Mekteb-i Derviş | İslam

    YALAN NEDİR?

    YALANIN ÇEŞİTLERİ, HÜKMÜ, İLGİLİ AYET VE HADİSLER

    Yalan, kişinin gerçeği saklayıp bildiğinin aksini söylemesidir. Yalancılık çok çirkin bir huydur. Dinimiz yalanı haram kılmış ve şiddetle yasaklamıştır.

    YEMİNİN ÇEŞİTLERİ

    YEMİN-İ LAĞV

    Yanlışlıkla, hata ile edilen yemindir. Maide Suresi 89. ayette: "Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutmaz..." buyurmuştur. Böyle bir yemin için keffaret gerekmez. Allah'ın afvı ve bağışlaması dilenir. Örnek olarak: Borcunu ödemeyen birinin bu halde ödediğini zannederek "vallahi ödedim" demesi. Burada kasıt yoktur.

    YEMİNİ-İ GAMUS

    Bilerek, kasten bir şey üzerine yemin etmek. Maide Suresi 89. ayette devamla: "...fakat bilerek ettiğiniz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar..." buyurulmaktadır. Bu yeminde kasıt olduğu için büyük günah vardır. Helallik almak gerekir, tevbe etmek gerekir, zararın karşılanması gerekir.

    YEMİN-İ MÜN'AKİD

    Mümkün olan ve geleceğe ait bulunan bir şey hususunda yapılan yemindir. Örnek olarak: "Vallahi yarın borcumu ödeyeceğim" Bu durumda Maide 89. ayette devamla bozulan yeminin hükmü geçmektedir: ...Bunun da kefâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalama seviyesinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek ya da bir köle âzat etmektir. Buna imkânı olmayan ise üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğinizde (bozarsanız) yeminlerinizin kefâreti işte budur..." 

    Yalan yere yemin etmek ve yemini bozmak dinimizce büyük günahlardandır. 


    YALANLA İLGİLİ AYETLER

    Ankebut Suresi, 68. ayet: "Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerden veya kendisine hak geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir? İnkar edenlere cehennem içinde bir konaklama yeri mi yok?"

    Bakara Suresi, 10. ayet: "Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır."

    Hac Suresi, 30. ayet: "İşte böyle; kim Allah'ın haram kıldıklarını (gözetip hükümlerini) yüceltirse, Rabbinin Katında kendisi için hayırlıdır. Size (haklarında yasaklar) okunanlar dışındaki hayvanlar helal kılındı. Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan kaçının, yalan söz söylemekten de kaçının."

    Saff Suresi, 2. ayet: "Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz?"

    Saff Suresi, 3. ayet: "Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah Katında bir gazab (konusu olması) bakımından büyüdü (büyük bir suç teşkil etti)."

    Nur Suresi, 11. ayet: "Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır."

    Nur Suresi, 12. ayet: "Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?"

    Enbiya Suresi, 77. ayet: "Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yardım edip-öcünü aldık'. Şüphesiz onlar, kötü bir kavimdi, Biz de onların tümünü suya batırıp boğduk."

    Nisa Suresi, 112. ayet: "Kim bir hata veya günah kazanır da sonra bunu bir suçsuza yüklerse, gerçekten o, böyle bir yalan (bühtan)ı ve apaçık bir günahı yüklenmiştir.

    En'am Suresi, 39. ayet: "izim ayetlerimizi yalan sayanlar karanlıklar içinde sağırdırlar, dilsizdirler. Allah, kimi dilerse onu şaşırtıp-saptırır, kimi dilerse de onu dosdoğru yol üzerinde kılar.

    Araf Suresi, 37. ayet: Öyleyse, Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitaptan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" "Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp-kayboldular" diyecekler. (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kafirler olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler.

    Araf Suresi, 64. ayet: Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.

    Araf Suresi, 147. ayet: Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar, onların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?

