan Ali b. Abdullah b. Halef el-Endelüsî ve Hanbelî fakihi Mes‘ûd b. Ahmed el-Hârisî’nin de (Îżâḥu’l-meknûn, II, 28) es-Sünen’i şerhettikleri kaydedilmekte, Demîrî’nin beş cilt kadar olduğu belirtilen ed-Dîbâce adlı tamamlanmamış bir şerhinden söz edilmektedir. (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1004)

    Haydar Hatiboğlu eseri Sünen-i İbn Mâce Tercemesi ve Şerhi adıyla Türkçe’ye çevirmiş ve şerhetmiştir. (I-X, İstanbul 1982-1983).

    Eser hakkında zevâid ve ricâl türü çalışmalar da yapılmış olup İbnü’l-Kattân el-Mağribî’nin Ziyâdâtü Ebi’l-Ḥasan el-Ḳattân ʿalâ Süneni İbn Mâce’si (nşr. Misfir b. Gurmullah ed-Dümeynî, Riyad 1412/1991), Heysemî’nin Zevâʾidü İbn Mâce ʿale’l-Kütübi’l-ḫamse’si (Âsafiye Ktp., nr. 632/1, hadis, nr. 410) ve İbnü’l-Mülakkın’ın, es-Sünen’in Kütüb-i Sitte’ye dahil diğer beş esere olan zevâidini şerhetmek üzere kaleme aldığı Mâ temessü ileyhi’l-ḥâce ʿalâ Süneni İbn Mâce’si (Edirne Selimiye Ktp., nr. 487) bunlardan bazılarıdır. Ahmed b. Ebû Bekir el-Bûsîrî’nin Miṣbâḥu’z-zücâce fî zevâʾidi İbn Mâce adlı eseri, Sünen-i İbn Mâce’de bulunduğu halde Kütüb-i Ḫamse’de yer almayan hadisleri ihtiva etmektedir. (nşr. Mûsâ Muhammed Ali - İzzet Ali Atıyye, I-II, Kahire, ts.; nşr. Kemâl Yûsuf el-Hût, I-II, Beyrut 1986; nşr. Muhammed Müntekā el-Kişnâvî, I-IV, Beyrut 1403). 

    Zehebî el-Mücerred fî esmâʾi ricâli Süneni İbn Mâce’sinde İbn Mâce’nin kitabında olup da Ṣaḥîḥayn’dan birinde rivayetleri yer almayan râvileri tabakalar halinde zikretmiştir. Eseri neşreden Bâsim Faysal el-Cevâbire (Riyad 1409/1988), onun elde bulunmayan yazmasındaki isimleriyle Zehebî’nin belirtmediği isimleri el-Müstedrek adıyla alfabetik olarak eserin sonuna eklemiş, ayrıca Fihrisü esmâʾi’lmücerred fî esmâʾi ricâli Süneni İbn Mâce’yi kaleme almıştır.(Riyad 1409/1988).

    es-Sünen üzerinde daha farklı çalışmalar da yapılmıştır. Tabip filozof Abdüllatîf el-Bağdâdî’nin eserin muhtelif kitaplarından derlediği ve öğrencisi Muhammed b. Yûsuf el-Birzâlî’ye okutup şerhettiği, onun da yeniden düzenlediği Kitâbü’l-Erbaʿîn eṭ-ṭıbbiyye el-müstaḫrece min Süneni İbn Mâce ve şerḥuhâ adlı çalışması bunlardan biridir. (nşr. Abdullah Kennûn, Mecelletü Maʿhedi’l-maḫṭûṭâti’l-ʿArabiyye, XVIII [1392/1972], s. 81-158; nşr. Kemâl Yûsuf el-Hût, Beyrut 1405/1985)

    Muhammed Abdürreşîd en-Nu‘mânî, Sünen-i İbn Mâce’ye mukaddime mahiyetinde Mâ temessü ileyhi’l-ḥâce li-men yuṭâliʿu Sünene İbn Mâce adlı bir eser yazmış, bunu Abdullah İbrâhim el-Ensârî, Muhammed Hüseyin ed-Dihlevî’nin Refʿu’l-iltibâs ʿalâ baʿżi’n-nâs’ı ile birlikte yayımlamış (Devha 1404), eser ayrıca Abdülfettâh Ebû Gudde tarafından el-İmâm İbn Mâce ve kitâbühû es-Sünen adıyla neşredilmiştir. (Beyrut 1419). 

