Mekteb-i Derviş | İslam

    ZEKATIN ÖNEMİ

    FERT AÇISINDAN ZEKÂTIN ÖNEMİ
    A- VEREN AÇISINDAN ZEKÂTIN ÖNEMİ: İnsanlar, dini ve ahlaki müeyyidelerden uzakta yaşayamazlar. Bir an böyle yaşadıklarını düşünelim: O zaman cemiyet fertlerini derhal menfaatler ve şahsi kaprisler kaplar. Paraya ve maddeye karşı büyük bir sevgi ve bağlılık duygusu belirir. Bu durumda zamanla insanı maddeperestliğe kadar götürür. Çeşitli iğrenç kötülükleri, cemiyette cinayet ve zulümlerin işlenmesine sebebiyet verir. Zekâtın fert açısından öneminin şöyle sıralayabiliriz:

1- Zekât, ferdi madde perestlikten korur.
2- Zekât, ihtiras zincirini kırar
3- Zekât, kalbin katılaşmasını önler.
4- Zekât, halka ve insanlığa şefkatin anahtarıdır.
5- Zekât, insanı bir şeye muhtaç olmama faziletine götürür.
6- Zekât, malı adeta ebedileştirir, her türlü tehlikelerden korur.
7- Zekât veren kişi, faziletli kimselerden olur.
8- Zekât, Allah’ın nimetlerine bir şükürdür.
9- Zekât, malı temizler, sosyal dengeyi sağlar.
10- Zekât, mal sahibini esirlikten kurtarır, mala bağlanmaktan ve ona esir olmaktan kurtarır, hürriyetine kavuşturur.
11- Zekât, zenginin şahsiyetini geliştirir, halk arasında mevkiini yükseltir.
12- Zekât, malı çoğaltır, malın büyümesine ve bereketlenmesine vesile olur.
13- Zekât, ferdi yatırıma teşvik eder, cimrilikten ve hırstan kurtarır.
14- Zekât, fertteki dünya sevgisine karşı bir ilaçtır.
15- Zekât, Müslüman’ı malın fitnesinden korur, zira mal evlat fitnedir.
16- Zekât, Müslüman’ı mali disipline sokar.
17- Zekât, ferde mali gücün önemini anlatır.


    B- ALAN AÇISINDAN ZEKÂTIN ÖNEMİ:

1- Zekât, alıcısını ihtiyaç esiri olmaktan kurtarır.
2- Zekât, fakiri çalışmaya teşvik eder. Bir hadis-i şerif şöyledir:
أليدالعلياخيرمن يدىالسفلى واليدالعليالمنفقة والسفلىالسآئلة.
“Veren el, alan elden hayırlıdır. Üstün ele gelince o harcayan, zekât-sadaka veren eldir. Alçak el ise dilenen eldir.”
İnsanların hayırlısı, halka hayırlı olandır. Hayır, seven kimse, hayra el uzatır. Yoksulların sıkıntısını giderir ve madden yardım eder. Harcayıp dağıtan kimse, yaptığı yardımlarla, aşırı mal düşkünlüğü hırsını içinden söküp atar. Halka müşfik bir baba gibi yardıma koştuğu için onun eli, Allah katında bir üstünlük kazanır.
3- Zekât, fakirin kıskançlık duygusunu köreltir. Zengine düşman olmasını önler. Fakirin zengine sevgi hisleriyle bağlanmasını sağlar.
4- Zekât, fakirin cemiyet içindeki itibarını yükseltir.