    Araf Suresi, 182. ayet: Ayetlerimizi yalanlayanları ise, onları bilmeyecekleri bir yönden derece derece (günahları yükletip azaba) yaklaştıracağız.

    Şuara Suresi, 223. ayet: Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.

    Mürselat Suresi, 37. ayet: O gün, yalanlayanların vay haline.

    Buruc Suresi, 19. ayet: Hayır; inkar edenler, (kesintisiz) bir yalanlama içindedirler.

    Cin Suresi, 5. ayet: "Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık."

    Ma'un Suresi, 1. ayet: Dini yalanlayanı gördün mü?

    Nisa Suresi, 50. ayet: Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar, bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

    En'am Suresi, 49. ayet: Ayetlerimizi yalanlayanlara, fıska sapmalarından dolayı azap dokunacaktır.

    En'am Suresi, 116. ayet: Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.'

    Mutaffifin Suresi, 10. ayet: O gün, yalanlayanların vay haline.

    Ahzab, 33/70-71: Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız, Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.

    Furkan, 25/72: Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.

    YALANLA İLGİLİ HADİSLER

    Abdurrahman b. Ebû Bekre'nin naklettiğine göre, babası (Ebû Bekre) (ra) şöyle anlatmaktadır:

    “Resûlullah (sav) üç kere, 'Size büyük günahların en büyüğünü söyleyeyim mi?' buyurdu.

    'Evet söyle yâ Resûlallah!' dedik.

    Bunun üzerine Resûlullah, 'Allah'a ortak koşmak ve anne-babaya saygısızlık/kötülük etmektir.' buyurdu.

    Sonra arkasına yaslanmış hâldeyken doğruldu ve şöyle dedi: 'Dikkat edin (bir de) yalan söylemek ve yalancı şahitlik yapmaktır. Dikkat edin (bir de) yalan söylemek ve yalancı şahitlik yapmaktır.' Bu cümleyi o kadar çok tekrarladı ki 'Susmayacak.' dedim.” (Buhârî, Edeb, 6)


    Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?"

    "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:

    "Evet!" buyurdular. Biz yine:

    "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! Buyurdular. (Muvatta, Kelam, 19, (2, 990))


    İmam Malik'e ulaştığına göre, İbnu Mes'ud (r.a.) şöyle demiştir: "Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir. (Muvatta, Kelam, 18, (2, 990))


    Hakim babası ve dedesi tariki ile anlatıyor: " Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

    "Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!" (Ebu Davud, Edeb, 40/ 88, (V, 265))

    Ümmü Külsüm Bintu Ukbe (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.)'ı işittim, diyordu ki: "İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip, hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir." (Müslim, Birr, 45/101, (III, 2011))


    İbnu Amr İbni'l-As (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar."  (Buharî, İman, 2/ 24, (I,14))


    Abdullah b. Âmir (r.a.) diyor ki; Peygamberimizin evimizde bulunduğu bir günde, annem, “yavrum gel, sana bir şey vereceğim” diye beni çağırdı.

    Peygamberimiz anneme: “Çocuğa ne vermek istedin” diye sordu.

    Annem: Hurma vermek istedim, dedi. Bunun üzerine

    Peygamberimiz: “Eğer bir şey vermeseydin sana bir yalan günah yazılırdı” buyurdu. (Ebu Davud, Edeb, 45/80, (V,265))


    Ebu Ümâme (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

    “Ben, haklı olduğu hâlde bile çekişmeyi bırakan kimse için cennetin avlusunda bir köşk, şaka da olsa, yalan söylemekten kaçınan kimse için cennetin ortasında bir köşk ve ahlâkı güzel olan kimse için de cennetin en yüksek yerinde bir köşk verileceğine kefilim.” (Ebû Davûd, Edeb, 7, V, 150)  


Etiketler: Yalan Nedir? Çeşitleri, Hükmü, İlgili Ayet ve Hadisler, yemin çeşitleri, yemini bozmak, yemini bozmak günah mı | Mekteb-i Derviş

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi
Benzer Konular