    Nâsırüddin el-Elbânî, Ṣaḥîḥu Süneni İbn Mâce (I-II, Beyrut 1406/1986; I-II, Riyad 1408/1988) ve Żaʿîfü Süneni İbn Mâce (Beyrut 1409/1988; Riyad 1408; 1417/1997) adıyla iki eser kaleme almıştır. Elbânî es-Sünen’deki hadislerden 3503’ünü sahih, 948’ini zayıf, otuz dokuzunu mevzû olarak değerlendirmiştir. Züheyr Şâvîş bu çalışmanın bir fihristini yayımlamıştır. (Fehârisü Ṣaḥîḥi ve Żaʿîfi Süneni İbn Mâce, Beyrut 1408). Robson’un “The Transmission of Ibn Maga’s-‘Sunan’” adlı makalesini (JSS, III [1958], s. 129-141) Musa Erkaya Türkçe’ye çevirmiştir (Dinî Araştırmalar, VIII/23 [2005], s. 287-298)

    Tefsir Ve Hadis İlmindeki Mevkii:

    İbn-i Mâce bir müfessirdir, büyük bir muhaddisdir, sikadır, celâlet-i kadri hususunda ittifak vardır. (Kütüb-i Sitte) denilen en mu’teber altı hadis kitabının biri de bu zâtın (Sünen-i İbn-i Mâce) unvanlı muhalled eseridir. Bu muazzam eser, dört bin hadîs-i şerifi ihtiva etmekte ve Kütüb-i Sitte’nin altıncısı sayılmaktadır.

    Meşhur muhaddis Ebû Ya’lâ el-Halîl demiştir ki : “İbn-î Mâce sikadır, büyüktür, müttefekun-aleyhdir, muhteccün-bihdir, ma’rifet ve hıfz sahibidir.”

    Hafız Zehebî de diyor ki : “Sünen-i İbn-î Mâce bir güzel kitabdır. Eğer hadd-i zâtında çok bulunmayan bazı vâhî hadisler safâsını ihlâl etmemiş olsaydı..”

    Bu kitabda isnadı zaîf ahâdîsin nihayet otuz kadar olduğu mervîdir. Kabûl-i âmmeye mazhar olan bu mübarek kitabdaki ahâdîs-i şerîfe’den beşini teberrüken kaydediyoruz:

    1- Sizin hayırlılarınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğreten kimselerdir.

    2- Hayırlılarınız kadınları için hayırlı olanlarınızdır.”

    3- Hayır bir âdetdir; şer ise hasmâne bir inadcılıktır. Allahu Teâlâ da her kime hayır dilerse, onu dîn hususunda fakahet ve ilm ü irfan sahibi kılar.”

    4-  Malda zekatdan başka bir hak yoktur. Yâni zekâtı verilen bir maldan müstehak olamaz.”

    5- Şüphe yok ki, Allahu Teâlâ sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat sizin ancak kalblerinîze ve amellerinize bakar.”(Tezkiretü’I-Huffâz,  Tehzîbü’t-Tehzîb,   Câmiu’s-Sağîr, A’lâm.Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi (Tabakatü’l-Müfessirin), Bilmen Yayınevi)

    Sünen Üzerine Yapılan Çalışmalar:

    İbnu Mace’yi, Muhammed Fuad Abdulbaki merhum, tahkîk ederek neşretmiştir. Bu baskıda bablar, hadîsler numaralanmış, Kütüb-i Sitte takımının diğer beş kitabına ziyade olan hadîsler belirtilmiş, bunların sıhhat durumları hakkında kısa bilgi verilmiştir. Ayrıca, izaha muhtaç garîb kelimeler ve ibâreler dipnotlar halinde açıklanmıştır. Gerek senet ve gerekse metnin tamâmen harekelenmiş bulunduğu bu neşrin sonuna, hadislerin baş kısmını esas alarak alfabetik bir fihrist konmuştur. Böylece aranan bir hadîs derhal bulunabilmektedir. Muhakik ayrıca, -ikinci cildin sonundâ- İbnu Mâce ve Sünen’i hakkında bilgi verir.