    ZEKÂTIN SOSYAL YARDIMLAŞMA YÖNÜNDEN ÖNEMİ
    Sadakanın faydaları çoktur:
    1- Malı temizler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:”Malınızdaki günah kirlerini sadaka ile temizleyin!” (T.Gafilin)
    2- Günahları temizler. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:”Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder.” (Tirmizi)
    “Sadaka, kibri ve övünmeyi yok eder.” (Tirmizi)
    3- Hastalıktan ve beladan korur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:“Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin! Sadaka her hastalığı ve belayı önler.” (Beyheki)
    “Sadaka vermekte acele edin; çünkü bela sadakayı geçemez.” (Beyheki)
    “Sadaka yetmiş kötülük kapısını kapatır.” (Taberani)
    “Sadaka Allahü teâlânın gazabını söndürür ve kötü ölümden korur.” (Tirmizi)
    “Gam ve sıkıntıları giderir, hastalıkları ve belayı önler. Düşmanlarınıza karşı size yardım eder ve şiddetli anlarda sizi sabırlı kılar.” (Deylemi)
    4- Muhtaçları sevindirir. Muhtaçları sevindirmek çok sevaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    “En faziletli amel, muhtaçlara yiyecek-giyecek vermek ve müminleri sevindirmektir.” (Taberani)
    5- Rızkı artırır, malı bereketlendirir. Şeytan, malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir, hayra harcamaktan alıkoyar, 'Yoksul olursun, elin daralır' diye korkutur. Allah yolunda harcamaktan korkmamalıdır. Kur’an-ı Kerimde mealen buyuruluyor ki:”Şeytan, malınızı hayra sarf ettirmemek için sizi yoksullukla korkutup cimri olmanızı emreder. Allah ise, [sadaka ve zekat verirseniz] mağfiret, lütuf, bolluk vaad eder.” (Bakara Suresi,268)
    “Gece gündüz, gizli açık, Allah yolunda mallarını infak edenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Bunlar için korku ve üzüntü yoktur.” (Bakara Suresi,274)
    “Allah için ne verirseniz, Allah onun yerine [daha iyisini, daha fazlasını] verir.” (Sebe Sures,39)
    “Mallarını Allah yolunda harcayanların hâli, 7 başak bitiren ve her başakta yüz dane bulunan bir tohuma benzer. Allah, [bire 700, hatta] dilediğine daha fazla da verir.” (Bakara Suresi,261)
    Allah’u Teâlânın rahmeti, ihsanı boldur. Zerre kadar bir iyiliğe dağlar kadar sevap verir. Mülk Onundur. Dilediğine dilediği kadar ihsan eder. Sadaka vermekle mal eksilmediği gibi bereketi de artar. Bereket, az bir şeyin çok şeye yetmesi demektir.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: ”Sadaka vermeye devam edenin rızkı artar ve duası kabul olur!” (İbni Mace)
    “Sadaka vermekle mal eksilmez”. (Tirmizi)
    Peygamber Efendimiz(s.a.v), Mirac gecesi, ekin ekip bir günde biçen bir topluluğu gördü. Biçtiği mahsul yeniden eski haline dönüyordu. Bunların kim olduğunu sorunca, Cebrail aleyhisselam, “Bunlar Allah yolunda cihad edenlerdir. Bunların bir iyiliğine yedi yüz misli sevap verilir. Harcadıklarının yerine yenisi verilir” dedi. (Bezzar)
    6- Kıyametin dehşetinden korur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:”Sadaka, kabir azabından korur, Kıyamette sahibini himayesine alır.” (Beyhaki)
    7- Cehennemden kurtarır, Cennete kor ve derecesini yükseltir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:”Allah rızası için verilen sadaka, Cehennem ateşinden korur.” (Taberani)
    “Yarım hurma da olsa, sadaka vererek Cehennemden korunun!” (T.Gafilin)
    8- Sevabı artırır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:”Malını Allah yolunda harcayanın sevabı 700 misline kadar artar.” (Beyhaki)