    İbnu Mâce’nin Sünen’inde mevcud olan ziyâde hadîsleri Ahmed İbnu Ebi Bekir el-Bûsîrî (v. 840/1436), Kitâbu Zevâidi İbni Mâce adlı bir te’lifde toplamıştır. Bu ziyadeleri Sirâcuddin Ömer İbnu Ali 8 ciltte şerhetmiştir.

    Suyûtî: Misbâhu’z-Zücâce âlâ Sünen-i İbni Mâce; Mevlevî Abdulganî ed-Dehlevî: İncâu’l-Hâce; Ebu’l-Hasen Muhammed İbnu Abdi’l-Hâdî es-Sindî de Hâşiye adlı kısa şerhlerde bulunmuşlardır. Bunlar matbudur. İbrahim İbnu Muhammed el-Halebî (v. 841/1437), Muhammed İbnu Musa ed-Demîrî (808/1405), Sirâcuddin Ömer İbnu Alî İbni Mulakkin (804/1401) gibi başkaları da muhtelif şerhler yapmışlardır.İbnu Mâce’nin Sünen’i de Türkçeye tercüme edilmiştir.

    İBN-İ MACE (R.A) HAZRETLERİNİN BİLDİRDİĞİ HADİS-İ ŞERİFLERDEN BİR DEMET

    “Allah’u Teâlâ, annelerinize iyilik etmenizi emrediyor. Sonra annelerinize iyilik etmenizi emrediyor. Sonra annelerinize iyilik etmenizi emrediyor. Sonra babalarınıza iyilik etmenizi emrediyor. Sonra en yakın akrabaya, ondan sonra en yakınlık derecesine göre iyilik etmeyi size emrediyor.”

    “Allahü teâlâ, merhameti yüz parça etti. Doksan dokuzunu kendi katında alıkoydu. Yeryüzüne bir tek parça indirdi. Bu bir parça yüzünden mahlûkât (yaratıklar) birbirine merhamet ederler. Hattâ at, isâbet etmesi korkusundan, ayağını yavrusundan kaldırır, onu muhafaza eder.”

    Resûlullah ( aleyhisselâm ) Sürâka İbni Cu’şûm’e şöyle buyurdu: “Sana sadakaların en büyüğünü göstereyim mi?” “Sürâka: Evet Yâ Resûlallah, dedi. Resûlullah ( aleyhisselâm ) efendimiz:“Sana dönmüş olan, senden başka da kendisine bakacak kimsesi olmayan, kızındır.”

    “Müslümanlar hakkında en hayırlı ev, içinde yetime ihsân olunan evdir. Müslümanlar hakkında en kötü ev, yetime kötülük yapılan evdir. Ben ve yetimin bakıcısı, Cennette şu iki gibiyiz.” Resûlullah ( aleyhisselâm ) iki parmağını gösteriyordu.

    “Kimin, henüz bülûğa ermemiş üç çocuğu vefât ederse, Allahü teâlâ onu ve çocuklarını rahmeti ve ihsânı ile Cennete koyar.”

    Hazreti Ali ( radıyallahü anh ) rivâyet etti: Resûlullahın ( aleyhisselâm ) son sözü şu oldu: “Namaza iyi yapışın, namaza iyi yapışın. Sahip olduğunuz kölelerin hakları husûsunda Allahü teâlâdan korkun.” (Onlara iyi muâmelede bulunun.)

    Ebû Berze el-Eslemî ( radıyallahü anh ) şöyle bildirmiştir: “Ey Allahın Resûlü! Cennete koyacak bir ameli bana gösterir misiniz?” dedim. Resûlullah ( aleyhisselâm ) efendimiz “İnsanların yolundan, zarar veren şeyleri gider” buyurdu.

    Resûlullah ( aleyhisselâm ) şöyle buyurmuşlardır: “Gülmeyi azalt, çünkü çok gülmek kalbi öldürür.”

    “Söylemediğim sözü bana isnâd edip, uyduran, Cehennemdeki yerine hazırlansın.”

    “Bir kimseye müslüman kardeşi danışır da, bu danışılan, danışan kardeşine doğru olmayanı gösterirse, kardeşine hainlik etmiş olur.”

    Resûlullah ( aleyhisselâm ) şöyle buyurdu: “Ey Allahın kulları! Allah’u Teâlâ güçlüğü kaldırdı. Ancak, bir insana gıybet etmek sûreti ile tecâvüz eden kimse müstesnadır. (Böyle bir kimse günahkâr olur.) işte bu kimse mahrûm olup, helak olandır.”

    Resûlullaha ( aleyhisselâm ) “Ey Allah’ın Resûlü tedâvi olalım mı?” diye sordular. Peygamber efendimiz: “Evet, ey Allahın kulları! Tedâvi olun. Çünkü Allahü teâlâ her hastalık için bir ilaç yaratmıştır. Ancak bir hastalık müstesnadır. Onun ilâcı yoktur” buyurdular. “Nedir o, ey Allahın Resûlü?” diye sorduklarında, Resûlullah ( aleyhisselâm ) “İhtiyârlıktır” buyurdular. Yine, “Ey Allahın Resûlü! İnsana ihsân edilen şeylerin en hayırlısı hangisidir?” diye sordular. Peygamber efendimiz “Güzel ahlâktır” cevâbını verdiler.

    Resûlullaha ( aleyhisselâm ), “İnsanı en çok Cennete hangi şey koyar?” diye soruldu. Resûlullah efendimiz “Takvâ (Allah korkusu) ve güzel ahlâk” buyurdu.

    “İnsan hasta kardeşini ziyârete gittiği zaman yahut sıhhati yerinde olan kardeşini ziyâret ettiği zaman, Allah’u Teâlâ şöyle buyurur: Yaşayışında iyi ve hoş Olasın. Âhıret yolculuğundaki yürüyüşün de hoş olsun. Cennette bir konak sahibi olasın.”

    “İnsanlar arasına karışıp, onların eziyet ve sıkıntılarına sabreden mü’min, insanlara karışmıyan, onların eziyet ve sıkıntılarına sabır ve tahammül göstermeyen kimseden daha hayırlıdır.”

    “Üç kimsenin duâsı kabûl olur. Mazlûmun duâsı, misâfirin (yolcunun) duâsı, babasının çocuğa duâsı.”

    “Allâhım! Bana her hayırlı işte yardım et. Aleyhime olan şeylerden beni koru. Bana yardım ihsân eyle. Üzerime kimseyi musallat etme. Hidâyete, doğru yola uymayı bana kolaylaştırıp, hayır sebeblerini bana hazırla.”

    “Müslümanın, müslüman üzerinde dört hakkı vardır: Hastalandığı zaman onu ziyâret eder. Öldüğü zaman cenâzesinde bulunur. Kendisini da’vet ettiği zaman, da’vetini kabûl edip gider. Aksırdığı zaman, ona Yerhamükellâh der.”

    “Kim, elinde et ve yemekten kalma yağ bulunduğu halde, onu yıkamadan uyur ve ona bir zarar dokunursa, kendisinden başkasını kınamasın.”

    “Beş şey sünnetdir: 1. Bıyığı kısaltmak, 2. Tırnakları kesmek, 3. Kasıkları tıraş etmek, 4. Koltuk altlarını yolmak, tıraş etmek, 5. Misvak kullanmak.”

    “Haya (utanma hissi) îmândandır, îmân ise sahibini Cennete götürür. Kötü söz cefâdandır (kötülüktendir). Cefâ ise sahibini Cehenneme götürür.”

    “Sizin hayırlılarınız, Kur’ân-ı kerîmi öğrenen ve öğreten kimselerdir.”

    “Sizin hayırlılarınız, kadınları için hayırlı olanlarınızdır.”

    “Allahü teâlâ, her kime hayır dilerse, onu dinde fakîh, ilim ve irfan sahibi kılar.”