    En iyi sadaka En iyi sadaka, öldükten sonra da amel defterimize sevap yazdıran sadakadır. Buna cari sadaka [gelir getirmeye devam eden sadaka] veya sadaka-i cariye denir. Sadaka-i cariye, cami, çeşme, yol yapmak, ağaç dikmek, faydalı ilmi eser bırakmak gibi insanlara faydası dokunan her çeşit iyi işlerdir. Bir hadis-i şerifte: ”İnsan ölünce, üç şey hariç ameli kesilir: “Sadaka-i cariye, faydalı ilmi eser bırakmak veya ona dua ve istiğfar edecek salih evlat.” (Müslim)
    Herkes cari sadaka olarak cami yaptıramaz, ilmi eser yazamaz. Ama kolayı var. Faydalı bir eserin dağılmasına sebep olmak da, o kitabı yazmak gibi sevap getirir. Bir hadis-i şerifde:
    “Mümine, öğrenip yaydığı ilmin sevabı, ölümünden sonra da devam eder.” (İbni Mace)
    Faydalı eserden maksat, dinimize dünyamıza faydalı olan her eser buna dâhildir. Fıkıh kitabı, tefsir kitabı, ilmihal kitabı, tıp, fizik, kimya kitabı faydalı kitaplardandır. Kasetler, CDıler, filmler faydalı olmak şartı ile hepsi sadaka-i cariye hükmündedir. Faydalı olmak şartı ile bir radyo, bir televizyon, bir gazete, bir dergi, bir internet sitesi gibi her çeşit yayın, sadaka-i cariyeye dâhildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: ”Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana yüz şehit sevabı vardır.” (Hâkim)
    Zekât fakirin, zenginin malında Allah tarafından tayin edilen hakkıdır. Zenginlik, Allah’ın kullarına bahşettiği bir nimettir. Zekât, bu nimet karşısında Allah’ın açtığı ilahi sınavı kazanmak, nefse ve şeytana galip gelmektir. Zekât vermek için zengin olmak gerekir. Görülüyor ki, Müslümanların, miskinlik, fakirlik ve ataletten kurtulup zengin olmalarını Allah istemektedir. Helalinden kazanmak ve kazandığını dünya ve ahiret uğruna değerlendirmek bir Müslüman için en büyük bahtiyarlıktır.
    “Veren el, alan elden hayırlıdır.” hadisi bizi veren el sahibi olmamıza davet etmektedir. Gerçekten vermek, almaktan daha zevklidir. Yoksul ve muhtaç bir insana yardım ederek, onun yüzünü güldürüp sevindirmek kadar yüksek bir manevi haz düşünülebilir mi? Allah yolunda samimiyet ve ihlâsla yapılan harcamaların en garantili ve verimli birer yatırım olduğu bilinmelidir. İnsan bu dünyada ne ekerse öbür âlemde onu biçer. İnsanoğlu ölünce maddi âlemden, kefenden başka bir şey götüremeyeceğine göre, bu yatırımın anlam ve değeri daha iyi anlaşılır. İşte Allah yolunda verilen zekât, sadaka ve fitreler ve diğer samimi hayırlar, insanı madde karşısında yücelten ve ona hakiki insanlık zevkini tattıran birer sosyal ibadettir. Bu konuyu birkaç madde halinde özetleyelim:
    1-) Zekât, malın stok edilmesini önler. İslam’ın esaslarından biri olan bu emir, malın fert elinde stok edilmesini önler. Malın iş sahasına çevrilmesini sağlar. Zekât, paradan kırkta bir, Toprak mahsullerinden onda bir oranında alınır. Bu demektir ki, kırk sene harcamayan para, on sene elde tutulan toprak mahsulleri, ferdin elinden alınır. Zekât, malı cemiyetinden hizmetinde kullanmayı, onu iş sahasında döndürmeyi ön görmektedir.
    2-) Zekât, toplumda bir orta sınıf meydana getirir. Zekât, cemiyette malın varlıklı sınıflardan fakir sınıflara aktarılmasını sağlar. Malın toplumda yalnız zenginler elinde dolaşması, zengin sınıfı daha zengin, fakirleri daha fakir duruma düşürür. Hâlbuki Allah, malı yalnız bir sınıfın faydalanması için değil, bütün insanların istifadesi için yaratmıştır. Herkesin dünya malından faydalanması gerekir. Aksi halde toplumda saadet düşünülemez.
    3-) Zekât, toplumun fertlerini birbirine kenetler. Zekât, bir yardımlaşma olması açısından toplumun fertlerini birbirine şefkat, sevgi ve saygı bağlarıyla bağlar. Aralarındaki kıskançlık, düşmanlık ve kötü bakış duygularını yok eder. Zenginlere şükretmeyi ve şefkati; fakirlere de duacı olmayı öğretir. Böylece toplumda karşılıklı sevgi saygı hisleri belirmeye başlar.