    “Şüphesiz, Allahü teâlâ, sizin sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Ancak, kalblerinize ve amellerinize bakar.”( Mu’cem-ül-müellifîn cild-12, sh. 115.Vefeyât-ül-a’yân cild-4, sh. 279.Tehzîb-üt-tehzîb cild-9, sh. 530.Tezkiret-ül-huffâz cild-2, sh. 236.Şezerât-üz-zeheb cîld-2, sh. 164.Miftâh-üs-se’âde cild-2, sh. 129, 139, 290, 294, 296, 300.El-A’lâm cild-7, sh. 144.Kâmûs-ül-a’lâm cild-1, sh. 663)

    BİBLİYOGRAFYA
    İbn Mâce, es-Sünen (nşr. M. Mustafâ el-A‘zamî), Riyad 1403/1983, neşredenin girişi, I, 13-15; a.mlf., es̱-S̱ülâs̱iyyât (nşr. Ali Rızâ Abdullah - Ahmed Bezre), Dımaşk-Beyrut 1406/1986, neşredenlerin girişi; Zebîdî, Tâcü’l-ʿarûs (nşr. Hüseyin Nassâr), Beyrut 1369/1969, IV, 221; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, VII, 453; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, V, 90; Abdülkerîm b. Muhammed er-Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn (nşr. Azîzullah el-Utâridî), Beyrut 1408/1987, II, 49-53; İbn Hallikân, Vefeyât, IV, 279; Safedî, el-Vâfî, V, 220; Mizzî, Tehẕîbü’l-Kemâl, I, 150; Zehebî, Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, II, 636-637; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIII, 277-281; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 271-280, s. 467-469; a.mlf., Terâcimü’l-eʾimmeti’l-kibâr (nşr. Fehmî Sa‘d), Beyrut 1413/1993, s. 159; İbn Kesîr, el-Bidâye, XI, 52; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, IX, 530-532; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, III, 70-71; Dâvûdî, Ṭabaḳātü’l-müfessirîn (Lecne), II, 273-274; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 300, 349; II, 1004; Dihlevî, Bustânü’l-muhaddisîn, s. 201-202; Sıddîk Hasan Han, el-Ḥıṭṭa fî ẕikri’ṣ-ṣıḥâḥi’s-sitte, Beyrut 1405/1985, s. 255; Brockelmann, GAL, I, 171; Suppl., I, 270; Sezgin, GAS, I, 147-148; Kays Âl-i Kays, el-Îrâniyyûn, I/1, s. 79-84; Suhaib Hasan Abdul Ghaffar, Criticism of Hadith Among Muslims with Reference to Sunan Ibn Maja, London 1986, s. 137; “İbn Mâce”, İA, V/2, s. 766; J. W. Fück, “Ibn Mād̲j̲a”, EI2 (Fr.), III, 880; Ahmed Pâketçî, “İbn Mâce”, DMBİ, IV, 556-561.
İbn Mâce, es-Sünen (nşr. M. Fuâd Abdülbâkī), Kahire 1373/1953, neşredenin girişi, II, 1519-1520; a.e. (nşr. M. Mustafa el-A‘zamî), Riyad 1403/1983, neşredenin girişi, I, 15-16; Zehebî, Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, II, 636; III, 1132; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIII, 278-280; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, IX, 531-532; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1004; Brockelmann, GAL Suppl., II, 82; Îżâḥu’l-meknûn, II, 28; Sezgin, GAS (Ar.), I, 287-288; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), IV, 33; Sa‘dî el-Hâşimî, Ebû Zürʿa er-Râzî ve cühûdühû fi’s-sünneti’n-nebeviyye, Medine 1409/1989, III, 1010-1020; M. Abdürreşîd en-Nu‘mânî, el-İmâm İbn Mâce ve kitâbühû es-Sünen (nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde), Beyrut 1419, s. 177-180, 192-222; Kettânî, er-Risâletü’l-müstetrafe (Özbek), s. 404-405; Osman Güner, “İbn Mâce’nin Süneni ve Kütüb-i Sitte’deki yeri”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, sy. 9, Samsun 1996, s. 191-207; İsmail L. Çakan, “Bûsîrî, Ahmed b. Ebû Bekir”, DİA, VI, 468; M. Yaşar Kandemir, “Moğultay b. Kılıç”, a.e., XXX, 230.

Etiketler: İbn Mace Kimdir? Hayatı, Eserleri, Vefatı İbn Mace hadislerinden örnekler, Kütüb-i Sitte Yazarı | Mekteb-i Derviş

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi
Benzer Konular