    DÜNYANIN KIVAMI, HUZUR VE SAADETİ, ŞU DÖRT ŞEYE BAĞLIDIR:

    A-) ÂLİMLERİN İLMİNE: Eğer âlimlerin ilmi olmasaydı, cahiller helake giderdi.
    B-) AMİRLERİN ADALETİ: Amir ve idarecilerde adalet olmazsa, insanlar birbirlerini kurdun koyunu parçaladığı gibi parçalar ve yer.
    C-) ZENGİNLERİN CÖMERTLİĞİ: Eğer zenginlerin cömertliği olmasaydı fakirler helake giderdi.
    D-) FAKİRLERİN DUASI: Eğer fakirlerin duası olmasaydı, zenginler helake giderdi.

    4-) Zekât, toplumu temizler. Zekât, ferdi ve malını manevi kirlerden temizlediği gibi, cemiyeti de bu kirlerden muhafaza eder. Zekâtı ödenmeyen mal, sahibine ve bilhassa cemiyete zehir saçar. Manen kirletir. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Mallarınızı zekâtla koruyun. Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Bela dalgalarına karşı dua ve tazarru ile koyun.”
    Zekâtı verilen malı Allah her türlü afattan, yangın ve sel felaketinden korur. Akıllı mümin de malının muhafazası için zekâtı hak sahibine verir. Nafile sadaka vermek te hastalarımızın şifa bulmalarına vesile olur. Bunun için mümin her zaman sadaka verir. Mümin dua etmekle bela ve musibet dalgalarına karşı koyar. Beladan ve musibetten kendini korumuş olur. Onun için de çok dua ve tazarruda bulunmaya ihtiyacımız vardır.
    Hasan(r.a) anlatıyor: “Bir gün Peygamberimiz (s.a.v), etrafında halkalanan ashabına yukarıda bahsi geçen hadisi anlatıyordu. Yanlarına bir Hıristiyan uğradı. Peygamberimiz (s.a.v)’in zekât hakkındaki sözlerini dinledi ve gidip malının zekâtını verdi. Bu Hıristiyan tüccarın bir de ortağı vardı ki, o sırada Mısır’a gitmişti. Tüccar, malının zekâtını verirken içinden şöyle geçirmişti: “Eğer Muhammed’in (s.a.v) söyledikleri doğru ise ortağım malı birlikte sağ-salim döner. Ben de iman edip Müslüman olurum. Eğer Muhammed (s.a.v) yalan söyleyip milleti kandırıyorsa, ortağım sağ-salim dönmez, onu yolda hırsızlar soyarlarsa, ben o zaman kılıcımı çekip, Muhammed’e (s.a.v) cevap veririm.”
    Bir aralık kervandan bir mektup gelir. Hırsızlar kervanın yolunu kesmiş, bütün ağırlıkları soyup kaçmışlardır. Ne mal ne elbise, hiçbir şey bırakmamışlardır. Mektubu okuyup, derin bir üzüntüye kapılan Hıristiyan tüccar, hemen kılıcını kuşanır. Peygamber (s.a.v)’e savaş açmak üzere yola çıkar. Tam o anda ortağından ikinci bir mektup daha alır. Bu mektupta ortağı, kendisinin ve mallarının kurtulduğunu, kendisinin, kervanın soyulduğu sırada kervanın gerisinde olduğunu, bu nedenle soygundan kurtulduğunu anlatır. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v)’in hak ve doğru söylediğine inanan Hıristiyan tüccar, Peygamberimiz (s.a.v)’in huzuruna gelerek: “Ey Allah’ın Resulü! Bana İslam’ı açıkla, iman edeceğim.” dedi ve iman etti.”

Etiketler: Zekatın Önemi | Mekteb-i Derviş

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi
Benzer Konular